Sudan’da devam eden iç çatışmaların sivil halk üzerindeki etkisi, hükümet yetkilileri tarafından açıklanan verilerle sarsıcı bir boyuta ulaştı. Sudan Sosyal Kalkınma ve İnsan Kaynakları Devlet Bakanı Selime İshak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) kontrolündeki bölgelerde yaşanan insanlık dışı uygulamaları ve uluslararası hukuka aykırı faaliyetleri detaylandırdı. Bakan İshak, özellikle çocukların zorla silah altına alınması ve kadınlara yönelik sistemli istismarlar konusunda dünyaya çağrıda bulundu.
İnsan Ticareti ve Zorla Alıkoyma Faaliyetleri
Bakan İshak, Kahire’de sivil toplum temsilcileriyle yaptığı görüşmede, çatışma bölgelerinden kaçırılan genç kızların komşu ülkelerde insan ticaretine konu edildiğine dair raporlar aldıklarını belirtti. Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerin sınır bölgelerinde yaşanan bu trajik durumların, bölgesel bir güvenlik ve insan hakları krizine dönüştüğü vurgulandı.
-
Mülkiyet İhlalleri: "Firavun" lakaplı bir saha komutanının, bölge halkının ziynet eşyalarına zorla el koyarak halk arasında derin bir korku yaydığı ifade edildi.
-
Zorla İstihdam: Batı ve Güney Kordofan eyaletlerinde gençlerin ve çocukların rızaları dışında çatışmalara dahil edildiği bildirildi.
Mağduriyetlerin İstatistiki Boyutu
Sistemli istismar ve cinsel saldırı vakalarının, bir baskı unsuru olarak kullanıldığına dikkat çeken Bakan, sahadaki verileri şu şekilde özetledi:
-
Kayıt Altına Alınan Vakalar: Faşir bölgesinde yaklaşık 1.844 kadının ağır istismara maruz kaldığı belgelendi.
-
Küçük Yaştaki Mağdurlar: Mağdurların önemli bir kısmının 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu, en küçük mağdurların ise henüz bebeklik çağında olduğu trajik bir gerçek olarak paylaşıldı.
-
Psikolojik Baskı: Yaşanan mağduriyetlerin görüntülenerek aileler üzerinde bir utanç ve baskı aracı olarak kullanıldığı aktarıldı.
Sosyal ve Sağlık Sistemindeki Tıkanıklık
Yaşanan ağır süreçlerin ardından ortaya çıkan hamilelik vakaları ve psikolojik travmalar, Sudan’daki çökmüş sağlık sistemi nedeniyle çözümsüz kalıyor. Bakan İshak, sosyal baskılar ve hukuki belirsizlikler nedeniyle pek çok kadının yardım almaktan çekindiğini ifade etti.
"Mağdurların büyük bir kısmı ağır psikolojik krizlerle mücadele ediyor. Sağlık sisteminin işlevsizliği ve toplumsal yargılar, bu kişilerin rehabilitasyon sürecini imkansız hale getiriyor."
Bakanlık, ordunun kontrolü geri aldığı bölgelerde kimliğini dahi hatırlayamayacak kadar ağır travma geçirmiş kadınlara ulaşıldığını ve bu kişilerin acil uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu yineledi.




