İran İslam Cumhuriyeti, ABD ve İsrail’den yükselen askeri operasyon tehditlerine karşı diplomatik taarruz başlattı. İran'ın BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilciliği, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi’ye resmi bir mektup göndererek Washington ve Tel Aviv’in tutumunu "pervasızlık" olarak nitelendirdi.
"Uluslararası Güven Zedeleniyor"
İran’ın gönderdiği mektupta, barışçıl nükleer tesislere yönelik saldırı söylemlerinin sadece bölgesel değil, küresel bir kriz doğuracağı vurgulandı. Mektupta öne çıkan kritik başlıklar şunlar oldu:
-
Normalleşme Riski: Nükleer tesislere saldırı tehditlerinin bir siyasi araç olarak normalleştirilmesinin, UAEA’nın denetim ve doğrulama çalışmalarına olan güveni yok edeceği belirtildi.
-
NPT Vurgusu: Bu tür tehditlerin, "Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Rejimi" (NPT) açısından geri dönülemez sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.
-
Hesap Verebilirlik: Tahran yönetimi, bu tür "pervasız" tehditlerin sorumlularının uluslararası toplum önünde hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Kritik Zirvenin Ardından Gelen Tehditler
Diplomatik gerilimin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın, hakkında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından tutuklama kararı bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmeyle ateşlenmişti.
Görüşme sırasında Trump, İran’ın nükleer programına yönelik sert askeri seçeneklerin masada olduğunu ima etmişti. İran tarafı ise bu açıklamaların, UAEA'nın tarafsızlığını ve kurumun güvenilirliğini doğrudan tehdit ettiğini savunuyor.




