Siyasi kriz yaşayan KKTC'de seçim kapıda

Ülkede müstehcen videoları basına sızdırılan Başbakan Ersan Saner’in istifası sonrası yaşanan hükümet krizi erken seçimi gündeme getirdi. Kuzey Kıbrıs’ta önümüzdeki süreçte neler bekleniyor, istikrarsızlık aşılabilir mi? KKTC’li Hukukçu-Yazar Çağatay Özdem, adada yaşananları Orta Doğu Haber için değerlendirdi.
  • 21.10.2021, 16:47:39
  • Güncelleme: 1 ay önce
Siyasi kriz yaşayan KKTC'de seçim kapıda

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nde (KKTC) Başbakan Ersan Saner‘in müstehcen videoları sosyal medyaya sızdırıldı. Görüntülerin yayınlanmasının ardından Saner siyaseti bırakma kararı aldı.  Ersan Saner, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a istifasını sunduktan sonra basın mensuplarına yaptığı açıklamada, koalisyon hükümetini oluşturan partiler içerisinde hükümete destek verilmesi noktasında sıkıntılar olmasını istifaya gerekçe olarak göstermişti.

19 Ekim’de Saner’in sosyal medyaya sızdırılan müstehcen videosu hem KKTC’de hem de Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. KKTC’li Hukukçu-Yazar Çağatay Özdem adadaki son durumu ve bundan sonraki süreçte neler olacağını Ortadoğu Haber için yorumladı.

38 YILDA 40’A YAKIN HÜKÜMET KURULDU

Adada istikrarsızlığın her zaman var olduğunu, KKTC’nin ilanı olan 1983’den bugüne dek 40’a yakın hükümet kurulup dağıldığını belirten Özdem, ‘’Ortalaması 1.5 yıl bile değil.  Bu da tabi beraberinde siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı getiriyor. Temel sebep ekonomi. KKTC ekonomisi Türkiye’den yapılan destekler ve borçlanmalar ile ayakta duruyor.’’ dedi.

‘’Sanayisi, endüstrisi, üretimi, ihracatı olmayan; izolasyonlar altında yaşatılmaya çalışılan bir devletten bahsediyoruz.’’ ifadelerini kullanan Özdem adadaki nüfusun ve ihtiyaçlarının arttığını, beklentilerinin değiştiğini belirtti.

Çağatay Özdem “Dövizdeki artış nasıl ki Türkiye ekonomisini etkiliyor, KKTC’ye yansımaları da aynı. Ciddi bir kamu çalışanı nüfusu var. Devletin ciddi bir yükü var bu noktada. Neredeyse her ay kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşlarının ödenmesinde kriz yaşanıyor. Türkiye’den hibe alımı veya borçlanma ile günü kurtarıyoruz.’’ diye konuştu.

KKTC’yi yönetme iddiasında olanların ciddiyetsizliği ile devleti sahiplenme ve vatandaşa karşı sorumluluk bilinciyle davranma noktasında kronik sorunların olduğunu belirten Özdem, ‘’Bunun altında yatan psikoloji de, yola KKTC olarak mı yoksa Rumlarla ortak bir devlet kurup öyle mi devam edeceğimizin belirsizliğidir. Her ne kadar artık iki devletli modelle yola devam edeceğiz desek de, Kıbrıs Türkü’nün yarım asrı bu müzakereler ve belirsizliklerle geçti. Bu da devlete inanma ve sahiplenme noktasında bu tembelliği doğurdu.’’ ifadelerini kullandı.

‘’KASET SKANDALI HEMEN UNUTULUR’’

Kaset skandal ile ilgili ‘’Açıkçası ne olup bittiğini kimse bilmiyor. Görünen resimde Sedat Peker var, Peker’in videolarında bahsettiği Kıbrıs Türkü bir işadamı var. KKTC’den bazı siyasilerin Kıbrıs içinde ve Türkiye’de illegal faaliyetler yürüten kişi ve merkezlerle çıkar ilişkileri var.’’ diyen Özdem, bu konuyla hem de bahse konu işadamı ile alakalı şu an devam eden bir hukuki sürecin devam ettiğini belirtti.

Soruşturma ve kovuşturmanın ileriki safhalarında konunun detaylarına vakıf olacağımızı sözlerine ekleyen Özdem ‘’Dün Sedat Peker, Twitter’daki başka bir hesap üzerinden KKTC’li başka siyasilerin kasetlerini de yayınlatacağını duyurdu. O ifşalar da gerçekleşirse mesele başka taraflara gider tabi. İş büyür. Sümen altındaki dosyalar ortaya çıkar, eski defterler açılır.’’ değerlendirmesinde bulundu.

Özdem, küçük bir ada ülkesinde yaşayan insanlar olarak cumhurbaşkanı ile markette, başbakan ile kasapta denk gelmenin günlük rutinin bir parçası olduğunu, herkes birbirini tanıdığını hatırlatan Özdem, sürekli hükümetlerin dağılıp yeniden kurulduğunu bu yüzden çok sık sandıkların kurulduğu bir ülkede siyasilerin vatandaşla iletişim ve münasebetlerinin durmadan devam ettiğini kaydetti.

Özdem ‘’Kaset ifşaları bu iletişime zarar verebilir. Afişe edilen siyasilerin, ya tamamen ya da bir süreliğine köşesine çekilmesiyle sonuçlanabilir. Fakat UBP gibi köklü bir partiye yakın vadede zarar vereceğini düşünmüyorum.’’ dedi.

KKTC’de siyasiler ile vatandaş arasındaki ilişkinin genel itibariyle kazan-kazan üzerine kurulu olduğunu sözlerine ekleyen Çağatay Özdem, ‘’Herkesin bu yaşananları hızlıca unutup bir sonraki seçimde veya kurulacak olan hükümetten menfaatinin ne olacağına odaklanacağını düşünüyorum.’’ ifadelerini kullandı.

KKTC’DE ERKEN SEÇİM YAKIN

Kaset ve diğer birtakım muhtemel ifşaları bir kenara bırakırsak, muhtemelen erken seçimin kapıda olduğunu iddia eden Özdem, ‘’Cumhurbaşkanı Tatar ‘hükümeti kurma görevi verebilecek bir muhatap göremiyorum’ dedi. Taraflar anlaşırsa aralık sonu gibi seçim görünüyor.’’ dedi.

Türkiye’nin, garantör devlet olarak iki devletli çözüm modelinde KKTC ile aynı fikirde olduğunu, KKTC’nin Türkiye ile fikri ve aksiyonel olarak ayrılık yaşamamasının çok önemli bir tuttuğunu söyleyen Özdem, ‘’Bir önceki cumhurbaşkanı döneminde karşılıklı gerilim ve restleşmeleri tecrübe ettik. Bunun kimseye bir faydası olmadı. Cumhurbaşkanı Tatar’ın geçen yıl seçilmesiyle bu problemleri aştık. Kimi kesimler bunu koşulsuz teslimiyet olarak okusa da, KKTC’nin hak ve menfaatlerini koruma yolunda Türkiye’den başka bir destekçisi yoktur.’’ dedi.

BATI, AKDENİZ’DE ADİL DAVRANMIYOR

Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin farkında olduklarını, batının birlik ve kuruluşlarından adil davranma ve adil kararlar üretmesini beklemediklerini dile getiren Özdem ‘’İlk fırsatta Türkiye’nin KKTC’deki askeri ve siyasi varlığını sonlandırmaktan geri durmayacak muhataplar bunlar. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ‘büyük bir fırsatı kaçırdık’ diyen Rum Dışişleri bakanı, KKTC’de yaşayan İngiliz kökenli vatandaşlarını koruma bahanesiyle KKTC’ye asker çıkarmak için hazırlık yapan bir İngiltere var karşımızda.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Bununla beraber Rusya, İsrail, Amerika, Körfez ülkeleri, Avrupalı diğer ülkeler, Mısır, Yunanistan. Akdeniz’deki hakimiyet ve yer edinme kavgasını göz önünde bulundurup bu çemberi daha da genişletebiliriz artık, Çin dahil.’’ diyen Çağatay Özdem sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Hal böyleyken, Türkiye’nin desteğine 1974 ve öncesinden daha da fazla ihtiyacımız var. Fakat Türkiye, halihazırda kurum ve kuruluşlarıyla, meclisi, bürokrasisi, yargısı ve ekonomisi ile güçlü bir KKTC’ye ancak destekte bulunarak bu hak ve menfaat müdafaasında başarılı olabilir. Bunun için bu alanlarda yapılması gereken reform ve iyileştirmelerin hayata geçebilmesi için öncü olmalı. Türkiye geleneği ve hafızası olan güçlü bir devlet.’’

Özdem, Türkiye’nin bir devletin başına gelebilecek neredeyse tüm felaketlerle yüzleştiğini ve milletin fedakarlıklarıyla tümünün üstesinden geldiğini belirterek ‘’Bu tecrübeyi KKTC’ye aktarmalı, ufuk çizmeli, yol açmalı.’’ dedi.

‘’BATI, IRKÇI VE ŞIMARIK İKİLİNİN ARKASINDA DURUYOR’’

Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin güçlü bir KKTC ve Türkiye istemediğini, Türkiye ile KKTC’nin arasının açılarak adadan askerlerini ve garantörlüğünü çekmesinin Rum Kesimi ve Yunanistan’ın hayali olduğunun altını çizen Özdem, ‘’Yıllarca, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde Kıbrıs sorununu bir sopa gibi kullandırttılar. 2004’de yapılan Annan Planı’na ise kendileri  yüzde 75 oranla ‘hayır’ diyerek Birleşik Kıbrıs’a engel oldular. Şimdi de “iki devletli modele” karşı çıkıyorlar. Halbuki süreci buraya taşıyan kendileri’’ ifadelerini kullandı.   

‘’Batı tüm gücüyle bu ırkçı şımarık ikilinin arkasında durduğu için 70 senedir bu konu neticeye ulaşamadı. Kıbrıs Türkü’nün boğuştuğu tüm bu istikrarsızlığın temel sebebi bu belirsizlik. Bu belirsizlik içerisinde Rumlar Avrupa’ya dahil edildi’’ diyen Özdem Kıbrıs Türklerinin cezalandırılarak bu süreçte dışarıda bırakıldığını beyan etti.  

Bir Kıbrıs Türkü olarak buna ceza gözüyle bakmadığını, adaletten bahsettiğini aktaran Özdem, ‘’Dolayısıyla aslında bu istikrarsızlığın temelinde bu ırkçı şımarık ikilinin payı oldukça büyüktür. Bizim istikrarsızlığımız onlara istikrar kazandırdı.’’ şeklinde konuştu.

‘’KKTC YENİ BAŞBAKANI DR. FAİZ SUCUOĞLU OLABİLİR’’

‘’İstifa eden hükümetin büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi’nin ay sonunda kurultayı var. Seçilmesi muhtemel isim olarak da Dr. Faiz Sucuoğlu gösteriliyor. Sucuoğlu, halktan en fazla oy alan ve teveccüh gören siyasilerden biridir.’’ diyen Çağatay Özdem Sucuoğlu’nun başkan olarak seçilmesi halinde partiyi toparlayacağını ileri sürdü.

Sucuoğlu’nun Türkiye ile iyi ilişkilerin devamını ve artmasını savunan bir siyasetçi olduğunu belirten Özden, ‘’Şu an muhalefette olan ve KKTC’nin en örgütlü partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi ise sol görüşlü bir partidir. Türkiye ile ‘eşitler arası’ ilişkileri savunur. Başkanı Tufan Erhürman’ın toplum nezdinde saygın ve muteber bir yeri vardır. Sorunları net ele alıp, çözüme gitme gayretindedir. Mütevazı ve halkın içinden bir liderdir. Her ne kadar bir vatandaş olarak görüşlerim Tufan beyle uyuşmasa da halkın sorunlarını dinleme ve çözüm üretebilme noktasında, devleti temsil noktasında kendisini yeterli ve hatta ortalamamızın üzerinde buluyorum.’’ dedi.

Özdem, ‘’Benim gibi düşünenlerin CTP ile ayrıldığı nokta, Türkiye ile ilişkilerin hangi ton ve renkte olacağıyla alakalıdır. Kimlik ve aidiyet tanımlarıyla alakalıdır. İnanç ve düşüncelerle alakalıdır. Tufan bey rasyonel ve adil bir lider olsa da, partisindeki ve örgütlerindeki kimselerin bazılarının agresif ve saldırgan tutumları bu artıları örtüyor.’’ diyerek yapılacak erken seçimde tek başına olmasa da UBP’nin birinci parti çıkacağını, birkaç küçük partiyle koalisyona gideceğini iddia etti.  

Ay sonundaki kurultayda Faiz Sucuoğlu’nun seçilmesinin yüksek ihtimal olduğunu ve UBP’nin başkanı olarak seçilirse yeni başbakan da kendisinin olacağını belirtti.

KAPALI MARAŞ’TA SİHA’LAR KONUŞLANDI

Kapalı Maraş’ın bir kısmının açılmasını siyasi bir hamle olarak yorumlayan Özdem, ‘’Eski mülk sahiplerinden olan Rumlara geri dönüş çağrısı yapmamız, Rum yönetimini köşeye sıkıştırdı.’’ diye konuştu.

Kapalı Maraş’ın açılmasının Rum yönetimini köşeye sıkıştırması bakımından başarılı bir karar olduğunu ve bu kararın askeri, stratejik yönlerinin de olduğunu dile getiren Özdem, Türkiye’nin KKTC ile birlikte Karpaz tarafına bir deniz üssü kurmak üzerine çalıştığını belirtti.

‘’İHA ve SİHA’ların konuşlandırıldığı küçük bir hava üssü tamamlandı. Deniz üssüyle beraber devletlerimizin Akdeniz’deki mücadelesinde önemli bir adım atılmış olacak. Kapalı Maraş’ın bir bölümünün geçtiğimiz sene açılması sürecinde, zamanlama ve yöntemi çokça tartışıldı.’’ açıklamasında bulunan Çağatay Özdem, Kapalı Maraş’ın bir önceki hükümetin dağılmasındaki sebep olarak gösterildiğini bildirdi.

Halkın, zamanla Kapalı Maraş’ın açılmasının kendi menfaatlerine olduğunu anladığını aktaran Özdem, ‘’Yöntem ve usul tartışılabilir, farklı ideoloji ve tabandan insanların bu noktalarda farklı beklentileri olabilir. Geldiğimiz noktada bunları aştık. Maraş’ın bir bölümünün açılması veya halihazırda açık olması, KKTC’de süren bir tartışmanın nedeni değil artık.’’ dedi.

BU İFŞA KKTC’DE BİR İLK

KKTC Başbakanı Saner’in ‘’Konu sadece ben değilim’’ diyerek partisinin ve partililerin hedef alındığını ifade ettiğini ve partideki tüm görevlerinden istifa ettiğini hatırlatan Özdem ‘’Sanırım üç adaylı bir yarış olacak ve güçlü aday Faiz Sucuoğlu. Bu tip ifşalar, KKTC’nin alışık olduğu şeyler değil. Sanırım ilk.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki örneklere bakınca, bu afişeler başladı mı arkası geliyor. Peker de bunu ifade etti zaten, istifa etmezlerse kasetleri olan tüm diğer siyasileri ifşa edeceğini söyledi. Bunun ilkinin, on gün sonra başkanlık için yarışacak olan, adanın en büyük partisinin istifa eden bir başbakanının olması, meseleyi daha sarsıcı hale getirdi tabi.’’ görüşlerini paylaşan Çağatay Özdem UBP’liler tarafından bunun partiye bir operasyon olduğu, Türkiye ile iyileşmeye ve gelişmeye başlayan ilişkilere zarar vermek anlamını taşıdığını kaydetti.

Özdem beyanatını şöyle tamamladı: ‘’Bunun sebebi de, mevcut köklü partiler arasında en güçlü ve Türkiye ile sorunsuz ilişkileri en yüksek perdeden savunanın UBP olmasıdır.’’