Filistin Esir Araştırmaları Merkezi tarafından Pazar günü yayınlanan rapor, İsrail işgal makamlarının Filistinli esirlere yönelik "idari tutukluluk" uygulamasını eşi benzeri görülmemiş bir şekilde tırmandırdığını ortaya koydu. Herhangi bir suçlama veya iddianame olmaksızın gerçekleştirilen bu tutuklamalar, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor.
İdari tutuklulukta dramatik artış
Merkez Müdürü Riyad el-Eşkar, soykırım savaşının başladığı 7 Ekim 2023 öncesinde yaklaşık 1.300 olan idari tutuklu sayısının, Şubat 2026 itibarıyla 3 bin 500’ü geçtiğini belirtti. Bu veriler, tutuklu sayısında yaklaşık %270'lik bir artışa işaret ediyor. El-Eşkar, bu artışın Filistinli elitlerin ve toplumun dinamik kesimlerinin sosyal ve mesleki geleceklerini karartmayı amaçlayan sistemli bir politikanın parçası olduğunu vurguladı.
Şabak'ın gizli dosyaları ve hukuksuzluk
İdari tutukluluk dosyaları, tamamen İsrail iç istihbarat servisi Şabak'ın denetiminde yürütülüyor. Tutuklular ve avukatları, "gizli dosya" gerekçesiyle kendilerine yöneltilen suçlamaları öğrenme veya savunma yapma hakkından mahrum bırakılıyor. Rapora göre, 1967'den bu yana Filistinlilere yönelik 75 binden fazla idari tutukluluk emri çıkarıldı; bu emirlerin yarısından fazlası ise tutukluluk süresinin defalarca uzatılmasını içeriyor.
Çocuklar ve kadınlar da hedefte
İsrail'in bu politikası sadece yetişkin erkeklerle sınırlı kalmayıp toplumun en savunmasız kesimlerini de kapsıyor. Mevcut verilere göre:
-
En az 90 çocuk idari tutuklu olarak cezaevlerinde tutuluyor.
-
16 kadın esir bu kapsamda hürriyetinden mahrum bırakılmış durumda.
-
El Halil'den 17 yaşındaki Hana Hammad'ın tutukluluğu, hiçbir suçlama olmaksızın üst üste üç kez uzatıldı.
Serbest bırakma yerine "Ömür tüketme"
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise serbest bırakılan esirlerin haftalar veya aylar içinde tekrar tutuklanması ya da cezası biten esirlerin tahliye edilmek yerine doğrudan idari tutukluluğa aktarılmasıdır. Bu döngü, esirlerin hayatlarını belirsiz bir hapis sürecine mahkum ederek onları birer "toplumsal kurban" haline getirmeyi hedefliyor.




