Belçika’nın sömürge izleri

AB’nin başkenti kabul edilen Brüksel, 1800’lü yıllarda Afrika'daki sömürgelerden elde edilen gelirle inşa edildi. Belçika'nın kolonyal geçmişinin sembolü olan yapılar, bugün hala ihtişamıyla dikkat çekiyor.
  • 20.06.2022, 14:01:34
  • Güncelleme: 1 ay önce
Belçika’nın sömürge izleri

Belçika'nın 19. yüzyılda Afrika'daki sömürge döneminde edindiği zenginliğin izleri, bugün başkent Brüksel başta olmak üzere ülkenin birçok yerinde dikkat çekiyor.

Belçika hükümeti artık bu izleri silmek istese de sömürge döneminin mirası ayakta duruyor.

Belçika, 1865-1909 arasında tahtta oturan Kral 2. Leopold döneminde bugün Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) olan orta Afrika ülkesinde sömürge yönetimi kurdu.

Leopold, 1885'te ülkenin adını Özgür Kongo Devleti koydu ve Belçika'nın birkaç katı büyüklüğündeki bu toprakları kendi mülkü ilan etti.

ZORLA ÇALIŞTIRMA, HASTALIK, İŞKENCE

Kral 2. Leopold'ün hiçbir zaman ayak basmadığı KDC'de yıllar süren zorla çalıştırma sisteminde Afrikalılar zulme uğradı.

Sömürge döneminde milyonlarca Afrikalı öldürüldü, çoğu aç kaldı, hastalıklarla boğuştu. Bir dönem Belçika'nın çalışmaya zorladığı Afrikalılardan itiraz edenlerin elleri kesildi.

Belçika'nın sömürge döneminde Afrika'da öldürülenlerin sayısı tam olarak bilinmiyor. Bu sayı kimilerince 1 milyondan fazla, kimileri için ise 10 milyona kadar çıkıyor.

LEOPOLD’UN HAYALETİ DOLAŞIYOR

Belçika, sömürge döneminde kauçuk başta olmak üzere KDC'nin tüm zenginliklerini sonuna kadar sömürdü.

Sanayileşmenin başladığı o dönemde kauçuk bisiklet ve otomobil tekerlerinin yapımı, telefon tellerinin kaplanması, sanayide kullanılan makine kayışlarının üretimi gibi birçok alanda kullanılıyordu.

Kauçuk dışında geniş ormanlara sahip KDC'deki bakır gibi madenler, buharlı makinelerde kullanmak üzere keresteler, yağ çıkarmak için kullanılan bitkiler ve fildişi gibi değerli birçok şey çalındı.

Kral 2. Leopold, o dönem Afrika'dan elde ettiği zenginlikleri Belçika'da kullandı. Halkına iyi bir kral olduğunu kanıtlamak için ülkede simge yapılar inşa ettirdi.

Bugün hala ayakta olan ve kullanılan bu yapılar, "Kral 2. Leopold'ün hayaletinin hala ülkede olduğu" yorumlarına neden oluyor.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ADALET SARAYI

Simge yapılar arasında en çok bilinenlerden biri bugün hala ayakta olan Adalet Sarayı. Başkent Brüksel'deki Adalet Sarayı (Palais de Justice), kimilerine göre inşa edildiğinde kapladığı alan bakımından dünyanın en büyük binasıydı.

1866'da başlayan inşaat 17 yıl sürdü. Şehrin az sayıdaki tepelerinden birine yapılan bina için o dönem bölgede bulunan mahalledeki evlerin neredeyse tamamı yıkıldı.

Devasa sütunlar üzerinde duran, çok sayıda sanat eseri heykeli barındıran 40 bin metrekarelik bina şu an hala dünyanın en büyük mahkeme binası olarak biliniyor.

AFRİKALILARIN "SERGİLENDİĞİ" MÜZE

Kral 2. Leopold, eski adı "Sömürge Sarayı", daha sonra "Afrika Sarayı" olan ve şu anda müze olarak kullanılan binayı Brüksel yakınındaki Tervuren kasabasında yaptırdı.

Fransa'daki Versay Sarayı'na benzetilen ve yıllar içinde genişleyen yapı, etrafındaki geniş park, binaya giden yol ve tramvay yolunun hepsi Kral Leopold'ün eseri.

2. Leopold, bu binayı 1897'de düzenlenen "Uluslararası Brüksel Sergisi" için yaptırdı. Serginin sömürge bölümü bu binada düzenlendi. Burada KDC'den getirilen birçok eser, obje, kültürel varlık ve zenginlik sergilendi.

Burada üç de Afrika köyü kuruldu. KDC'den getirilen 267 Afrikalı burada "sergilendi." Belçikalılar köye gelerek Afrika kulübelerinin etrafındaki tellerin arkasından Kongoluları izliyordu.

  • Kaynak: AA