Küresel savunma dengelerini kökten değiştirecek stratejik bir "üçlü ittifak" yolda. Bloomberg ve uluslararası kaynakların aktardığı bilgilere göre Türkiye; Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması’na (SMDA) katılmak üzere ileri düzey görüşmeler yürütüyor. Anlaşmanın sağlanması durumunda, İslam dünyasının en büyük askeri güçleri "kolektif savunma" şemsiyesi altında birleşecek.
Bu pakt, içeriği ve taahhütleriyle NATO’nun 5. maddesine benzer bir yapıyı Orta Doğu ve Güney Asya eksenine taşıyor. Üye ülkelerden birine yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı ilkesi, ittifakın temel taşını oluşturuyor.
Paktın Mimarı: Eylül 2025 SMDA Anlaşması
İttifakın temelleri, 17 Eylül 2025’te Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında imzalanan tarihi anlaşmayla atılmıştı:
-
Kolektif Caydırıcılık: Anlaşma, "tüm askeri araçları" kapsayan kapsamlı bir savunma desteği taahhüt ediyor. Pakistan kanadı, ihtiyaç halinde nükleer kapasitesinin de bu pakt kapsamında değerlendirilebileceğini açıkça ifade etti.
-
NATO Tipi Mekanizma: Bir saldırı durumunda tarafların ortak askeri yanıt vermesini öngören bu yapı, bölgedeki geleneksel güvenlik mimarisini "çok kutuplu" bir yöne eviriyor.
-
Kritik Eşik: İsrail’in 9 Eylül 2025’te Doha’ya (Katar) düzenlediği hava saldırısı, bölge ülkelerinin bu tip bir savunma kalkanı oluşturma sürecini hızlandıran ana etken oldu.
Türkiye’nin Katılımı Neyi Değiştirecek?
Ankara’nın bu ittifaka dahil olması, hem askeri hem de teknolojik açıdan "çarpan etkisi" yaratacak:
-
Savunma Sanayii Entegrasyonu: Türkiye’nin; KAAN savaş uçağı, ALTAY tankı ve insansız sistemlerdeki (SİHA, SİDA) tecrübesi, paktın teknolojik altyapısını güçlendirecek. Pakistan halihazırda KAAN programına katılım için görüşmeler yürütüyor.
-
Stratejik Derinlik: Doğu Akdeniz’den Hint Okyanusu’na kadar uzanan bir "güvenlik kuşağı" tesis edilecek. Türkiye’nin NATO üyeliğiyle bu yeni pakt arasında kuracağı denge, küresel jeopolitikte Ankara'nın manevra alanını genişletecek.
-
Lojistik ve Eğitim: TSK’nın operasyonel tecrübesi, üç ülke ordusu arasında ortak tatbikatlar ve personel değişimi yoluyla standardize edilecek.
Analistler, Türkiye'nin katılımıyla bu paktın sadece bölgesel bir savunma anlaşması olmaktan çıkıp, küresel bir askeri blok niteliği kazanabileceğini belirtiyor. Bloomberg’in haberine göre, resmi katılımın 2026 yılının ilk çeyreğinde duyurulması yüksek ihtimal olarak görülüyor.
Savunma Plus





