Sınır mücadelesi tırmanıyor: Cezayir ile Fas'ın kapıları 40 yıldır birbirlerine kapalı

Kuzey Afrika’nın iki Müslüman ülkesi Fas ile Cezayir'de yıllardır süren gerginlik had safhaya ulaştı. İki ülke yetkilileri birbirlerine karşı suçlayıcı ifadeler kullanırken bölgedeki siyasi kriz giderek derinleşiyor. Peki Fas ile Cezayir neyi paylaşamıyor, krizin sebepleri neler?
  • 03.09.2021, 12:44:02
  • Güncelleme: 1 saniye önce
Sınır mücadelesi tırmanıyor: Cezayir ile Fas'ın kapıları 40 yıldır birbirlerine kapalı

Cezayir ile Fas arasında 40 yıldır devam eden git gelli "Batı Sahra" sorununda Cezayir tarafından yapılan açıklamada, Fas’ın “düşmanca eylemleri” nedeniyle diplomatik ilişkileri kesme kararı alındığını açıkladı.

Batı Sahra sorunu, Fas ile Cezayir arasındaki ilişkilerde eskiden bu yana gerginliğe neden oluyor. Fas, Cezayir'i Batı Sahra bölgesindeki Polisario Cephesi'ni desteklemekle suçluyor. Cezayir'in de komşusu Fas'ın Batı Sahra'daki adımlarını desteklemediği biliniyor.

Fas’ın Marakeş kentinde düzenlenen bir terör saldırısının arkasında Cezayirlilerin olduğunu iddia eden Rabat yönetimi, Ağustos 1994'te Cezayir vatandaşlarından vize talep etmeye başladı. Cezayir, Fas'ın bu adımına karşılık Eylül 1994'te iki ülke arasındaki sınır kapılarını kapattı.

Cezayir, Fas'ın zaman zaman yaptığı sınır kapısını açma çağrılarına olumlu cevap vermedi. Cezayir Dışişleri Bakanlığı'ndan 2013'te yapılan açıklamada sınır kapısını açmak için bazı şartlar öne sürüldü.

Bu şartlar, "Fas'ta Cezayir aleyhine resmi ve gayriresmi karalama kampanyasına son verme, uyuşturucu kaçakçılığını engellemek için etkin iş birliği yapma, Cezayir'in Batı Sahra konusundaki tutumuna saygı gösterme ve uluslararası kanunlara uygun şekilde çözüm üretme" olarak sıralandı.

Fas ile Cezayir arasında tarihi anlaşmazlık

1956'da Fas, 1962'de Cezayir'in Fransa'dan bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından iki ülke Kuzey Afrika'da bölgesel ve kıtasal liderlik için adeta bir yarış içerisinde. Diplomatik olarak birbirlerinin çıkarlarını baltalayacak şekilde bölgesel, kıtasal ve uluslararası örgütlerde ittifaklar kurmaya çalışıyorlar. İki ülke de birbirini ülkelerindeki yönetim karşıtı silahlı faaliyetlere destek vermekle suçluyor.

Fas-Cezayir arasındaki bu gerginlik ihtilaflı sınır çizgileri ile somut hale getirilmiş durumda. Bugüne kadar devam eden sınır anlaşmazlıkların üst üste birikmesi nedeniyle iki ülke uzun süredir devam eden bir kopuşa tanık oluyor.

Fas, Cezayir’in terör örgütü olarak sınıflandırdığı iki hareketle iş birliği içerisinde

Fas’ın Cezayir tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan “El-Kabail İçin Bağımsızlık Hareketi” ve “Reşad” ile iş birliği içerisinde olduğunun “kanıtlı” olduğunu söyleyen Lamamra, iki “örgütün” ülkede çıkan orman yangınlarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Cezayir’in son dönemde gerçekleşen “dramatik gelişmelere” rağmen Faslı yetkililerin durumları tekrar gözden geçirmesi için sabırla beklediğini vurgulayan Lamamra, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin iki ülke vatandaşlarını etkilemeyeceğini ve konsolosluğun idari işlemlerini devam edeceğini sözlerine ekledi.

Polisaro cephesi

Fas'ın 1975'te eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra'yı topraklarına katmasının ardından, Batı Sahra'da yaşayan kabilelerin Cezayir'den destek alarak Fas'a karşı ayaklanmasını örgütleyen grup olan Polisario Cephesi ile Fas yönetimi arasında başlayan gerginlik devam ediyor. Polisario Cephesi, 1991'de Birleşmiş Milletlerin ara buluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasına kadar Fas güvenlik güçlerine karşı silahlı mücadele yürütüyordu. Polisaro Cephesi'nin siyasi mücadelesine Fas'ın "duvar"la karşılık vermesi ve bölge üzerindeki egemenlik hakkından vazgeçmemesi Batı Sahra, 40 yıldır çözülemeyen bir düğüm olarak dünya siyasetindeki güncel yerine koruyor.

Cezayir'in Polisaro Cephesi'ne verdiği desteğin yanında İran destekli terör örgütü Hizbullah'ın da askeri destek verdiğini iddia eden Fas Batı Sahra ile ilgili tutumunu uluslararası arenada ve askeri olarak sürdürüyor.

"Cepheye eğitim, finans ve silah desteği veriyor"

Fas'ın elinde, Hizbullah'ın, Polisario Cephesi'ne askeri, siyasi ve medya alanında destek sunduğu konusunda kesin kanıtlar olduğuna işaret edilen açıklamada, "Cezayir'in Batı Sahra sorununda oynadığı rol ve Polisario Cephesi'ne verdiği destek söz konusu olduğunda bu ülkeyi dolaylı yollardan itham etmeye gerek olmadığı, 1975'ten beri söz konusu cepheye eğitim, finans ve silah desteği verdiğinin bilindiği" ifade edildi.

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, "Hizbullah örgütü ile Polisario Cephesi arasındaki ilişkinin ülke güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği gerekçesiyle" önceki gün İran ile diplomatik ilişkilerin kesildiğini duyurmuştu.

Burita, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Fas'ın, Lübnan merkezli Hizbullah örgütü ile Polisario Cephesi arasındaki ilişki sebebiyle İran'ın başkenti Tahran'daki elçiliğini kapatma kararı aldığını ve İran'ın Rabat Büyükelçisinin de ülkeyi terk etmesini istediğini belirtmişti.

"Fas duvarı"

Fas, Polisario’yu engellemek ve Polisario ile Fas Krallığının kontrol ettiği bölgeleri birbirinden ayırmak için 1980-87 yılları arasında 2 bin 700 km uzunluğundaki Çin Seddinden sonra dünya’nın en uzun ikinci duvarı olan "Fas Duvarı"nı inşa etti. Ayrıca Fas Krallığı bölgeye, güvenlik duvarı haricinde 100 bin asker sevk edip, 500 bin mayın döşedi.

Batı Sahra BM kararı ile kendi kendine yönetilemeyen topraklar statüsünde olduğu için Cezayir ve Fas'ın arasında kördüğüm haline geldi. Batı Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti, çoğu Afrika ve Latin Amerika ülkeleri olmak üzere 40 devlet tarafından bağımsız ülke olarak kabul edilmektedir.

Cezayir, Fas'ın BM Daimi Temsilcisi Ömer Halil’in, ülkedeki ayrılık yanlısı el Kabail hareketinin bağımsızlığını destekleyen açıklamaları üzerine Rabat’taki Büyükelçisi Abdavi’yi istişare amacıyla geri çağırdı.

Cezayir'in "düşmanca" tavrından üzüntü duyulduğu aktarılan açıklamada, Fas'ın bu tavra rağmen Cezayir halkıyla olan güçlü ilişkilerini korumaya ve iyi komşuluk ilkesi temelinde bunu geliştirmeye devam edeceği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler'in tutumu

BM, Afrika Birliği ve Avrupa Birliği soruna direk ya da dolaylı şekilde müdahildir. Ancak sorunun çözümüne dair ilgili kurumlar yeterli hassasiyeti göstermediğinden dolayı yarım asırdan beri bölgedeki sorun çözülemedi. BM, Polisario’yu taraf kabul edip ülkenin bağımsızlığını tanımıyor ve bu nedenle kırk yılı aşkın bir süredir sorunun çözümsüz kalmasının en önemli müsebbibi olarak gösteriliyor. BM, Bölgedeki sorunun çözümüne dair, 1991 yılında ara buluculuk yaparak 16 yıllık savaşı sona erdirip, referandum yapılması yönünde karar alınmasını sağlamanın dışında olumlu bir adım atamadı. Ancak 1991 yılından günümüze kadar, bölgede referandum yapılamadı. Arap Birliği ise ne Polisario’yu ne de sürgündeki hükumeti kabul etmiyor.

Türkiye açısından Batı Sahra sorunu

Türkiye, Batı Sahra Arap Cumhuriyetini devlet olarak kabul etmedi. Fakat süreçte Fas lehine değerlendirme de yapmadı. Çekimser kalıp, sorunun uluslararası arenada çözülmesi gerektiğini ifade eden bir tutum içerisine girdi.

Balıkçılık, fosfat madenciliği yanında sahillerinde petrol aramaya başlayan Fas, lobicilik faaliyetlerine harcadığı paralarla da bu meseleden vazgeçmeyeceğini gösteriyor.  Ancak diğer tarafta da yarım asırdan beri Sahra halkının temsilcisi olup, siyasi ve silahlı mücadele vererek tanınmaya çalışan Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti devleti var. Dolayısıyla sorun hala ortada ve çözülmeyi beklemektedir. Özellikle Cezayir’in Tindouf bölgesindeki mülteci kamplarında yaşayan 90.000 insan mağdur olarak yaşamlarını sürdürüyor. Kampta sağlık, beslenme, barınma, eğitim ve temizlik gibi temel insani ihtiyaçlar BM öncülüğündeki birkaç yabancı sivil toplum kuruluşu tarafından karşılanıyor.

Uzun yıllardır çözülmesi gereken bir sorun olarak duran Batı Sahra sorunu bundan sonraki süreçte de uluslararası gündemi meşgul edecek gibi duruyor.

  • Kaynak: Ömer Faruk Madanoğlu / Ortadoğu Haber