Gazze Şeridi, kağıt üzerinde devam eden ancak sahada her gün delinen ateşkesin en karanlık sabahlarından birine uyandı. Sabaha karşı düzenlenen ve sivil yerleşim alanlarını doğrudan hedef alan hava saldırıları, bölgedeki insani krizin boyutunu "eşi benzeri görülmemiş" bir seviyeye taşıdı.
Sivil bölgelere "Hassas" saldırılar
Gazze'nin merkezindeki Tuffah ve Şeyh Rıdvan mahalleleri ile güneydeki Han Yunus'un Mevasi bölgesine düşen bombalar, uykusunda yakalanan onlarca sivili hayattan kopardı. Özellikle Mevasi'deki "Ghaith" kampına düzenlenen saldırı, trajedinin sembolü oldu: Aynı aileden bir dede, 3 oğlu ve 3 torunu füzelerin hedefi olan çadırlarında can verdi. Filistin Sivil Savunma ekipleri, çadırların birbirine yakın olması nedeniyle yangınların hızla yayıldığını ve kurtarma çalışmalarının imkansız hale geldiğini bildirdi.
Hastanelerde yer kalmadı
Deyr el-Belah'taki Şüheda el-Aksa Hastanesi Sözcüsü Dr. Halil el-Dakran, hastaneye sadece son 24 saat içinde 12 şehit ve onlarca ağır yaralının getirildiğini açıkladı. Dakran, ateşkes sürecindeki bilançoyu şu sözlerle özetledi:
"İsrail hiçbir taahhüdüne uymadı. Ateşkes ilan edildiğinden beri 500'den fazla insanımızı toprağa verdik. Elimizde ne anestezi cihazı kaldı ne de basit bir cerrahi malzeme. 20 bin ağır hastamızın tahliyesi ise siyasi engeller nedeniyle yapılamıyor."
Kısıtlı imkanlarla yaşam mücadelesi
Filistin Kızılayı Sözcüsü Raid el-Nims, ambulans ekiplerinin bombalanan binalara ulaşmakta büyük zorluk çektiğini, ancak tüm imkansızlıklara rağmen 3 sahra hastanesi ve 37 tıbbi müdahale noktasıyla hizmet vermeye çalıştıklarını belirtti. Ancak bu çabalar, İsrail'in ilaç ve yakıt girişini kısıtlaması nedeniyle sekteye uğruyor. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, ateşkesin bu denli sistematik şekilde ihlal edilmesinin bölgeyi bir "toplu mezara" çevireceği uyarısında bulunuyor.





