Orta Doğu'da askeri ve siyasi ittifaklar tarihin en akışkan dönemlerinden birini yaşıyor. Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması, bölgede "üçlü bir stratejik pakt" kurulabileceği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Türkiye'nin bu denkleme dahil olma ihtimali, bölgesel güç dengelerini kökten değiştirebilecek bir senaryo olarak değerlendiriliyor.

Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti: Zeytin ağaçları söküldü
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti: Zeytin ağaçları söküldü
İçeriği Görüntüle

Üçlü ittifak ihtimali ve stratejik derinlik

Siyasi analist Atıf el-Cevlani'ye göre, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki anlaşma, taraflardan birine yapılan saldırının diğerine yapılmış sayılacağı bir ortak savunma ilkesine dayanıyor. Cevlani, bu sürece nükleer güç Pakistan ve modern orduya sahip Türkiye'nin de eklenmesinin; Suudi Arabistan'ın mali gücüyle birleşerek bölgede eşi benzeri görülmemiş bir savunma bloku oluşturabileceğini ifade ediyor. Bu gelişme, aynı zamanda Riyad'ın "İtidal Ekseni" olarak bilinen eski ittifak yapılarından uzaklaşarak yeni arayışlara girdiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

ABD faktörü ve savunma anlaşmasının sınırları

Askeri uzman Muhammed el-Mağaribe ise bu iddialara daha ihtiyatlı yaklaşıyor. Üçlü bir askeri ittifaka dair resmi kaynakların henüz somut bir veri paylaşmadığını belirten Mağaribe, Batı medyasında çıkan haberlerin operasyonel ayrıntılardan yoksun olduğunu vurguluyor. Özellikle Türkiye'nin NATO üyeliği ve Başkan Donald Trump ile olan hassas dengeler nedeniyle, ABD ve İsrail çıkarlarıyla doğrudan çatışabilecek bir askeri pakta girmesinin düşük bir ihtimal olduğunu savunuyor.

İran stratejisi: Doğrudan savaş mı iç müdahale mi?

Bölgedeki gerilimin ana kaynağı olan İran konusunda ise farklı bir stratejinin izlendiği belirtiliyor. Mağaribe, ABD ve İsrail'in İran ile doğrudan bir savaşa girmek yerine, Tahran yönetimini iç muhalefet ve medya operasyonlarıyla zayıflatmayı tercih ettiğini ifade ediyor. Bu stratejinin temel amacı, İran'a doğrudan bir misilleme bahanesi vermeden rejimi içeriden sarsmak olarak öne çıkıyor. Bu süreçte BM ve uluslararası kurumların diplomatik tutumu da bölgedeki yeni ittifak arayışlarını şekillendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Orta Doğu Haber