Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yerel televizyon kanallarına verdiği mülakatta, Gazze’de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) kapsamında bölgeye asker gönderilmeyeceğini kesin bir dille açıkladı. Aliyev, Azerbaycan’ın stratejik önceliklerini ve tarihsel tecrübelerini merkeze alan açıklamasında, Bakü’nün bu tür riskli operasyonlara katılımının söz konusu olmadığını belirtti.
"Zor Günümüzde Yalnız Bırakıldık"
Aliyev, Azerbaycan’ın geçmişte yaşadığı çatışma dönemlerinde (Karabağ savaşları) uluslararası arenada yalnız bırakıldığını hatırlatarak, mevcut kararın arkasındaki temel motivasyonu şu sözlerle özetledi:
"Azerbaycanlıların hayatını ve sağlığını hiç kimse için riske atmayacağız. Biz zor durumdayken yalnız bırakıldık. Filistin'e duyduğumuz sempatiye rağmen, o da bizi korumadı."
Bu çıkış, Azerbaycan’ın dış politikasında "karşılıklılık" ve "milli güvenlik" dengesini ne kadar hassas tuttuğunu bir kez daha gösterdi. Aliyev, Azerbaycan halkının evlatlarını belirsiz görev tanımları olan bir misyon için tehlikeye atmayacağının altını çizdi.
ABD’nin İddialarına Yalanlama
ABD’nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi Mike Waltz’ın, Azerbaycan’ın bu güce katılmayı kabul ettiğine dair açıklamalarını "asılsız" olarak nitelendiren Aliyev, Washington’a konuyla ilgili 20 sorudan oluşan bir teknik belge gönderdiklerini bildirdi. Bu sorulara tatmin edici yanıtlar gelmeden ve operasyonun niteliği (insani yardım koruması mı yoksa muharebe mi?) netleşmeden herhangi bir adım atılmayacağını belirtti.
"Arap İşlerine Arap Ülkeleri Karar Vermeli"
Filistin davasına olan desteğin sürdüğünü ve Bakü’deki Filistin Büyükelçiliği’nin Azerbaycan’ın mali desteğiyle ayakta kaldığını hatırlatan Aliyev, bölgesel sorunların çözümü konusunda prensip kararını açıkladı:
-
Egemenlik İlkesi: Arap ülkelerinin iç işlerine ve bölgesel sorunlarına yine Arap devletleri karar vermelidir.
-
Müslüman Dayanışması: Arap olmayan Müslüman ülkelerin bu süreçte en öne atılmasının doğru bir strateji olmadığını savundu.
Bu açıklama, Türkiye'nin Gazze'deki "istikrar gücü" için desteklendiği bir dönemde Azerbaycan’ın daha temkinli ve "kendi sınırları içinde kalma" odaklı bir politika izleyeceğini tescillemiş oldu.




