Suud-BAE ekseni, Katar'ın bağımsız dış politikasıyla yaşamayı öğrenmeli

Suudi Arabistan ve BAE ekseninin Katar’a uyguladığı kuşatma ve ambargo bölge halkları arasında toplumsal bir kan davası ortaya çıkarırken, bu tavrın sürdürülmesi politik olarak korkunç bedeller ödenmesini de beraberinde getirecektir.

  • 04.06.2020, 17:12:43
  • Güncelleme: 1 saniye önce
Suud-BAE ekseni, Katar'ın bağımsız dış politikasıyla yaşamayı öğrenmeli

Suudi-BAE ekseni tarafından üç yıl önce açıklanan Katar'a yönelik düşmanlığın değerlendirilmesinde kesin yargılara varmanın işe yaradığı söylenemez. Bu durumun Arap dünyasına siyasi çoğulculuk getirdiği ve Suud-BAE ekseninin empoze etmek istediği baskıyı önlediği doğru, ancak mevcut hali her yönü veya boyutlarıyla anlatmıyor.

Suudi Arabistan ve BAE’nin 5 Haziran 2017'de ‘silahsız’ olarak başlattığı savaşın etkileri, sadece politikayı değil hayatın birçok yönünü kapsıyor. (Suud ve BAE’nin Katar’a karşı gerçekleştirdiği) Kuşatmanın ortasında; kabile hayatı, evlilikler ve akrabalık da dahil olmak üzere çeşitli şekillerde birbirine bağlanmış bölge halkları arasında toplumsal kan davaları doğdu.

Suud-BAE eksenine ait medya kuruluşları takip edildiğinde; bu toplumsal çekişmeyi insani ve sosyal sonuçlarıyla nasıl ele aldıkları, Katar yönetimi ve ülke halkının yanı sıra Suudi Arabistan ve BAE’nin Katar karşıtı kampanyasına katılmamakta ısrar ettiklerinde Kuveyt ve Umman gibi diğer Körfez ülkelerine karşı  açık veya kapalı nasıl düşmanlık bir yaratıldığı kesin olarak anlaşılacaktır.

Her iki taraf tarafından saldırı ve kendini savunma için; kuşatmanın daha iyi anlatılması ya da Katar’ın savunması amacıyla; silah anlaşmaları ve siyasi yatırım için Batı’daki özellikle de ABD’de lobicilere para aktarma şeklinde çok büyük miktarlarda para harcandı. Bu para, yerel ve bölgesel Arap halklarının yararına ekonomik gelişmelerde daha faydalı olarak kullanılabilirdi.

Suud-BAE ekseninin her sosyal veya ekonomik aksiyonu Katar'dan gelen karşı aksiyonla dengelendi. Her iki tarafın da eşit derecede hatalı olduğu iddiası arabulucular tarafından söylenmiş boş sözlerdir. Kendi vicdanlarını rahatlatmak ve durumun sorumlusunu saptamaktan imtina etmekten başka bir değeri yoktur.

Politik olarak, söylenenlere eklenecek çok şey yok. Katar kendisine ve Arap dünyasına, Suudi Arabistan ve BAE'nin baktığından çok farklı bakıyor. Tabii ki bu devrimci bir bakış açısı değil, sadece farklı.

Doha'nın birçok siyasi kararı alırken, Yemen’de Suudi Arabistan’daki koalisyona katılması gibi, “büyük ağabeyini” hesaba katmaya çalıştığı doğru. Ancak bu, Katar'ın kendi siyasi rolünün ilkelerini oluşturması için bir istisnaydı.

Bu artık, Doha hükümetinin de söylediği gibi, bir sır değil. Bu durum Arap Baharı ayaklanmaları başladığından bu yana Katar'ın Arap dünyasına karşı aldığı pozisyon ve eylemlerine uygun olarak yorumlandı. Bunlar arasında siyasal İslam ve İslamcı hareketleri ele alış tarzı, İran ve Türkiye ile ilişkileri, Suudi Arabistan ve BAE ekseniyle illa da uyumlu olması gerekmeyen dış politikadaki ayrışma arzusu bulunuyor.

Gerçek şu ki, Suudi Arabistan, iç ve dış politikada kendi siyasi arzu ve hedefleri olan bir komşuyla doğal bir şekilde asla bir arada bulunamayacak. Riyad, tıpkı otoriter bir baba gibi, kendi inisiyatifi ve Abu Dabi'nin kışkırtmasıyla, dosyaları ayırmak ve ikili ilişkileri buna göre organize etmek yerine Doha ile yabancılaşma anlamına gelen ciddi bir siyasi anlaşmazlığı kabullenerek; küçük komşusuyla sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerini ayırmada başarısız oldu.

Riyad’a göre; Katar, Suudi Arabistan'ın söylediklerini papağan gibi tekrarlayan Bahreyn gibi olmalı; ya hep ya hiç. Suud-Katar sınırı boyunca bir su kanalı inşa etmek gibi aptalca bir proje görüntüsüyle özetlenebilen bu tavır, hiçbir şeklide politik olarak tanımlanamaz.

Katar’a yönelik kuşatma başladığından bu yana üç yıl geçti ve muhtemelen devam edecek. Katar, bu duruma uyum sağlama yeteneği olduğunu kanıtladı. Suud-BAE ekseni ise ABD’nin Küba’ya uyguladığı ablukanın bir benzerini tekrarlayacak gibi görünüyor.

Şurası açık ki, Suudi Arabistan ve BAE'nin bağımsız dış politikaları olan bir komşuyla birlikte yaşama olasılığını kabul etmesi ve aralarındaki çatışmayı düşmanlık, kışkırtma ve komplolar olmadan sürdürmelerine dayanan bir uzlaşma olmalıdır. Bunun kabul edilmemesi halinde, üç yıl önce Riyad'daki genç adamın (Veliaht Prens Muhammed bin Selman) atıldığı pervasız maceraların maliyetinin daha da ötesinde, korkunç bir siyasi bedeli olacaktır.

Bu makale Ernest Khoury tarafından ilk olarak Al-Araby Al-Jadeed internet sitesinde ve daha sonra Middle East Monitor sitesinde yayınlanmıştır. 

Çeviri: Engin Dinç