Şeyh Cerrahlı İskafi, evinin ağırlığınca altın da verseler mahallesinde kalacak

İşgal altındaki Kudüs'te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi sakinlerinden Abdulfettah İskafi, Yahudi yerleşimcilerin hayatı zindan eden tüm tazyikine ve cazip maddi tekliflerine rağmen evini ve Kudüs'ü terk etmeyeceğini söyledi.
  • 11.12.2021, 11:11:49
  • Güncelleme: 1 ay önce
Şeyh Cerrahlı İskafi, evinin ağırlığınca altın da verseler mahallesinde kalacak

Milyonlarca Filistinli için zorunlu göç, yağma ve katliamların simgesi olan 1948'deki Nekbe'den sonra Şeyh Cerrah Mahallesi'ne yerleşen 28 ailenin korkulu rüyası olan tehcir süreci ve baskılar devam ediyor.

Ürdün hükümeti ile Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşunun (UNRWA) 1956'da vardığı bir anlaşma uyarınca Şeyh Cerrah Mahallesi'ne yerleştirilen aileler gibi İskafi ailesi de 1972'den bu yana İsrail mahkemelerinde, Yahudi cemaatlerinin bu topraklar üzerindeki mülkiyet hakkı iddialarına karşı hukuk mücadelesi veriyor.

Abdulfettah İskafi, ailesinin 1948'den bugüne yaşadıklarını hala verdikleri mücadeleyi ve geleceğe dair korkularını anlattı.

Batı Kudüs'teki El-Beka Mülteci Kampı'nda yaşayan ailesinin 1948'deki tehcirle Doğu Kudüs'e geldiğini söyleyen İskafi, halen Şeyh Cerrah'ta çocukları ve torunlarından oluşan 14 kişilik ailesiyle 130 metrekarelik bir evde yaşadığını belirtti.

Mahalledeki 3 evin 2008'de Yahudi yerleşimcilerin eline geçtiğini aktaran İskafi, Filistinli aileler olarak benzer bir sonla karşılaşmaktan korktuklarını ifade etti.

FİLİSTİNLİ AİLELERİN MAHKEMELERDEKİ MÜCADELESİ 1972'DEN BERİ SÜRÜYOR

Yahudi cemaatler, Şeyh Cerrah Mahallesi'ndeki arazilerin 1948'den önce Yahudilere ait olduğunu iddia ediyor ve burada yaşayan ailelerin evlerini terk etmesini istiyor.

Yahudiler bu konuda, 1970'de İsrail parlamentosunun kabul ettiği ve 1948 öncesinde kendilerine ait olduğunu söyledikleri topraklar üzerinde hak iddia etmelerine izin veren kanunu temel alıyor. Ancak söz konusu kanun, Filistinlilerin, 1948 öncesindeki mülkleri üzerinde hak iddia etmesine izin vermiyor.

İskafi, yerleşimcilerin 1972'de evrakta sahtecilik yaptıklarını ve söz konusu toprakları İsrail tapu dairesine kaydettirdiklerini ancak kendilerinin bu kaydın sahte olduğundan emin olduklarını söyledi.

"Ellerinde hiçbir belge yok. Türk belgesi olduklarını söyledikleri bir belge sundular ama avukatlarımız yaptıkları araştırma sonucu bunun sahte olduğunu ortaya koydu. Yaptıkları sahtecilik ortaya çıkacağı için mülkiyet dosyasını açmak istemiyorlar." dedi.

ŞEYH CERRAH SAKİNLERİ SÜREKLİ ENDİŞE İÇİNDE YAŞIYOR

Filistinli ailelerin 1972'den bu yana süren mücadelesinde mahkemelerden, mülkiyet hakkının reddedilmesi, evlerin boşaltılması ya da erteleme yönünde kararlar çıktı.

Filistinli aileler, mahkemenin verdiği boşaltma kararları nedeniyle endişe ve belirsizlik içinde yaşıyor. Avukatlar vakit kazanmak için bu kararları erteleyebilse de bu, aileler için kalıcı bir çözüm sunmuyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi son olarak, Filistinli ailelere yerleşimcilere kira ödemeleri karşılığında evlerinde 15 yıl kalma teklifini sundu. Ancak Filistinli aileler, evlerin mülkiyetinin yerleşimcilere ait olduğunu kabul etme anlamına geleceği için kira ödeme teklifini kabul etmiyor.

Özellikle evlerinden atılmaktan korkan çocukların sorun yaşadığını kaydeden İskafi şunları anlattı:

"Meçhul bir akıbetten korku duyuyor ve endişe ediyoruz. Evden çıkarılma durumunda başvurabileceğimiz başka bir alternatifin olmayışı da bizi olumsuz etkiliyor. Bu belirsizlik karşısında tutunacağımız hiçbir somut şey yok. Yıllardır 24 saat teyakkuz halinde yaşıyoruz."

YERLEŞİMCİLER, FİLİSTİNLİLERİ KUDÜS'TE İSTEMİYOR

Yahudi yerleşimciler mahallede 3 binaya el koyuncaya kadar mutlu bir hayat yaşadıklarını ancak bundan sonra sıkıntıların başladığını aktaran İskafi, "Yerleşimciler, her türlü baskı unsurunu kullandılar. Bizi rahatsız ettiler, tehcir etmeye çalıştılar, çocukları ve gençleri darbettiler." dedi.

Evinin bitişiğindeki binada Yahudilerin yaşadığını ancak onlarla hiçbir şekilde iletişim kurmadıklarını ve konuşmadıklarını dile getiren İskafi, şöyle devam etti:

"Bizim onları burada istemediğimizi biliyorlar. Onlar da bizi sevmiyor ve istemiyor. Bu nedenle özellikle kendi bayramlarında yüksek sesli eğlenceler düzenleyip gece mahalle sakinlerini rahatsız etmek de dahil her türlü yola başvuruyorlar."

İskafi, yerleşimcilerin Kudüs'ü, Eski Şehri ve Mescid-i Aksa'yı istediğini ve bu amaçla her türlü gayrimeşru yola başvurarak halkı tehcir etmeye çalıştığını söyledi.

MÜREFFEH BİR HAYAT TEKLİFİNE RAĞMEN EVİNDEN ÇIKMAYI REDDEDİYOR

Yerleşimcilerin 1970'lerden bu yana kendilerine teklifte bulunduğunu ve evi istediklerini söyleyen İskafi, "Şehrin başka bir bölgesinde arazi, iki daire ya da 4-5 milyon dolar hatta daha fazla para teklif ettiler. Tabii ki bu kabul edilemez. Onlar için para sorun değil. Evi boşaltmak karşılığında açık çek veriyorlar. Biz para istemiyoruz. Bu evlerin ağırlığınca altın ve para verseler yine de onlara istediklerini vermeyeceğiz ve buradan çıkmayacağız." diye konuştu.

İskafi, Şeyh Cerrah'ta hiç kimsenin böyle bir tavizde bulunmayacağını ve son nefeslerine kadar haklarını almak için uğraşacağını kaydetti.

İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ NEKBE'DEN KORKUYOR

Evlerinden çıkarılmaları durumunda çocukları ve torunlarının karşılaşacakları sıkıntılardan endişe duyan İskafi, "Babalarımız 1948'de tehcir edildi. Bizi de tehcir ederlerse bu ikinci Nekbe olur. Eğer çocuklarımı ve torunlarımı tehcir ederlerse bu da üçüncü Nekbe olur." değerlendirmesini yaptı.

İskafi, evlerine el konulması durumunda maddi durumları elvermediği için başka yere gidemeyeceklerini belirterek "İmkansızlıklar yüzünden Kudüs'te yaşayamazsak Batı Şeria'ya gitmek zorunda kalacağız. Onların istediği işte tam da bu: Halkı Kudüs'ten sürmek ama bizi evimizden çıkarsalar da Kudüs'ten gitmeyeceğiz, burada kalacağız." ifadelerini kullandı.