İsrail'in Filistinli şehitlerin naaşlarını alıkoyma politikası, hem yaşayanlar hem de hayatını kaybedenler için büyük bir hak ihlaline dönüşmüş durumda. Haaretz gazetesinin Çarşamba günü yayımladığı rapora göre, İsrail elinde 766 Filistinli ile 10 farklı uyruktan kişinin cenazesini tutuyor. Bu rakamlar, İsrail'in cenazeleri birer "pazarlık unsuru" olarak kullandığına dair eleştirileri yeniden alevlendirdi.

Gazze'ye dönüş: İsrail'in tehcir politikası ve halkın direnişi
Gazze'ye dönüş: İsrail'in tehcir politikası ve halkın direnişi
İçeriği Görüntüle

Askeri Üslerdeki Dondurucular ve Cezaevi Ölümleri

Raporun en dikkat çekici kısımlarından biri, 520 cenazenin askeri bölgelerdeki dev dondurucularda saklanıyor olması. Ayrıca, cezaevlerinde işkence veya ihmal sonucu ölen 53'ü Gazze, 32'si Batı Şeria ve 3'ü 1948 sınırları içerisinden olan toplam 88 esirin cenazesinin de hala bırakılmadığı belirtiliyor. Ulusal Kampanya yetkilileri, Gazze'den alıkonulan ve tam sayısı bilinmeyen binlerce şehit nedeniyle gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceği konusunda uyarıyor.

Rakamlar Mezarlığı ve Organ Hırsızlığı İddiaları

"Rakamlar Mezarlığı", cenazelerin isimleri yerine sadece güvenlik dosyalarındaki numaralarla işaretlendiği gizli defin alanlarını ifade ediyor. Bu mezarlıkların birçoğu Ürdün Vadisi ve kuzey bölgelerinde yer alıyor. Ulusal Kampanya'nın sunduğu raporlar, geçmiş yıllarda Abu Kabir Adli Tıp Enstitüsü'nün şehitlerin organlarını çaldığına ve bu organların tıbbi ekipman karşılığında takas edildiğine dair ciddi iddiaları da içeriyor.

Bu sistematik uygulama, sadece Filistinli ailelerin yas tutma hakkını ellerinden almakla kalmıyor, aynı zamanda BM ve uluslararası hukuk nezdinde "toplu cezalandırma" olarak nitelendiriliyor. Aileler, sevdiklerini dini vecibelere uygun şekilde defnedebilmek için yıllardır süren hukuki mücadelelerine devam ediyor.