Belçika, tarihinin en büyük cezaevi krizlerinden biriyle boğuşuyor. Ülkedeki ceza infaz kurumlarındaki aşırı doluluk oranı, sadece bir lojistik sorun olmaktan çıkıp kamu güvenliğini tehdit eden bir krize dönüştü. Flamanca yayın yapan De Morgen gazetesinin ortaya koyduğu verilere göre; ülkede cezası kesinleşmiş ancak cezaevlerinde yer olmadığı için dışarıda bulunan hükümlü sayısı 3 bin 200'ü aştı.
Bakanlıktan tartışmalı çözüm: "Erken bırakalım"
Adalet Bakanlığı, federal hükümetten "acil müdahale" talep ederken, Adalet Bakanı Annelies Verlinden masaya radikal bir öneri koydu. Bakanın planına göre:
-
Mevcut sistemde mahkumların beklenen tahliye tarihlerinden 6 ay önce serbest bırakılmasına izin veren yasa esnetilecek.
-
Bu süre 1 yıla çıkarılarak cezaevlerindeki yoğunluk azaltılmaya çalışılacak.
Koalisyonda 'Güvenlik' çatlağı
Ancak bu plan, Brüksel'deki siyasi dengeleri sarstı. Dün yapılan kabine toplantısında bir uzlaşı çıkmazken, federal hükümetin koalisyon ortakları plana sert çıktı.
Sağ eğilimli Yeni Flaman İttifakı (N-VA) ve liberal Frankofon parti MR, bu hamlenin "tehlikeli mahkumların" sokağa salınmasına yol açacağını savunarak değişikliği veto etti. Ortaklar, uyuşturucu kaçakçılığı ve şiddet suçlarının arttığı bir dönemde bu adımın büyük risk taşıdığını vurguluyor.
Sistem neden tıkandı?
Belga haber ajansının analizine göre, krizin temelinde sadece suç oranları yatmıyor. Yargı sistemi şu yapısal sorunların altında eziliyor:
-
Yetersiz Finansman: Bütçe kesintileri yeni hapishane inşasını ve personel alımını engelliyor.
-
Uyuşturucuyla Savaş: Liman kenti Anvers üzerinden yürüyen uluslararası uyuşturucu trafiği, tutuklu sayısını patlattı.
-
İçerideki Kaos: Cezaevlerinde hijyen problemleri, personel eksikliği ve artan şiddet olayları sistemi felç etmiş durumda.
Tüm bu tablo, Belçika vatandaşlarının adalet sistemine olan güveninin hızla erimesine neden oluyor.




