New York Times’ta yayınlanan "Trump İran ile Tehlikeli Bir Oyun Oynuyor" başlıklı makalede Peter Klein, Başkan Trump’ın İran halkına yaptığı "kendi kaderinizi elinize alın" çağrısını sert bir dille eleştirdi. Klein, bu tür çağrıların Amerikan dış politikasında bir gelenek olduğunu ancak neredeyse her seferinde trajedilerle sonuçlandığını vurguladı:

  • 1956 Macaristan: ABD destekli radyolar halkı ayaklanmaya teşvik etti, ancak Sovyet tankları şehre girdiğinde beklenen Amerikan yardımı hiç gelmedi.

    İsrail İran Savaşı'nda ikinci safhaya geçti
    İsrail İran Savaşı'nda ikinci safhaya geçti
    İçeriği Görüntüle
  • 1961 Domuzlar Körfezi: Kübalı muhaliflere verilen hava desteği sözü tutulmadı, yüzlerce kişi öldü ve Castro daha da güçlendi.

  • 1991 Irak: George H.W. Bush’un çağrısıyla ayaklanan Iraklılar, Saddam Hüseyin tarafından kanlı bir şekilde bastırılırken ABD müdahale etmemeyi seçti.

İran’daki Dev Engeller

Yazar, İran’da bir rejim değişikliğinin önündeki en büyük engelin, halkın güvenebileceği organize bir muhalefet liderliğinin bulunmaması olduğunu belirtiyor. Ayrıca, Devrim Muhafızları gibi sadık ve güçlü bir yapının varlığı, askeri ve lojistik destek olmaksızın bir halk isyanının başarı şansını sıfıra indiriyor.

İranlıların hafızasında 1953 yılında demokratik yollarla seçilmiş Muhammed Musaddık’ın CIA yardımıyla devrilmesinin hala taze olduğunu hatırlatan Klein, Washington'ın niyetlerine yönelik derin bir güvensizlik olduğunu ifade etti.

Boşluktan Doğan Kaos Riski

Makalede, olası bir ayaklanmanın başarıya ulaşması durumunda bile, Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi ülkenin parçalanabileceği ve kontrol edilemez bir otorite boşluğu doğabileceği uyarısı yapıldı. Klein, Trump yönetiminin askeri hedeflerine ulaştıktan sonra İran halkını kaderine terk edip etmeyeceği sorusunu sordu.

"Özgürlük söylemi ucuzdur ama onu hayata geçirmenin bedeli çok yüksektir," diyen yazar, İranlıların ABD’nin vaatlerine güvenmeden önce tarihten ders çıkarması gerektiğini savundu.

Orta Doğu Haber