Amerikalı medya analisti ve The Column platformunun kurucusu Adam Johnson, ABD ve İsrail’in İran operasyonu sırasında Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen saldırının Amerikan ana akım medyasında kasten gölgelendiğini duyurdu. En az 168 kız öğrencinin hayatını kaybettiği bu facianın, 1995’teki ünlü Oklahoma City bombalamasıyla eşdeğer bir can kaybına sahip olmasına rağmen, ABD’nin en büyük gazetelerinde hak ettiği yeri bulamadığı belirtildi.
Duygusal Haberleştirme vs. İstatistiki Geçiştirme
Johnson’ın sabah ve akşam bültenleri üzerine yaptığı inceleme, çarpıcı bir çifte standardı gözler önüne seriyor:
-
Hümanizasyon Farkı: NBC’den Richard Engel, bir İran füzesiyle ölen 9 kişi için olay yerinden duygusal ve detaylı bir rapor sunarken; aynı programda 168 İranlı öğrencinin ölümü hiç anılmadı.
-
Kaynağı Küçümseme: Büyük kanallar, Minab’daki ölümleri bağımsız bir haber olarak vermek yerine, İran resmi makamlarının veya Kızılay’ın "iddiası" olarak nitelendirip güvenilirliğini sarsmaya çalıştı.
Yapısal Taraflılık: "Ucuz" Doğu Kanı
Adam Johnson, Batı medyasındaki bu tutumu "yapısal taraflılık" olarak tanımlıyor. CBS kanalının, İsrail ordusu sözcüsü Idav Shoshani’ye hiçbir eleştirel soru sormadan sorumluluğu reddetme alanı tanıdığını belirten Johnson, gazetecilerin adeta ordunun halkla ilişkiler uzmanı gibi davrandığını savundu.
Analizde, Gazze’de ölen 20 binden fazla çocuğun ABD medyasında yarattığı "ahlaki sessizliğin" bir uzantısının Minab’da yaşandığı ifade edildi. Johnson’a göre, eğer bu çocuklar İsrail’deki bir okulda ölseydi, dünya haftalarca bu haberi konuşacaktı; ancak İranlı çocuklar Batı medyasının gözünde sadece birer "yan hasar" (collateral damage) olarak kalıyor.
Sonuç olarak Johnson, Batı medyasının insan hayatına verdiği değerin evrensel ahlaki ilkelerden ziyade, kurbanın siyasi kimliği ve aidiyetiyle belirlendiği yönündeki acı gerçeği bir kez daha teyit ettiğini vurguladı.





