İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Myanmarlı yetkililerin, son 10 yılda 135 binden fazla Arakanlı Müslüman (Rohingya) ve Kaman Müslümanını keyfi ve süresiz olarak alıkoyduğunu bildirdi.

Merkezi New York'ta bulunan HRW, "Özgürlük Diye Bir şey Yok: Rohingyaların Myanmar'ın Arakan eyaletindeki 10 yıllık alıkonuluşu" başlıklı rapor yayımladı.

Raporda Myanmarlı yetkililerin, son 10 yılda 135 binin üzerinde Rohingya ve Kaman Müslümanını keyfi ve süresiz olarak alıkoyduğu ifade edildi.

Arakanlı Müslümanlar ve 2012'den bu yana görevli insani yardım çalışanları ile görüşülerek hazırlanan rapor, yetkililerin Temmuz 2012'de başlattıkları etnik temizlik girişiminden nasıl menfaat sağladığını ortaya koydu.

Raporda, etnik temizlik girişiminin, büyük çoğunluğu Budist olan ülkenin günlük hayatından uzun süredir uzaklaştırmak istenenlerin tecridi ve sınırlandırılmasında kullanıldığına işaret edildi.

Kişisel beyan, fotoğraf ve videolarla hazırlanan rapor, Myanmarlı yetkililerin insanlığa karşı ırkçılık, işkence, hapsetme suçlarını gözler önüne seriyor.

Raporda, insanlığa karşı suçların, Arakanlı Müslümanları özgürlüklerinden mahrum bıraktığı ve hayatları ile geçim kaynaklarını tehdit ettiği vurgulandı.

MÜSLÜMAN KARŞITLIĞI ALEVLENDİ

HRW'nin raporunda, Arakanlı Müslümanların yerlerinden edilmesiyle sonuçlanan 2012'deki şiddet olaylarının, Myanmar'ın demokratik sivil yönetime geçişi başlangıcıyla aynı zamana denk geldiği anımsatıldı.

Artan baskının ülke çapında Müslüman karşıtlığını alevlendirdiğine dikkat çekilen raporda, bu durumun ordunun 2016 ve 2017'deki zulmüne zemin hazırladığı belirtildi.

Raporda, insanlığa karşı 2012'den bu yana işlenen suçlarla ilgili adalet sağlanamadığına işaret edildi.

Yabancı hükümetlere çağrıda bulunulan raporda, Myanmar'daki şiddet ile ırkçılığın sorumlularının sorumlu tutulmasını istemek yerine yaptırımları kaldırmaları ve ülkenin siyasi - ekonomik açılımı için kendilerini konumlandırmaya başlamaları istendi.

Şubat 2021'de darbeyle yönetime gelen ordunun ülke çapında acımasız baskılar uyguladığı anımsatılan raporda, bunların Arakan'da uzun süredir kullanılan taktikler olduğu vurgulandı.

Raporda, darbenin ardından yeni bir hareket kısıtlamasıyla karşılaşıldığı ve Arakanlı Müslümanların kamplarına götürülen yardımların tıkandığı ifade edildi.

HRW'nin Asya araştırmacılarından Shayna Bauchner, yaptığı açıklamada, Myanmar cuntasının Arakanlı Müslümanlara yönelik baskısının, ordunun 10 yıldır süren etnik temizlik ve ırkçılık sisteminin sonuçlarıyla yüzleşmemesinin öngörülebilir sonucu olduğunu söyledi.

Bauchner, Myanmarlı yetkililerin suçlarından sorumlu tutulmaları ve suiistimallerinin mağdurlarına adalet sağlanması için tüm yolların izlenmesi çağrısında bulundu.

10 yılın 135 bin Arakanlı Müslümanın kamplarda alıkonulması için vahim bir kilometre taşı olduğunu belirten Bauchner, Bu hikayeleri ve fotoğrafların, "ırkçılık ve işkencenin insani bedelini" hükümetlere hatırlatmanın bir yolu olarak paylaşıldığını ifade etti.

MYANMAR'DAKİ DARBE

Myanmar ordusu, 2020'deki genel seçimlerde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021'de yönetime el koymuştu. Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve bir yıllığına olağanüstü hal ilan etmişti.

Myanmar ordusunun darbe karşıtı protestocu ve isyancı gruplara silahlı müdahalesi sonucu bugüne kadar yaklaşık 1900 kişi hayatını kaybetti. Darbeden bu yana yaklaşık 13 bin kişi gözaltına alınırken 10 binin üzerinde kişi ise halen içeride tutuluyor.

Askeri mahkemeler, tutuklulardan 2'si çocuk 114 siyasi mahkum hakkında idam kararı verdi.

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, darbenin ardından 142 çocuk hayatını kaybetti ve 250 bin çocuk yerinden edildi.

MÜSLÜMANLARA ETNİK TEMİZLİK

Myanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı.

BM'ye göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bini geçti.

Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.

BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.