ABD'nin BM'deki Reform ve Yönetimden Sorumlu Temsilcisi Büyükelçi Christopher Lu, dün Konsey toplantısında İran yanlısı Husilerin Kızıldeniz'deki gemilere saldırılarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Lu, Husilerin 19 Kasım 2023'ten bu yana 20'den fazla saldırı düzenlediğini ve 31 Aralık'ta kargo gemisine binmeye çalıştıktan sonra ABD güçleriyle çıkan çatışmada 10 üyesini kaybetmesine rağmen 3 Ocak'ta başka bir konteyner gemisini hedef aldıklarını söyledi.

İran'ın BM yaptırımlarını ihlal ederek insansız hava araçları, karadan atılan seyir füzeleri ve balistik füzeler dahil gelişmiş silah sistemleri ve para desteği nedeniyle Husilerin saldırılarını sürdürebildiğinin altını çizen Lu, "İran'ın, Kızıldeniz'deki ticaret gemilerine yönelik operasyonların planlanmasına ciddi katkı sunduğunu da biliyoruz." dedi.

PKK/YPG bir kız çocuğunu daha kaçırdı! PKK/YPG bir kız çocuğunu daha kaçırdı!

ABD'nin, İran'la çatışma arayışında olmadığını söyleyen Lu ancak Tahran'ın mevcut pozisyonunu sürdürme veya Husilerin saldırılarına desteğini çekme gibi iki seçeneğinin bulunduğunu söyledi.

Lu, Husilerin saldırılarının "deniz güvenliği, uluslararası denizcilik ve ticaret için ciddi sonuçlar doğurduğunu" ve BMGK'nin uluslararası hukuk ve seyrüsefer özgürlüğü konusunda acilen harekete geçmesinin hayati önem taşıdığını kaydetti.

Kızıldeniz'de yaşananlar

Son dönemlerde Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz'deki seferlerini durdurma kararı almıştı.

Pentagon, 6 Aralık 2023'te Yemen’deki Husi güçlerinin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı uluslararası "Deniz Görev Gücü" kurulması için görüşmeler yaptıklarını bildirmiş, 18 Aralık 2023'te de "Refah Muhafızı Operasyonu" adında çok uluslu bir misyonun oluşturulduğunu duyurmuştu.

Husilerin saldırıları, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan ve küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin yapıldığı Süveyş Kanalı'ndan geçişleri tehlikeye atarken Kızıldeniz'de ticari gemilerin uğradığı saldırılar ve şirketlerin peş peşe aldığı kararlar, küresel ekonomide yeni bir "tedarik zinciri krizinin" başlayacağına ilişkin endişeleri artırmıştı.