Paris’te gerçekleştirilen beşinci tur müzakerelerin ardından, Orta Doğu’nun kaderini değiştirecek en somut adım atıldı. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail Devleti ve Suriye Arap Cumhuriyeti, yayımladıkları üçlü ortak deklarasyonla, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi için kapsamlı bir "Ortak Füzyon Mekanizması" (Joint Fusion Mechanism) kurulduğunu dünyaya ilan etti. Bu deklarasyon, Başkan Trump’ın geçtiğimiz hafta Mar-a-Lago’da Başbakan Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından diplomatik sürecin ulaştığı en yüksek noktayı temsil ediyor.
Ortak Füzyon Mekanizması: İletişimden İstihbarata
ABD’nin denetimi ve garantörlüğü altında çalışacak olan bu özel iletişim birimi, sadece askeri bir koordinasyon merkezi değil, aynı zamanda diplomatik ve ticari bir köprü görevi görecek. Deklarasyonda mekanizmanın temel görevleri şu şekilde tanımlandı:
-
İstihbarat Paylaşımı: Sahadaki tehditlerin ve asimetrik risklerin anlık takibi.
-
Askeri Gerilimi Azaltma: Sınır hattındaki yanlış anlaşılmaların ve çatışma risklerinin süratle çözümü.
-
Diplomatik ve Ticari Angajman: İki ülke arasında ekonomik refahı artıracak yeni yatırım fırsatlarının koordinasyonu.
"Yeni Bir Sayfa Açılıyor"
Ortak bildiride, "Egemen uluslar saygılı ve verimli bir şekilde iş birliği yaptığında, refahın önü açılacaktır" vurgusu yapılırken, bugünkü görüşmelerin "görkemli" ruhuna atıfta bulunuldu. Taraflar, bu mutabakatın gelecek nesillerin yararına ilişkilerde yeni bir sayfa açma kararlılığını yansıttığını belirtti. Washington kanadı ise bu adımı, Trump’ın Orta Doğu vizyonunun "güç yoluyla barış" (peace through strength) stratejisinin en büyük zaferi olarak nitelendiriyor.
[Image: A symbolic map of the Levant highlighting the new 'Fusion Zone' for security and economic cooperation]
Analistler, bu mekanizmanın özellikle Güney Suriye ve Golan hattındaki İran etkisini minimize edeceğini ve Suriye’nin yeniden inşası sürecini (Sezar Yasası’nın kaldırılması sonrası) hızlandıracağını öngörüyor. Paris’teki bu tarihi imza, bölgedeki geleneksel düşmanlıkların yerini "stratejik bir zorunluluk" temelinde iş birliğine bıraktığının en açık kanıtı oldu.




