Gazze’deki ateşkes, Netanyahu'nun istediği zafer anlamına gelmiyor  

Netanyahu gerçekten kazandığına inansaydı, medyaya poz verir ve zaferiyle övünmek için bir basın toplantısı düzenlerdi. Ancak ordusunun Gazze'de yaptığı şey utanç vericiydi, çünkü sadece sivilleri öldürdü, altyapıyı ve tesisleri yok etti.

Gazze’deki ateşkes, Netanyahu'nun istediği zafer anlamına gelmiyor  

*Mutasım A Dallul

Perşembe günü bu yazıyı yazarken neredeyse gece yarısı oldu ve İsrail güvenlik kabinesinin 2,5 saatlik toplantısının ardından yaşadığım Gazze Şeridi'ne yönelik askeri harekatında ateşkes olacağı bildirildi.

Kanal 12'den İsrailli gazeteci Yaron Avraham'a göre, İsrail ordusu Gazze'ye yönelik bombardımanı derhal durduracak, ancak Filistinli direniş grupları işgal devletine roket atmayı bırakmazsa yeniden başlayacak.

Mısır hükümeti Gazze'deki Filistinli gruplara Cuma günü saat 2'de İsrail ile ateşkesin başlayacağını söyledi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun ofisi, güvenlik kabinesinin bunu oybirliğiyle onayladığını doğruladı. Bakanlar, "Mısır'ın karşılıklı ateşkes girişimini koşulsuz onaylamayı” kabul etti.

Daha önce, İsrail ordu subayları son 11 günlük bombardımanda "eşi görülmemiş" kazançlar elde ettiklerini iddia etti. Bir subay, bakanlara, "HAMAS caydırıldı ve ciddi darbeler aldı" dedi.

Bombardıman, Gazze'deki Filistinli direniş gruplarının El Aksa Camii'nde ibadet eden Filistinlilere karşı 20 günden fazla süredir devam eden İsrail şiddetine yanıt vermesi ve İsrail'in Kudüs'ün Şeyh Cerrah mahallesindeki bazı Filistinli aileleri evlerinden çıkarma planlarından vazgeçmeyi reddetmesinin ardından başladı. Şeyh Cerrah mahallesindeki evler, uzun ve sahte bir yasal süreçle yasadışı Yahudi yerleşimcilere devredilecekti.

Direniş grupları İsrail'in saldırılarına karşılık verirken, El Aksa Camii'nde Yahudi yerleşimcilerin ve polisin tacizine ve provokasyona son verilmesi ile Filistinlilerin Şeyh Cerrah’tan çıkarılmasını engellemek gibi hedefler belirlediler.

İsrail'in Gazze'yi vurma hedefleri arasında direniş altyapısının yok edilmesi ve İsrail ordusunun caydırıcı gücünün yeniden empoze edilmesi vardı.

Filistin direnişi ilk günden itibaren çeşitli menzillerde yüzlerce roket ateşleme kabiliyetiyle İsrail'i şaşırttı.

Hava saldırısı sirenleri çalarken insanlar sığınaklara koştu ve bu da Kovid-19 kısıtlamalarından yeni çıkmış olan İsrail'in yaklaşık yüzde 70'inde başka bir tür tecrit uygulanmasına yol açtı. Filistin roketleri, Ben Gurion Havaalanını bile felç etti.

Aksine iddialara rağmen, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları birbiri ardına başarısız oldu.

İlk dalga iki sivil kalabalığı vurdu, Cebelia ve Beit Hanun'da çocukları öldürdü. Ordu, askeri hedefleri belirlemek için droneları kullandı, ancak bulamadı. Direniş tesislerini ve savaşçıları hedef aldığını iddia ederken fütursuzca sivilleri hedef almaya devam etti.

İşgalci İsrail ordu sözcüsü Avicay Adraee, her sabah sivillere ve sivil altyapıya yapılan ağır ve acımasız bombardımanların ardından medyaya hedef alınan askeri tesisler, roketatarlar, tüneller ve savaşçılar hakkında bilgi verdi.

Gerçek şu ki, İsrail bombaları ve füzeleri, stratejik yollar ve kavşaklar da dahil olmak üzere konutlar, devlet daireleri ve sivil altyapıların yanı sıra telekom, su, kanalizasyon ve elektrik şebekelerini vuruyordu. Bu, örneğin ambulansların can kayıpları ile El Şifa Hastanesine ulaşamayacağı anlamına geliyordu.  En önemlisi, kayıpların çoğu sivillerdi, özellikle de çocuklar ve kadınlar.

Saldırının son gününde İsrail ordusu, aralarında üst düzey yetkililerin de bulunduğu 160 Filistinli direnişçiyi öldürdüğünü iddia etti. Ancak öldürülen 248 kişiden 66’sı çocuk, 39’u kadın ve 17’si yaşlıydı. Geri kalanı engelliler ve diğer sivillerdi. İsrail'in iddiası pek mantıklı değil.

İsraillileri yatıştırmak ve etkisiz uluslararası toplumun vicdanını kurtarmak için savaş suçlarını örtecek yalanlar söyledi.

Geçtiğimiz hafta içinde öne sürülen iddialardan biri, İsrail'in direniş grupları tarafından kullanılan bir tünel ağı olan sözde “HAMAS Metrosu"na zarar verdiği oldu.

İsrail Ordusu Radyosu’na konuşan bir güvenlik kaynağı bunun kabineyi kandırmak için kullanılan stratejik bir başarı olduğunu söyledi. İsrailli gazeteci Itamar Eichner, kamu yayıncısı Kann’a, Kahire tarafından önerilen ateşkes girişimini üzerine yapılan kabine toplantısı ve oylamanın yalan haber olduğunu söyledi.

İsrail Kanal 11 TV tarafından yürütülen bir araştırma, "HAMAS Metrosu"nun İsrailli ve uluslararası kamuoyuna askeri bir başarı olarak pazarlanması amaçlanan bir İsrail icadı olduğunu ortaya çıkardı.

İsrail kabinesinde ateşkes tartışılırken, İbranice yayın yapan haber sitesi Rotter Net, Gazze'den gelen roketlerin hala İsrail'in üzerine düştüğüne dikkat çekti.

Emekli Tuğgeneral Zvika Vogel ateşkesle ilgili olarak şunları söyledi: "Bugünkü güvenlik durumu 1973'ten beri en aşağılık durumdur. Netanyahu bize satın alınamayacak sahte hikayeler satıyor. Teslimiyetin sembolü olan beyaz bayrak dışında hiçbir şeyimiz yok. Etkin değiliz ve operasyonel fizibilitemiz yok. Bizim için her şey kötü."

Saldırının başlatılması kararını veren Netanyahu ve askeri ekibi medyadan saklanıyor. Bu arada Filistinli direniş gruplarının sözcüsü, ateşkesi duyurmak ve aynı zamanda Netanyahu ve İsrail ordusunu anlaşmanın herhangi bir şekilde ihlal edilmesinin roketleri İsrail şehirlerinin üzerindeki gökyüzüne geri getireceği konusunda uyarmak için yayınlara bağlandı.

İsrailli Parlamentosu Knesset üyesi milletvekili Gideon Saar, tek taraflı bir ateşkes olduğu söylentileri hakkında "Bu, İsrail'in caydırıcılığına güçlü bir darbe. Hamas'ın gücünün ve silahlarının artmasına kısıtlamalar getirmeden askeri harekatı durdurmak, bedelini ödeyeceğimiz siyasi bir başarısızlık olur," dedi.

İsrail Kanal 13 TV'nin siyaset ve suç yorumcusu Aviad Glickman, Twitter'da şunları yazdı: "Görünüşe göre Başbakan, ülkesinin vatandaşlarına son güncel gelişmeler hakkında bilgi vermekten korkuyor. Bu yüzden El Cezire'den ve Arap medyasından haberler aldık."

Netanyahu'nun siyasi ortaklarından milletvekili Itamar Ben-Gvir, "Ateşkes İsrailn güneyindeki insanların yüzüne tükürmektir,” dedi. Gazze saldırısından önce desteklemesine rağmen Netanyahu'nun başka bir koalisyon hükümetini bir araya getirme teklifini desteklemeyeceğine söz verdi.

Netanyahu gerçekten kazandığına inansaydı, medyaya poz verir ve zaferiyle övünmek için bir basın toplantısı düzenlerdi. Ancak ordusunun Gazze'de yaptığı şey utanç vericiydi, çünkü sadece sivilleri öldürdü, altyapıyı ve tesisleri yok etti.

Haaretz'den Almog Ben Zikri, Gazze'ye karşı 11 gün süren saldırıda Filistin direniş gruplarının İsrail'e 4.369 roket attığını bildirdi. Bunlardan 300'ü son 12 saatte ateşlendi. HAMAS’ın askeri kanadı Kassam Tugayları, işgal devletiyle uzun bir savaşa hazır olduğunu vurguladı ve stoklarının hala basit malzemelerden yapılmış roketlerle dolu olduğunu yineledi.

Aradaki fark, direnişin özgürlük savaşçılarının ve işgal altındaki insanların işgalci İsrail ordusuna her türlü yolla direnme hakkını garanti eden uluslararası hukuk tarafından desteklenmesidir. İsrail'in [sözde] "nefsi müdafaası"nın böyle bir meşruiyeti yoktur. Ateşkes olabilir, ancak bu Netanyahu'nun istediği zafer değildi.

*Middle East Monitor’den Engin Dinç tarafından çevrilen bu makale ortadoguhaber.com’un editoryal görüşünü yansıtmaz.

Etiketler: Gazze , Filistin , İsrail , Binyamin Netanyahu , Hamas tünelleri