Mısır ve Türkiye birbirine muhtaç

Mısır ve Türkiye arasında son 7 yılda siyasi ilişkiler kesintiye uğramış olsa da, ticari ve hatta istihbarat ilişkileri kopmadan devam etti.

Mısır ve Türkiye birbirine muhtaç

Kahire’yle ilişkileri yeniden tesis etme ile ilgili çoğu Ankara’dan yapılan açıklamaların ardından özellikle Ankara ilk adımı atmış ve İstanbul merkezli yayın yapan Sisi muhalifi Mısır basınına sessiz kalmaları talimatı verilmiştir. Bu adımlar Mısır’daki rejim yanlısı medya tarafından rejimin zaferi olarak yorumlandı. Bu olaylar Türkiye'deki Mısır muhalefeti ve medyası hedef alınmaya devam etse de rejime Türkiye'ye ve politikasına saldırmama emri verilmesinden önce meydana geldi.

Türkiye, Kahire ile daha sıcak ilişkiler kurmak istemesindeki ciddiyetini teyit etmek için Ankara, bakan seviyesinin altındaki bir diplomatik heyeti Kahire'ye gönderdi. Türk heyetinin ziyareti iki gün sürdü. Mısır heyeti ve Türk mevkidaşı görüşmeleri ‘istikşafi’ olarak adlandırdı. Görüşmelerin bu şekilde adlandırılması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü bu kavram genellikle dosttan ziyade düşmana kullanılır. Son yedi yılda siyasi ilişkiler kesintiye uğramış olsa da, ticari ve hatta istihbarat ilişkileri kopmadan devam etti. Hatta iki ülke arasındaki ticaret koronavirüs öncesi bir yıl içinde daha çok Türkiye’nin lehine bir sıçramaya tanık oldu. Görünüşe göre iki ülke arasındaki müzakereler ciddi ve yoğun geçti. Görüşmelerden sonra yapılan açıklamalarda diplomatik dilden ziyade siyasi bir dil seçildi. Yapılan müzakereler ciddi ve derinlikli olarak tanımlandı. Bu da görüşmenin beklendiği kadar samimi geçmediğini, Kahire sıcağının aradaki buz dağını eritmeye yetmediği izlenimini uyandırdı. Hatta araya giren yedi yılın bu arayı daha da açtığı ortadaydı.

Paralel hareketlilik

Türk heyeti Kahire'deyken, eş zamanlı olarak Libya'ya Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in yer aldığı daha üst düzey bir heyet gönderilmişti.  Libya dosyası, Kahire'de masaya yatırılan konulardan biridir. Bu nedenden dolayı Türk heyetinin özellikle Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş'un İtalyan basınına, Geçiş Konseyi'nde Libya'dan güçlerini çekmek için Türkiye ile diyalog başlattığını açıklamasından ve Mısır diplomasisinin Nahda Barajı meselesiyle meşgul olduğu bir zamanda bağlantısını güneye yöneltmesinden sonra, Kahire görüşmelerinde zayıf nokta olmayacak şekilde düzenlenmesi gerekir.

Rejimin müttefikleri Katar'a ambargo uygulayan ülkelerdendi. Mısır rejimindeki müttefikleri ile Türk ilişkileri dosyasını açtılar. Bu nedenle BAE Veliahtı, ortak çıkarlar taşıyan ve Türkiye’yi hedef alan bir görüşme için Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile bir araya geldi.

Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinin Kral Selman üzerinden yeniden inşa etmeye çalıştığı bir dönemde, Suudi Arabistan Kralı Türkiye Cumhurbaşkanı'ndan hedefi teyit etmek ve iletişim kanallarını açmak için bir telefon aldı. Bin Zayed, Ankara'nın Abu Dabi'de iletişim kanalları açma girişimlerine rağmen, Krallık'taki gerçek aktör Suudi Veliaht ile görüşüyordu. Görünen o ki, Türk diplomasisi yanlış kapıyı çalarak masaya aklın sesini ve siyasi söylemi duyabilen doğru kişiyle oturmadı.

Görüşmede her iki tarafın hedefleri

Türk heyeti, en önemlisi Doğu Akdeniz’in zenginliklerinin paylaşılması olan dosyayla Kahire’ye gitti. O sırada Mısır, Türkiye olmadan Kıbrıs ve Yunanistan ile deniz sınırlarının çizilmesi üzerine düzenlenen müzakerelere katılmıştı.

Türkiye, özellikle kendi deniz sınırları içerisinde yer aldığını ısrarla belirttiği Castelorizo (Meis) ​​adasının sınırlarının tartışmalı alanını ortadan kaldırdığı için 2020 yılında Kıbrıs ve Yunanistan ile imzalanan deniz sınırı belirleme anlaşması ve Kahire'nin hem Yunanistan hem de Kıbrıs ile ilişkilerinde bir atılım yapmasıyla yakından ilgileniyor. Özellikle anlaşmanın imzalandığı tarihte Libya'da tanınan hükümet ile arasındaki sınır çizme anlaşmasının ardından, bu dosya paralel ve organik olarak, Libya'nın çatışma meydanında gelişmiş bir üs olan Libya'daki Türk varlığının dosyasıyla bağlantılıdır.

Dolayısıyla, Libya'daki Türk güçlerinin varlığı, Libyalı politikacıların kaprislerine ve farklı eğilimlerine karşı bir garantidir. Buna ek olarak, BAE ve Suudi Arabistan tarafından ikna edici bir alternatif bulunana kadar Hafter'i yeniden silahlandırmak, siyasi olarak geri dönüştürmek ve Libya cumhurbaşkanlığı için olası bir aday olarak sunma konuşmaları ışığında ikna edici bir alternatif bulunana kadar BAE ve Suudi Arabistan'ın finansal ve istihbarat gücüyle durumlarda değişiklik olabilir.

Ancak ticari düzeyde, Mısır ve Türkiye’nin birbirine muhtaç olduğu açık… Bir yandan Türkiye'nin büyük bir pazar olan Mısır'a (yaklaşık 105 milyon kişi) Mısır'daki rejimin de gaz ve petrolünü ihraç etmeye ihtiyacı var.  Bununla birlikte Mısır, Türkiye'nin, çıkarlarını dikkate almadan Katar'la uzlaşmaya giden Körfez'deki müttefikleri üzerinde bir baskı kartı olmasını da istiyor.

Mısır rejiminin İstanbul'dan yayın yapan muhalefet medyasının Nil suları dosyasının yönetiminde yaşadığı feci başarısızlık durumu ve Nahda Barajı krizine çözüm bulamamasından dolayı sebep olduğu baş ağrısından kurtulmak için bir ağrı kesiciye ihtiyacı var. Nitekim Mısır, Etiyopya’nın dayandığı ilkeler anlaşmasını imzalamada stratejik bir hataya düşmüştür. Dolayısıyla Etiyopya bu anlaşmadan yola çıkarak Kahire’nin ikinci doldurmayı durdurma talebini de ciddiye almıyor.

İkili ilişkilerin geleceği ve muhalefet kartı

Kahire-Ankara ilişkilerinin geleceğini okumak için keşif görüşmelerinin ardından yapılan açıklamanın şartlarına dönülmesi gerekiyor. Açıklamada, görüşmelerin ikili meselelerin yanı sıra özellikle Libya, Suriye ve Irak'taki durum ve Doğu Akdeniz bölgesinde barış ve güvenliğin sağlanması ihtiyacı gibi bir dizi bölgesel meseleye değinildi. Bu, ikili ilişkilerin ozon krizinin çözümü ve Korona virüsünün ortadan kaldırılmasıyla bağlantılı olduğu anlamına geliyor. Benim ifadem ne kadar mecazi olsa da, demek istediğim iki taraf arasındaki krizin ne kadar derin olduğu… Bu kavramı doğrulamak için, (iki tarafın müzakere turunun sonucunu değerlendirecek ve sonraki adımlar üzerinde anlaşmaya varacak) açıklamalarına tekrar değineceğiz. İhtilaflı dosyaların çok karmaşık olduğunu ve iki gün süren bir oturumda çözülemeyeceği apaçık ortada… “Erdoğan, Mısır muhalefetini solunum cihazından ayırmaya mı karar verdi?” başlığıyla yayınlanan makalemizde Türk heyetinin Mısır görüşmesini dört gözle bekleyip takip etmiştik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmelerin bitiminden sonra yaptığı açıklamada, ülkesinin Mısır halkını yeniden birleştirme konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Türkiye'nin Mısır halkına olumlu baktığını vurguladı!

Mısır rejimi ile Türk ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi dosyasında yer alan aktörlerin ve tüm tarafların paralel hareketlerini göz ardı etmeden, Mısır rejimi de baskı kartlarını kaybetmeyecek şekilde hareket etmeye başladı.

Bu hafta Mısır ile Fransa arasında deniz ve hava tatbikatlarının başlatılması, Fransa ile ilişkileri kötüleşen Türkiye için bir baskı kartı oluşturuyor. Tatbikatlar Kızıldeniz'de de olsa bir şekilde ucu Türkiye’ye dokunuyor. Müslüman Kardeşler heyeti Türkiye’den Saadet Partisi'ne anlaşılamayan bir stratejik hata olan bir ziyaret gerçekleştirmiş olsa da Mısır muhalefeti, kendi çıkar haritasını henüz tam olarak belirlemedi. Müslüman Kardeşler heyeti bu ziyareti bazı Türk toplum kurumlarıyla görüşmeleri çerçevesinde, Türkiye'deki Mısırlı mültecilerin koşullarını ve gereksinimlerini açıklığa kavuşturma amacıyla gerçekleştirdiğini açıkladı.

Mısır muhalefetinin durumu hassassa, geçmişte iktidarla bağlantısı olduğu bilinen bir partiyle yapılan görüşme daha hassastır. Bu da rejimin ve Körfez medyasının Müslüman Kardeşler heyetinin Saadet Partisi’yle yaptığı görüşmeyi “kapalı kapılar ardında görüşmeler” olarak servis etmesine kapı açar.

Tüm bunların dışında, Mısır muhalefetinin dikkatle doğrulması, adımlarını sağlam basması ve konumunu iyi belirlemesi, en büyüğü olsa bile hiçbir fraksiyonun tek başına çalışmaması gerekiyor. Bir plan ortaya koyamayan, arayışında ne kadar çaba sarf ederse etsin, istediği nihai sonucu elde edemez. Bu nedenle muhalefetin daha fazla bilgelikle hareket etmesi gerekiyor. Özdenetim, bilgeliğin yarısıdır. Zafere giden yol ise sabırdan geçer.

Uluslararası ilişkiler ve strateji uzmanı Mısırlı siyasetçi, Araştırmacı-Yazar Yasser Abdel Aziz’in ‘Açık ve derin’ başlığıyla Türkpress.com için yazdığı bu makale ortadoguhaber.com’un editoryal görüşünü yansıtmaz.  

Etiketler: Müslüman Kardeşler , Mısır Türkiye ilişkileri