ABD'nin İsrail ile birlikte İran'a yönelik başlattığı ve "Görkemli Öfke" (Epic Fury) adını verdiği operasyonun siyasi hedefleri netleşiyor. Washington Post gazetesinin ulaştığı bilgilere göre, Başkan Donald Trump askeri müdahaleyi Amerikan halkını korumak ve "yakın bir tehdidi ortadan kaldırmak" için zorunlu bir adım olarak görüyor. Trump'ın, Orta Doğu'daki Amerikan müdahalelerini eleştiren geçmiş tutumundan sıyrılarak, olası sivil ve askeri kayıpları barındıran bu operasyonu "soylu bir görev" olarak tanımlaması, Washington'ın stratejisinde tarihi bir kırılmaya işaret ediyor.
Trump'ın Dış Politikasındaki Keskin Dönüş:
| Politika Başlığı | Önceki Dönem ("Önce Amerika") | Mevcut Durum ("Görkemli Öfke") |
| Orta Doğu Stratejisi | "Sonsuz savaşları" bitirme ve bölgeden çekilme. | 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük askeri yığınak. |
| Müdahale Gerekçesi | Yabancı topraklarda Amerikan kanı dökmeme. | Nükleer tehdit ile 1979 ve 1983 saldırılarının hesabı. |
| Siyasi Hedef | İç işlerine karışmama ve izolasyonizm. | İran rejimini devirme ve halkı "özgürleştirme". |
| Askeri Risk Algısı | Maliyet ve can kaybından kaçınma. | Büyük siyasi ve insani riskleri göze alan proaktif savaş. |
Tarihi Hesaplaşma ve Halka "İsyan" Çağrısı
Haberin detaylarına göre Trump, bu operasyonu meşrulaştırmak için tarihi husumetleri de masaya sürdü. 1979 yılındaki İslam Devrimi sırasındaki Amerikan rehine krizi, 1983'te Beyrut'taki ABD Deniz Piyadeleri (Marines) kışlasının bombalanması ve 2000 yılındaki USS Cole muhribine yapılan saldırılar, operasyonun tarihsel intikam gerekçeleri olarak sunuldu.
Trump, Florida'daki malikanesinden Truth Social platformu üzerinden yaptığı açıklamada doğrudan İran halkına seslendi. İran'ın füze cephaneliğini yok etme sözü veren ABD Başkanı, "Biz işimizi bitirdiğimizde, hükümetinizin kontrolünü elinize alın. Ülkenizi teslim alacaksınız. Bu, nesiller boyunca karşınıza çıkacak tek fırsat olabilir" diyerek açık bir halk ayaklanması çağrısı yaptı. Trump'ın ocak ayındaki protestolarda da "Yardım yolda" mesajı verdiği hatırlatıldığında, mevcut askeri harekatın bu vaadin fiili bir uygulaması olduğu anlaşılıyor.
Harekatın Sınırları ve JD Vance'in Güvencesi
Askeri sahadaki gerçeklik ise şiddetini artırıyor. ABD ordusunun operasyon kapsamında savaş gemilerinden fırlatılan Tomahawk füzelerini ve hem deniz hem de hava kuvvetlerine ait savaş uçaklarının ağır mühimmatlarını kullandığı belirtiliyor. İsrail'in de aktif rol aldığı bu süreçte, İran ordusu Amerikan üslerine ve İsrail hedeflerine insansız hava araçları ve füzelerle karşılık vermeye devam ediyor.
Ancak Washington Post, Amerikan yönetiminin operasyonun ne kadar genişleyeceğine veya kara birliklerinin (kara harekatı) katılıp katılmayacağına dair henüz net bir sınır çizmediğine dikkat çekiyor. Buna karşın Başkan Yardımcısı JD Vance'in "Bu hareketin Orta Doğu'da uzun vadeli bir savaşa dönüşmeyeceği" yönündeki önceki açıklamaları, yönetimin askeri tırmanışı belirli bir seviyede tutmaya çalıştığının sinyali olarak yorumlanıyor.





