Zomlot, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki saldırılarda son durum ile Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) İsrail'e soykırım suçlamasıyla yaptığı başvuruya ilişkin basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

İsrail'in Gazze saldırılarında 100 günün geride kaldığının altını çizen Zomlot, 85 bin Filistinlinin bu saldırılarda öldürüldüğünü ya da yaralandığını söyledi.

Bunun günlük 850 ölüm ve yaralanmaya eşit olduğunu kaydeden Zomlot, öldürülenler ve hayatını kaybedenler arasında çoğunluğu, kadın ve çocukların oluşturduğuna vurgu yaptı.

Hüsam Zomlot, bu sayıya enkaz altında kalanların dahil edilmediğini belirterek, "İsrail, Gazze'de okul ve evlerin yüzde 70'ini yok etti." bilgisini paylaştı.

Gazze nüfusunun yüzde 85'inin yerinden edildiğini kaydeden Zomlot, güvenli bölgelerde bulunanların da saldırılara maruz kaldığını vurgulayarak, "Şimdi, aşırı kalabalık BM kontrolündeki bölgelerde, okullarda, yakınlarının evlerinde ve çadırlarda kalıyorlar. Temiz su, elektrik, yakıt bulunmuyor." diye konuştu.

Zomlot, neredeyse Gazze nüfusunun tamamının açlıkla karşı karşıya olduğunu ifade ederken salgın hastalıkların da yayılma riskinin arttığına dikkati çekti. Kış şartlarında durumun daha da kötüleştiğini anlatan Zomlot, "Gazze'nin insanları tedavi etme kapasitesi sınırlı. Bildiğiniz gibi 38 hastaneden yalnızca 8'i işler durumda." ifadesini kullandı.

"Netanyahu, sadece intikam savaşı vermiyor, siyasi geleceği için de savaşıyor"

Açlık ve hastalıkların bir silah olarak kullanıldığına işaret eden Zomlot, "Sağlık hizmetlerinin kısıtlı olması, tedavi olamama, hastalıklar ve açlık nedeniyle ölen masum insanların son sayısını bilmiyoruz. Söylediğimiz sayılar, İsrail'in doğrudan hava saldırılarında öldürülenlerin sayısıdır." sözlerini sarf etti.

Kanser tedavisi ya da diyaliz hizmeti alamadığı için hayatını kaybedenlerle birlikte ölüm sayısının daha da yüksek olacağını kaydeden Zomlot, açlık ve kıtlığın tarihte silah olarak kullanıldığı başka çatışmalardan örnekler de gösterdi.

"Birçok yerde yaşandı ama insanlık tarihinde hiçbiri bu kadar kısa sürede ve bu boyutta yaşanmadı" diyen Zomlot, Gazze'deki tüm saldırıların kasıtlı yapılan bir soykırım olduğunu vurguladı.

Zomlot, Batı ülkelerinin acil ve kapsamlı bir ateşkes için girişimlerde bulunmamasını de eleştirerek, "Acil ateşkes yoksa Gazze'deki duruma müdahale etme umudu da yok. Ateşkesten daha önemli hiçbir adım yoktur. Bunu tartışanlar asıl noktayı atlıyorlar ve yardımcı olmuyorlar." dedi.

BM Güvenlik Konseyi'nin, ABD vetosu nedeniyle karar alamadığını bu nedenle tüm gözlerin UAD'ye döndüğünü söyleyen Zomlot, "İsrail, intikam savaşı yapmayı ve soykırımı tercih etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sadece intikam savaşı vermiyor, siyasi geleceği için de savaşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Hüsam Zomlot, İsrail'in 75 yıldır uluslararası soruşturmalara yardımcı olmadığının da altını çizerek, "İsrail, kendi suçlarının, savaş suçlarının, insanlığa karşı suçlarının ve soykırım suçlarının hakemi olmak istiyor. Batı ülkeleri de bunun böyle olmasına izin veriyor." diye konuştu.

"UAD'nin İsrail lehine bir karar alması mümkün değil"

Bağımsız bir Filistin devletinin tanınması gerektiğini ve Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'yi yönetebilecek gücü elinde bulundurduğunu kaydeden Zomlot, toplantının soru cevap kısmında İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın Müslüman milletvekillerine yönelik kullandığı, "Hamas ve Husilere gerginliği düşürme çağrısı yapın" ifadelerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Zomlot, Filistin meselesinin "dininin" olmadığını vurgulayarak, "(Sunak'ın açıklaması) Bizim, İsrail'le kimliklerinden dolayı sorunumuz olduğunu düşünmek çok saçma. Bizim, İsrail'in zulmüyle sorunumuz var. Zalim, herhangi bir kimlikten olabilir. Bu tür ifadeleri kullanan diğer liderleri de uyarıyoruz. Altını çizdiğimiz gibi bizim sorunumuz, siyaset ve adaletle ilgilidir. Dinle alakası yoktur." görüşünü paylaştı.

UAD'de İsrail lehine bir karar çıkması halinde atılacak adımlara ilişkin soruyu yanıtlayan Zomlot, "UAD'nin İsrail lehine bir karar alması mümkün değil. Mümkün olan herhangi bir yasal yol yok. Tarihte ilk kez soykırım, soykırıma tabi tutulan insanlar tarafından kayda alındı. İsrail'in soykırım niyetini gizleyebileceği hiçbir yöntem yok." ifadesini kullandı.

Zomlot, İsrailli üst düzey isimlerin ifadelerinin soykırım niyetini ortaya koyduğunu da belirtirken, UAD'nin kısa vadede alacağı kararlara ilişkin, "Güney Afrika'nın başvurusunda geçici tedbir kararları alma talebi var. Bu nedenle mahkemenin, soykırımın boyutunu ölçebilmesi için soykırımı durduracak geçici bir karar alması lazım." dedi.

Mahkemenin uzun süreceğini ve bu nedenle geçici tedbir kararlarının kısa süre içinde alınması gerektiğine vurgu yapan Zomlot, son 100 günde yaşananların yeniden yaşanmaması için sorumluların adaletin karşısına çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

İngiltere'nin aşırılık yanlısı yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin ülkeye girişine izin vermeme kararını desteklediğini dile getiren Zomlot, işgal edilen bir toprağa, işgalci tarafından başkalarının yerleştirilmesinin, savaş suçu olduğunu belirterek, bu kararın tüm yerleşimcilere uygulanması gerektiğini de sözlerine ekledi.

"Biden, 100. günden bahsederken, katledilen 10 bin çocuktan bahsetmedi"

İngiltere İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın, parti politikası olan Filistin devletini tanıma sözünü, iki devletli çözüm olmadan uygulamama açıklamasını da değerlendiren Zomlot, "İşçi Partisi'nin değerlerine ve köklerine uygun davranmasını bekliyoruz. Starmer, uluslararası insancıl hukuk konusunda uzman bir avukat." görüşüne yer verdi.

Starmer'ın açıklamalarına ilişkin açıklama talep eden bir mektup yazdıklarını da söyleyen Zomlot, cevabı kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.

Avrupa Birliği'nden aşırıcı Yahudi yerleşimcilere yaptırım kararı Avrupa Birliği'nden aşırıcı Yahudi yerleşimcilere yaptırım kararı

Zomlot, ABD Başkanı Joe Biden'ın, Gazze'deki saldırıların 100. gününde İsrail'e destek veren açıklamasına yönelik soruyu ise "Biden'ın 100. gün açıklaması çok üzücü. Aşırı derecede acı verici. ABD Başkanı'nın olması gereken tek şey, barış için arabuluculuk ve uluslararası hukukun garantörlüğüdür. 100. günden bahsederken, katledilen 10 bin çocuktan, öldürülen ya da yaralanan 85 bin kişiden bahsetmedi." diye yanıtladı.