ABD'li psikiyatrist, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırımla yargılanan İsrail'in Gazze'deki saldırılarının, Filistinlilerin dışında dünya halklarına olan travmatik etkisi üzerine AA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Aynı zamanda Stanford Müslüman Ruh Sağlığı ve İslam Psikolojisi Laboratuvarı Direktörü olan Awaad, İsrail'in devam eden saldırılarının travmatik etkisi konusunda, öncelikle bunu fiilen yaşayan Filistinliler ile uzaktan tanık olanların durumunu ayırt etmek gerektiğini söyledi.

Dünyadaki insanların telefon, bilgisiyar ve tablet gibi cihazlarla Gazze'deki korkunç görüntüleri artık avuçlarının içinde izlediğine dikkati çeken Awaad, "Kelimenin tam anlamıyla gözlerinizin önünde soykırımın gerçekleştiğini gördüğünüz bir zaman. Daha önce hiç bu kadar olmadı." diye konuştu.

Awaad, sözlerine şöyle devam etti:

"Travmatik şekilde sahadakiler için etkisi nesiller boyu sürecek bu yaşananlardan, biz de farklı bir travmayla etkileniyoruz. Çok uzakta olmamıza rağmen 'dolaylı travma' denilen bir şeyi tecrübe ediyoruz. Dolaylı travma, uzaktan yaşananlara baktığınızda, bunları içselleştirdiğinizde, bu sizin de travmatize olduğunuz anlamına gelir. Bu noktada insanlar, 'Benim travmam kimin umurunda olur? Elektriğim, yiyeceğim, suyum, sığınacak bir yerim var. (Gazze'de) Olup bitenlerle karşılaştırıldığında benim nasıl hissettiğim kimin umurunda?' diyebilir. Evet, her ikisi de doğrudur. Gerçek şu ki Gazze'de ve Filistin'de katlanarak artan bir travma yaşanıyor ancak bizim yaşadığımız travma da gerçek ve ele alınması gerekir."

"Bu kliniğe gelen tek bir kişi yok ki Filistin'den bahsetmesin"

Awaad, üniversitedeki çalışmalarının dışında Müslüman toplumuna yönelik "Maristan" adlı kar amacı gütmeyen psikolojik destek merkezi açtıklarını belirterek, "Ailevi, eğitim ve iş sorunlarına rağmen, bu kliniğe gelen tek bir kişi yok ki Filistin'den bahsetmesin." dedi.

Müslüman toplum üyelerinin Filistin'de olup bitenlerden travmatik şekilde etkilendiğini vurgulayan Awaad, "Başlarına gelen bir şeyle kişisel düzeyde başa çıkmaya çalışsalar bile, aynı zamanda daha geniş ümmet düzeyinde, bir nevi Filistin'deki kardeşleriyle bağlantılı, sonu olmayan ve baş edilmesi neredeyse imkansız görünen bir şeyle başa çıkmaya çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Awaad, Filistinlilerin İsrail'in aralıksız süren saldırıları karşısında yaşadıkları için de "Buradan benim onlar için yorum yapmam çok zor." ifadesini kullandı.

Bu konuda kuşaklar arası travmanın etkisini anlamanın önemine dikkati çeken Awaad, şunları kaydetti:

"Bir kişi yaşamı boyunca bir travma yaşadığında, gerçek şu ki, bu travmayı mikroskobik DNA düzeyinde bile bir nesilden diğerine aktaracaktır. Buna müdahil olunması, travmanın aktarımının devam etmesini durdurmak için her türlü tedavi ve desteğin olması gerekir. (Gazze'de) Yıkım ve ölümün boyutu konusunda gördüğümüz gerçekler, buna müdahale edilse bile, iyileşmesi nesiller alacak. Bir de müdahale edilmediğini hayal edin. Dolayısıyla yaşamın yiyecek, giyim, barınma gibi temel ihtiyaçlarına ek olarak zihinsel sağlık ile destek ihtiyacının tanınması ve bunların iyileşmek için temel gereksinimlerin bir parçası olması gerekir."

"Bu bir insanlık meselesidir"

Filistin sorunu için "Bu bir insanlık meselesidir." diyen Awaad, üniversitelerde Gazze için kurulan dayanışma kamplarına destek veren öğrencilerin farklı kesimlerden gelmesini buna örnek gösterdi.

Awaad, "Benim de parçası olduğum üniversitedeki dayanışma kamplarındakilerin çoğunun Müslüman ve Arap olduğu düşünülebilir. Aslına bakılırsa bu kamplardaki öğrencilerin yüzde 80'inin Yahudi, Hıristiyan, hatta ateist ve agnostik gibi değişik kesimlerden geldiğini söyleyebilirim. Çünkü bunu bir adaletsizlik olarak görüyorlar." diye konuştu.

ABD: İsrail-Lübnan sınırında gerginliğin artmasını istemiyoruz ABD: İsrail-Lübnan sınırında gerginliğin artmasını istemiyoruz

İsrail'in aralıksız süren saldırıları nedeniyle Filistinlilerin yaşadıklarının uzaktan anlaşılmasının çok zor olacağının altını çizen Awaad, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kardeşlerime söyleyebileceğim tek şey, sesimizi kullanarak, yazarak, oy vererek, boykot ederek, protesto ederek, her biçim ve tarzda onları çabalarımızda ve dualarımızda tutmaya çalışıyoruz. Buradan sesimi duyabilirlerse bilsinler ki ABD'dekiler dahil bütün ümmet onlara dua ediyor, üniversite öğrencileri protestolarla onların acısını dünyaya duyurmaya çalışıyor."