ABD'de gerçekleştirilen yeni bir kamuoyu araştırması, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun hükümetin Grönland üzerindeki hak iddialarına ve kontrol çabalarına sıcak bakmadığını ortaya koydu. CNN adına bağımsız araştırma şirketi SSRS tarafından 1209 katılımcıyla yapılan ankete göre, vatandaşların %75'i adanın kontrol altına alınmasına karşı çıkıyor.
Trump'ın Grönland için "mülkiyet" ısrarı
ABD Başkanı Donald Trump, Grönland'ın stratejik konumunun NATO'nun etkinliğini artıracağını ve bölgedeki Rusya ile Çin varlığına karşı bir kalkan oluşturacağını savunuyor. Trump, adanın mevcut savunma kapasitesini küçümseyerek yaptığı açıklamalarda, "Askeri varlık yeterli değil, mülkiyete sahip olmanız gerekiyor" ifadelerini kullanmıştı. Trump'ın bu "mülkiyet" odaklı yaklaşımı, Danimarka ve Grönland özerk yönetimi tarafından egemenlik haklarının ihlali gerekçesiyle daha önce defalarca reddedilmişti.
Venezuela ve Grönland dosyalarında halkın tutumu
Anket sonuçları, siyasi eğilimlere göre keskin bir ayrışmayı da gözler önüne seriyor. Grönland'ın kontrol altına alınmasına karşı çıkanların oranı Demokratlar arasında %94 gibi ezici bir çoğunluğa ulaşırken, Cumhuriyetçilerde bu oran %50 seviyesinde kalarak partiyi ikiye bölmüş durumda. Ayrıca ankette sorulan Venezuela'da askeri aksiyon alma seçeneği de halkın neredeyse yarı yarıya bölündüğünü gösteriyor.
Anket Sonuçları ve Siyasi Dağılım:
| Konu | Genel Destek (%) | Genel Karşıtlık (%) | Demokrat Karşıtlık (%) | Cumhuriyetçi Karşıtlık (%) |
| Grönland Kontrolü | 25 | 75 | 94 | 50 |
| Venezuela Askeri Aksiyon | 48 | 52 | - | - |
Başkan Trump'ın uyarısı: "Eğer Grönland'ı biz almazsak, Rusya veya Çin alacak. Ben başkan olduğum sürece buna müsaade etmeyeceğim. Bir şekilde Grönland'ı alacağız."
Öte yandan, BM hukukuna ve uluslararası sözleşmelere dayanan Danimarka hükümeti, Grönland'ın satılık olmadığını ve adanın stratejik öneminin ticari bir pazarlık konusu yapılamayacağını yineledi. Uzmanlar, Trump yönetiminin bu konudaki ısrarının transatlantik ilişkilerde ve NATO müttefikleri arasında ciddi bir güven bunalımına yol açabileceği konusunda uyardı.





