Devletin kabul gören hukuki tanımı bir toprak parçasının, bir nüfusun ve bir hükümetin gerekliliğini ve bunların ötesinde aralarında tercihen güçlü olanların da bulunduğu akranların çoğunluğu tarafından tanınma ihtiyacını ifade eder. Bir devlet, komşuları ve büyük güçler tarafından tanındığında gerçekten var olur.

Filistin'in durumu bu açıdan ilginçtir. 2024 itibarıyla 193 Birleşmiş Milletler (BM) üyesinden 143'ü Filistin devletini tanımıştır. Bu ülkeler arasında Türkiye, Çin, Rusya, tüm Arap ülkeleri ile Kamerun ve Eritre hariç tüm Afrika ülkeleri bulunuyor.

ABD tarafından tanınma yok

Ancak ne Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ne de G7 ülkelerinden hiçbiri Filistin'i tanımadı ve bu hususta en geride kalan kıta Avrupa'dır. Avrupa Birliği (AB) üyelerinin sadece 3'te 1'i Filistin'i bağımsız bir devlet olarak tanımış olup, sadece İsveç AB üyesi olduğu halde bunu yapmıştır. Diğer 8 ülke ise - Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Çekya, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Polonya - Filistin'i AB'ye katılmadan önce tanımıştı.

AB içerisinde devletleri tanıma süreci ulusal bir ayrıcalıktır ve bu nedenle bir AB prosedürüne veya kararına tabi değildir. Filistin'i tanımayan Avrupa ülkeleri için tanıma kendi başına reddedilmemekte birlikte İsrail ile barış sürecinin daha geniş bir çerçevesi içinde değerlendiriliyor. Nihayetinde iki devletli bir çözüm beklentisiyle ilgili olan 1993 Oslo Barış Anlaşmalarının ruhu da buydu.

Bu konu, Filistin'in üyeliği her tartışıldığında BM içinde de yankılanıyor. 18 Nisan 2024'te BM Güvenlik Konseyi, Filistin'e BM üyeliği verilmesini tavsiye eden bir karar tasarısını kabul edemedi. Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesinden 12'si metin lehinde oy kullanmasına rağmen İsviçre ve İngiltere çekimser kalırken ABD ise tasarıyı veto etti. Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere ile birlikte BM'nin en üst organının 5 daimi üyesinden biri olan ABD, Konsey'de oylamaya sunulan her türlü metni veto etme hakkına sahiptir.

AB Filistin devleti konusunda hala bölünmüş durumda

Halihazırda BM Güvenlik Konseyi'nde yer alan 3 AB ülkesi (daimi üye olarak Fransa ve seçilmiş üyeler olarak Slovenya ve Malta) 18 Nisan tarihli karar lehinde oy kullanarak Filistin'in BM'ye tam üyeliğini açıkça destekledi.

Ancak birkaç hafta sonra, AB üye ülkeleri bu kez tüm BM üyelerinin yer aldığı BM Genel Kurulu'nda benzer bir oylamada bölündü. 10 Mayıs'ta 143 ülke, BM Güvenlik Konseyi'ni Filistin'in BM'ye tam üyelik başvurusunu "olumlu değerlendirmeye" çağıran bir karar lehinde oy kullandı. Ancak her ikisi de İsrail'in yakın Avrupalı müttefikleri olan Macaristan ve Çekya ret oyu verirken, en az 11 AB üyesi de çekimser kaldı. Bu ülkeler oylarını açıklarken, iki devletli bir çözüm bağlamında Filistinlilerin meşru devlet kurma hakkına desteklerini yinelediler ancak böyle bir taleple ilgili herhangi bir adımın daha geniş bir barış süreciyle bağlantılı olması gerektiğinde ısrar ettiler.

Kolektif tanınmaya doğru mu?

İspanya'nın güçlü Filistin duruşunun perde arkası İspanya'nın güçlü Filistin duruşunun perde arkası

Ancak dinamik bir süreçten geçiyoruz. Nitekim bazı AB üyelerinin önümüzdeki günlerde Filistin'i tanımaya yakın olduğu söyleniyor. İspanya, İrlanda, Slovenya ve Belçika'nın adları AB Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından zikredildi ve diğerleri de bu adımı atmayı düşünüyor olabilir. Norveç, İrlanda ve İspanya, Filistin devletini tanıyacaklarını duyurdular. Gazze'deki mevcut bataklıkta ortak bir tanımanın İsrail'e göndereceği siyasi sinyal konusunda tartışmalar devam ediyor.

Bir grup Avrupa devletinin böyle bir adım atması Filistin devletini daha geniş kapsamlı müzakere edilmiş bir çözümle ilişkilendiren ilkesel tutumla örtüşmemekle birlikte İsrail'e baskının yolunu açacaktır. Hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de Almanya Şansölyesi Olaf Scholz kısa bir süre önce Filistin'i tanımanın "tabu olmadığını" belirtirken, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez bunun "Avrupa'nın çıkarına" olduğunu söyledi.

İsrail'in Gazze'ye yönelik acımasız saldırısı karşısında yaşanan hayal kırıklığı hiç şüphesiz Avrupa'nın Filistin'in tanınması konusundaki tutumunu etkiledi. Tabii bu konuda konuşmak Avrupa'nın üzerinde çok az kontrol sahibi olduğu yerel dinamikleri gerçekten etkilemenin bir yolu olmasa dahi, iyi görünmenin ve bu zamana kadar başarılı olunamasa da İsrail tarafının Gazze'de itidal göstermesini sağlamanın bir yolu olabilir.

Mütercim: Hatice Karahan

[Thierry Tardy, Jacques Delors Enstitüsünde yardımcı araştırmacı ve College of Europe'da misafir profesördür.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Orta Doğu Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.