Afrika Birliği, Nahda Barajı krizini çözebilecek mi?

Uluslararası toplum ve başta Mısır, Sudan ve Etiyopya olmak üzere Afrika kıtası halkları, üç tarafın uzlaşı sağladığı bir anlaşma uyarınca Nahda (Rönesans) Barajı krizinin çözümü için Afrika Birliği’nin (AfB) Güvenlik Konseyi öncülüğünde (BMGK) gelecek dönemde yapacağı görüşmelerin başlamasını bekliyor.
 

Afrika Birliği, Nahda Barajı krizini çözebilecek mi?

ŞA - Ancak mevcut verile ışığında AfB’nin 10 yıl süren Nahda Barajı’nın işletilmesi ve doldurulması konusundaki anlaşmazlığa son verecek bir anlaşmaya ulaşması umuluyor mu?

Hartum Üniversitesi’nde Mühendislik Fakültesi Hidroloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve Nahda Barajı müzakerelerinde Sudan heyetinin eski danışmanı Prof. Dr. Sadık Şerefi, “Güvenlik Konseyi’nin son toplantısındaki tutumu hayal kırıklığına neden oldu. Beş daimi üyenin çıkarlarıyla ilgili değerlendirmeler nedeniyle toplantı, Etiyopya taraflıydı. Çin’in Etiyopya’da korumak istediği yatırımları var. Rusya, kısa süre önce bir miktar silah satın alınması için askeri anlaşmalar imzaladı. Fransa’ya gelince, Sudan devriminin yanında olmasına ve Sudan’daki geçiş hükümetine verdiği desteğe rağmen, yurtdışındaki en büyük Fransız askeri üssüne ev sahipliği yaptığı için, Etiyopya’nın olumsuzluğunu önlemek istiyor. ABD ise, 1958 ve 1964 yılları arasında baraj çalışmasının yürütülmesinde tehlikeli bir rol oynadı.” dedi.

Düğümler ve örtüşmeler

Şerefi, “Washington, prensip olarak Nil Nehri’ni kontrol etmek istiyor ve bu nedenle Nahda Barajı meselesine acil ve hızlı bir çözüm istemiyor. ABD, Çin’in Afrika’daki, özellikle de Etiyopya’daki varlığından ve egemenliğinden kurtulmayı da hedefliyor. Bu nedenle, bu krize yönelik tablo çok kasvetli. Barajla ilgili BMGK toplantısının sonuçlarını cansız hale getiren düğümler ve örtüşmeler var” dedi.

AfB’nin bu krizi üçlü müzakereler yoluyla yönetmeye hazır olmadığını söyleyen Profesör Sadık Şerefi, birliğin su ile ilgili konuları hiç ele almadığını ve bu konuda deneyiminin olmadığını vurguladı.

Şerefi, “Büyük ülkelerin baraj krizini çözmeye yönelik bir ilgisi yok. Avrupa Birliği (AB), Washington, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Etiyopya’ya zararları tazmin ederek yardım etmesi mümkündü. Ardından çevre çalışmalarını tamamlaması ve barajla ilgili tüm adımları gözden geçirmesi de mümkündü. Böylece kriz tarafları ile kapsamlı bir anlaşmaya varılana kadar işletilme ve doldurma meselesi ertelenecekti” ifadelerini kullandı.

Bu krizin, on yılda daha uzun sürmesi bekleniyor. Zira meselenin askıda kalması için çalışan büyük ülkeler arasında stratejik kesişme noktaları bulunuyor. Bu bağlamda Şerefi, Sudan’ın şu anda barajlarında yüzde 70’i Mavi Nil’de bulunan büyük projelerde kullanılacak yaklaşık bir buçuk milyar metreküp olduğu tahmin edilen büyük miktarda su tuttuğuna dikkat çekti.

Aracıların varlığı

Öte yandan eski Sudan Sulama Bakanı Osman et-Tom, “BMGK, AfB’ye müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısı yaptı. İkinci dolum sürecini durdurmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Etiyopya baraj gövdesindeki orta beton duvarı yükseltti ve bu da geri çekilmenin imkansız olduğu anlamına geliyor. Ancak üç tarafı uzlaştırmaya yardımcı olmak için BMGK’nın, AB’yi ‘Etiyopya’yı yaklaşan müzakerelerde arabulucuların varlığını kabul ettirmeye’ zorlaması bekleniyordu” dedi.

Tom, Sudan ve AfB’nin mevcut oturumuna başkanlık eden Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarafından daha önce önerilen geçici anlaşmanın bu krizin üstesinden gelmek için en uygun çözüm olduğunu ve ikinci dolum sürecinden önce gelmesi gerektiğini belirtti. Ancak Tom’a göre sorun şu ki iki taraf, bu öneriyi her biri başka bir şey düşünerek ileri sürdü. Osman et-Tom, AfB liderliğindeki müzakerelerin sonucu veya diğer çabalar hususunda gelecekte durumun ne olacağına dair ufukta net bir vizyon bulunmadığını da dile getirdi.

Eski Bakan, Abiy Ahmed görevine devam etse de yerine başka biri gelse de Addis Ababa’nın müzakere stratejisini veya baraj konusundaki tutumunu değiştirme ihtimalini uzak olarak nitelendirdi. Aynı şekilde askeri müdahalelerin çözüm getirmeyeceğini söyleyen Tom, su sorunlarının karşılıklı rıza ile çözülebileceğini vurguladı. Osman et-Tom, ancak bu konuyu çözmek için herhangi bir askeri müdahale yapılırsa, savaş kendi topraklarında olacağı için bu durumun, Sudan’ın pahasına olacağını dile getirdi.

Meseleyi siyasileştirme

Etiyopyalı siyasi analist Musa Şeyho, BMGK toplantısı sonuçlarının Etiyopya ve diplomasisi için büyük bir zafer olduğunu, çünkü Addis Ababa’nın en başından beri konuyu BMGK’ya taşımayı zaman kaybı olarak gördüğünü dile getirdi. Şeyho, AfB çatışı altında müzakerelere geri dönmenin en iyi çözüm olduğunu vurguladı. Analiste göre BMGK’daki heyetle, aynı tonda konuşurken, bazıları ise Mısır’ın baraja yönelik muhalefetini kınadı.

Musa Şeyho, AfB’nin müzakerelerin başlamasını hızlandırması gerektiğini söylerken, “Özellikle Etiyopya ikinci dolum sürecini tamamlamaya yakınken, bu konuda bir atılım yapmayı da başarabilir. Örneğin 13,5 milyar metreküpün yarısını doldurmayı başarırsa onu durdurmakta uzlaşı sağlanmayabilir” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde müzakerelerin, ikinci dolum süreci için bir ara anlaşmaya varılması bekleniyor.

Bu bağlamda Musa Şeyho, “Etiyopya, baraj konusunda aşağı havza ülkeleriyle anlaşmaya varmayı reddetmedi, ancak sorun konunun siyasallaşmasıdır” dedi.

Analist, “Addis Ababa, geçit devletinin (Sudan)ve aşağı hava devletinin (Mısır), kendisine karşı haksız bir şekilde önyargılı olduğuna, kendisini Mısır ve Sudan’ın Nil sularını bölüştüğü adil olmayan tarihi payı tanımaya zorladıklarına inanıyor” dedi. Musa Şeyho, Etiyopya’nın sunacak hiçbir şeyi kalmadığını da vurguladı.

Siyasi analist, AfB, Washington veya herhangi bir aktör olsun uluslararası tarafları da müzakere masasına dönmek ve barajın teknik sorunlarına odaklanmak için Kahire ve Hartum’a baskı yapmaya çağırdı.

BMGK

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analiz habere göre 8 Temmuz Perşembe günü BMGK, Hartum’un 22 Haziran’daki talebi üzerine Nahda Barajı krizini görüşmek amacıyla bir toplantı düzenledi. Aynı şekilde talep, Addis Ababa, çatışmayı şiddetlendiren ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden barajın tek taraflı doldurulma sürecini durdurma çağrısı da içeriyordu.

BMGK, Tunus’un konsey üyelerine sunduğu ve Sudan, Mısır ve Etiyopya arasında ‘barajın altı ay içinde işletilmesi konusunda’ bağlayıcı bir anlaşma yapılması çağrısında bulunan bir taslağa ilişkin herhangi bir karar yayınlamadı. Konseydeki diğer ülkelerin heyetleri, bu meseledeki anlaşmazlıkları çözmek için Afrika arabuluculuğunu destekledi. 15 üye ülke, üç ülkenin ihtiyaçlarını karşılayan bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalamak için AfB himayesinde yeniden müzakerelerin gerekliliğini olduğunu açıkladı.

BM’nin Afrika Boynuzu Temsilcisi Barfi Onanga, Nahda Barajı meselesinin çetrefilli olduğunu belirtti. Kuraklık yıllarında bu barajın doldurulmasıyla ilgili endişelerin olduğunu söyleyen yetkili, daha önceki tavsiyelere rağmen tarafların, barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda anlaşmaya varamadığını vurguladı.

Söz konusu toplantı, Etiyopya’nın Kahire ve Hartum ile bir anlaşmaya varmadan barajın ikinci kez doldurulması konusundaki ısrarı nedeniyle yürütülen birkaç tur müzakerenin başarısız olmasının ardından gelişti.

Mısır ve Sudan’daki Sulama Bakanları, BMGK toplantısından önce Etiyopya Sulama Bakanı’ndan ülkesinin barajı ikinci dolum sürecine başlayacağına dair resmi bir mektup almıştı.
 

Etiketler: ortadogu , Afrika , orta doğu