İşgal altındaki Kudüs'ten gelen haberlere göre, İsrail'in İran'a yönelik askeri harekatının adı "Yahuda Kalkanı"ndan **"Aslan Kükremesi"**ne dönüştürüldü. Bu isim değişikliği sadece dilsel bir tercih değil; İbrani geleneğinde gücü ve egemenliği temsil eden "Yahuda Sıbtı"nın (Aslan) sembolizmine dayanan derin bir dini anlam taşıyor. Operasyonun, Yahudilerin Pers İmparatorluğu dönemindeki bir komplodan kurtuluşunu temsil eden Purim (Maskeler Bayramı) ile aynı zamana denk getirilmesi, Tahran'a yönelik saldırılara "tarihsel bir zafer ve kurtuluş" anlamı yüklüyor.

"Yaratılış" Filoları ve Tevrat Metinleri

İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Tomar Bar, saldırıları gerçekleştiren uçak filolarına Tevrat'ın ilk kitabı olan "Yaratılış" (Genesis) adını verdi. Bu isimlendirme, askeri harekatın sadece bir yıkım değil, bölgede "yeni bir gerçeklik yaratma" çabası olduğunu simgeliyor. Ordu tarafından paylaşılan görüntülerde, İsrail Hava Kuvvetleri personelinin operasyon öncesinde Tevrat metinlerini ve "Ester’in Tomarı"nı (Megillat Ester) okuması, ordunun modern bir güç olmanın ötesinde kendisini Tevrat tarihinin bir devamı olarak gördüğünü kanıtlıyor.

Menajeri açıkladı: Mehdi Taremi İran’a dönmüyor
Menajeri açıkladı: Mehdi Taremi İran’a dönmüyor
İçeriği Görüntüle

"Vasiyetler Savaşı" ve Ahlaki Görev

İsrailli dini-milliyetçi yazar Ben-Dror Yemini, harekatı "Vasiyetlere Dayalı Bir Savaş" olarak nitelendiriyor. Yemini'ye göre, İran gibi "kötülük odaklarını" yok etmek, Tevrat'ın emirleri uyarınca sadece askeri bir gereklilik değil, yüce bir ahlaki ve dini görevdir. Bu yaklaşım, çatışmayı rasyonel siyasi pazarlıkların dışına çıkararak "mutlak iyilik ve kötülük" arasında, geri dönüşü olmayan bir hesaplaşma olarak sunuyor.

Büyük İsrail ve Nil'den Fırat'a Hedefi

Tartışmaların odağında ise ABD'nin Kudüs Büyükelçisi Mike Huckabee'nin de destek verdiği "Büyük İsrail" vizyonu yer alıyor. Muhalefet lideri Yair Lapid bile kendisine yöneltilen bir soru üzerine, Yahudi halkının "mülkiyet belgesinin" Tevrat olduğunu belirterek, "Nil'den Fırat'a" uzanan sınırların dini ve tarihi bir dayanağı olduğunu savundu.

Filistinli hukukçu Mustafa Mahamid, İsrail'in bu dini retoriği kullanarak savaşı "mukaddes bir mücadele" olarak sunduğunu ve bölgenin haritalarını bu ideolojik temelde yeniden çizmek istediğini ifade ediyor. Mahamid'e göre, ABD'deki Evanjelik akımlarla da örtüşen bu "Hristiyan-Siyonist" ittifak, İran savaşını Ortadoğu'da Tevrat temelli yeni bir nizam kurmanın ilk adımı olarak görüyor.

Orta Doğu Haber