Başkan Donald Trump'ın İran üzerindeki baskıyı artırarak bölgeye devasa bir donanma ve hava filosu sevk etmesi, Washington'da "savaşın kaçınılmazlığı" tartışmalarını alevlendirdi. Uzmanlar, Trump'ın geçmişteki diplomatik manevralarından çok daha sert bir çizgide ilerlediğini belirtiyor. Ancak bu hamlelerin nihai bir stratejiye mi hizmet ettiği, yoksa kontrolsüz bir çatışma sarmalına mı yol açacağı sorusu hala belirsizliğini koruyor.
ABD'li Uzmanların İran Senaryoları Karşılaştırması:
| Uzman | Temel Öngörü | Olası Risk Faktörü |
| Ryan Crocker | Kademeli askeri baskı. | Sistemin çökmesi ve iç savaş. |
| Jonathan Panikoff | Belirsiz strateji. | Küresel siber ve terör saldırıları. |
| Dennis Ross | "Hata yapma" payı üzerine oyun. | Petrol fiyatlarında ani yükseliş. |
| Ray Takeyh | Misilleme döngüsü. | Kongre denetimi eksikliği. |
| Arash Azizi | Sürpriz bir anlaşma. | Bölgesel istikrarsızlığın yayılması. |
| Robin Wright | Uluslararası muhalefet. | Afganistan ve Irak benzeri hatalar. |
| Ian Bremmer | Sınırlı ve özgüvenli saldırı. | Hürmüz Boğazı'nın kapatılması. |
Rejim Değişikliği mi, Yoksa Kaos mu?
Eski Büyükelçi Ryan Crocker, İran'ın nükleer programdan ve bölgesel vekillerinden vazgeçmesinin rejim için "intihar" anlamına geleceğini, bu nedenle Tahran'ın geri adım atmayacağını savunuyor. Crocker'a göre, saldırıların rejim değişikliğine kadar genişlemesi durumunda İran'da askeri bir cunta başa geçebilir ve ülke geniş çaplı bir şiddet sarmalına sürüklenebilir. Ian Bremmer ise Trump'ın Kasım Süleymani suikastı ve son dönemdeki askeri operasyonlardan aldığı özgüvenle, düşük riskli görülen "sınırlı saldırı" seçeneğine daha yakın olduğunu belirtiyor.
Hürmüz Boğazı ve Petrol Krizi
Dennis Ross ve Jonathan Panikoff gibi isimler, savaşın sadece askeri alanda kalmayacağı uyarısında bulunuyor. İran'ın köşeye sıkışması durumunda petrol fiyatlarını altüst edecek saldırılar düzenleyebileceği ve kritik bir enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nı bloke edebileceği vurgulanıyor. Ayrıca, ABD'nin İranlı protestoculara verdiği yardım sözlerini tutmamasının, Tahran yönetimini Washington'ın tehditlerine karşı daha cüretkar hale getirebileceği ifade ediliyor.




