İsrail’de halk isyan bayrağını açtı! Savaşın 13. gününde “Netanyahu koltuğu için bizi yakıyor” sesleri yükseliyor.
İsrail ile İran arasındaki savaş 13. gününe girerken, İsrail kamuoyunda Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor. Sosyal medya platformlarında “Bu bizim savaşımız değil, Netanyahu’nun savaşı” etiketiyle birleşen binlerce kişi, hükümetin kişisel çıkarlar uğruna ülkeyi felakete sürüklediğini savunuyor. Muhalif kesimler, Netanyahu’yu “yalancı” olarak nitelendirirken, her seçim öncesi vadedilen “kahramanca zaferlerin” halka sadece daha fazla acı ve güvenlik zafiyeti getirdiğini belirtiyor.
“Kişisel Bekası İçin Savaş Çıkarıyor”
Eleştirilerin odağında, Netanyahu’nun 7 Ekim 2023’teki güvenlik başarısızlığından ders çıkarmadığı ve şimdi de yaklaşan seçimler öncesi “İran’a karşı zafer kazanan lider” imajı çizmeye çalıştığı iddiaları yer alıyor. Protestocular, savaşın başladığı iki haftalık süreçte Netanyahu’nun bir kez bile halkın karşısına çıkmamasını “demokrasi ayıbı” olarak nitelendiriyor. Halk sığınaklarda yaşam mücadelesi verirken, Başbakan’ın kamuoyundan uzak durması öfkeyi körüklüyor.
Lübnan Cephesi Kapanmayacak mı?
İsrail içindeki siyasi analizlerde en çok dikkat çeken iddia ise savaşın süresine dair yapılan planlar. İddiaya göre Netanyahu yönetimi, İran ile olan doğrudan çatışmayı durdurmaya yönelik bir çıkış yolu hazırlarken, Lübnan cephesini kasıtlı olarak açık tutmayı hedefliyor. Bu stratejinin temel amacının, ülkede “olağanüstü hal” iklimini sürdürerek Netanyahu’nun yargılandığı yolsuzluk davalarından kaçmasını sağlamak ve koltuğunu korumak olduğu savunuluyor.
“Sandık Artık Yeterli Değil”
Sosyal medyadaki aktivistler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Netanyahu rejiminin İsrail’i bitmek bilmeyen bir çatışma döngüsüne hapsettiğini vurguluyor. Yapılan paylaşımlarda, “Eğer onu şimdi durdurmazsak bu döngü asla bitmeyecek” denilirken, sadece sandığın yeterli olmadığı ve toplumsal bir başkaldırının gerekli olduğu yönünde sert ifadeler kullanılıyor. Halkın bir kesimi, Netanyahu’yu ülkeyi yıkıma götüren bir “hain” olarak nitelendirerek, savaşın bir an önce durdurulması çağrısında bulunuyor.


