Somali ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler, karşılıklı suçlamaların gölgesinde tarihinin en gergin dönemlerinden birini yaşıyor. İsrail’in Somaliland’ı resmen tanımasının yarattığı bölgesel kırılmanın hemen ardından gelen yeni kriz, Washington’ın Somali’ye yönelik devlet yardımlarını durdurma kararıyla tırmandı.
Gıda deposu gerilimi
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Somali hükümetini ABD tarafından finanse edilen Dünya Gıda Programı’na (WFP) ait bir depoyu yıkmak ve savunmasız siviller için gönderilen gıda yardımlarına yasa dışı yollarla el koymakla suçladı. ABD’li yetkili, bu eylemler nedeniyle hükümete sağlanan yardımların askıya alındığını duyurdu.
Mogadişu suçlamaları reddetti
Somali Dışişleri Bakanlığı ise iddiaları kesin bir dille yalanladı. Yapılan açıklamada, yardımların çalınmadığı ve WFP gözetiminde olduğu belirtildi. Bakanlık, söz konusu deponun Mogadişu Limanı’ndaki genişletme çalışmaları kapsamında taşındığını ve bu durumun WFP’ye Kasım ayında bildirildiğini savundu. WFP sözcüsü de 75 tonluk gıda yardımının yetkililerle iş birliği içinde başka bir depoya nakledildiğini doğruladı.
Arka planda Trump politikaları
Analistler, bu kararın ardında sadece depo krizinin değil, Trump yönetiminin Somali’ye yönelik sertleşen tutumunun da yattığını belirtiyor. ABD yönetiminin Somali vatandaşlarına seyahat yasağı getirmesi ve Minnesota’daki Somali diasporasına yönelik dolandırıcılık soruşturmalarını derinleştirmesi, iki ülke arasındaki güven bunalımını derinleştiren diğer faktörler olarak öne çıkıyor.