Müjdelenen fethin 569. yılı

Hazreti Muhammed'in fetih müjdesine mazhar olan İstanbul, 569 yıl önce 29 Mayıs'ta Fatih Sultan Mehmed'in kumandasındaki Osmanlı Devleti tarafından fethedildi. Bu fetihle birlikte Konstantiniyye İstanbul’a dönüştü.
  • 29.05.2022, 09:34:35
  • Güncelleme: 3 hafta önce
Müjdelenen fethin 569. yılı

İstanbul; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç imparatorluğa başkentlik yaptı. İstanbul, "İkinci Roma", "Yeni Roma", "Byzantion", "Konstantinopolis" ve "Konstantiniyye" olarak adlandırıldı.

Ortodoks Hristiyanların en önemli merkezi haline gelen İstanbul, Hazreti Muhammed'in "İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisinin ardından İslam dünyası için de fethedilmesi gereken önemli bir şehir olarak adını duyurdu.

Hazreti Muhammed'in övgüsüne mazhar olmak için Emeviler döneminde Konstantiniyye'ye 3 büyük sefer düzenlenirken bir diğer sefer ise 781-782'de Abbasiler tarafından gerçekleştirildi. Özellikle bazı sahabelerin de katılımıyla gerçekleşen Muaviye bin Ebu Süfyan komutasındaki ilk İstanbul kuşatması daha sonraki dönemlerde silinmeyecek izler bıraktı.

Hz. Peygamber'i Medine'ye hicreti sırasında evinde misafir eden Ebu Eyyüb el-Ensari'nin bu kuşatmaya katılarak surlar önünde vefatı 1453'teki fethe kadar uzanan yolda İslam dünyası için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.

FETHE GİDEN YOL

Sultan 2. Mehmed tahta geçtiği zaman, İstanbul'un fethi için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiği düşüncesiyle Sultan Yıldırım Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına 1452'de Rumeli Hisarı'nı yaptırdı.

Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz'den gelecek yardımı önlemeyi amaçlıyordu. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacıyla devrin önemli mühendislerine büyük toplar döktürüldü.

Sultan 2. Mehmed, Şubat 1453'te dökülen topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti. Karaca Paşa komutasındaki 10 bin kişilik ordu, öncelikle İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayastefanos kalelerini kuşattı. Nisan ayına gelindiğinde 2. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi ve 5 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu, 2. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti.

Fatih'in yanında hocaları Akşemseddin, Molla Gürani ve Akbıyık gibi isimler de yer alıyordu. 6 Nisan 1453'te 10 bin sipahi Maltepe civarını tuttu. Sultan 2. Mehmed de Anadolu ve Haliç'i tutmuştu. Zağanos Paşa Pera'yı fethederek, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün Sultan 2. Mehmed, Mahmut Paşa'yı elçi olarak Bizans İmparatoru'na gönderdi ancak barış teklifi kabul edilmedi.

GEMİLERİN HALİÇ'E İNDİRİLMESİ

Sultan 2. Mehmed, 6 Nisan 1453'te İstanbul kuşatmasına başladı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına alırken, ordu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yenileyerek, Osmanlıların şehre girişine izin vermedi.

Osmanlı donanmasının Bizans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması, kuşatmaya karşı olan yöneticilerin hoşnutsuzluklarını dışa vurmalarına yol açtı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincir nedeniyle Osmanlı donanmasının Haliç'e girememesi, savaşın yönünü Osmanlı aleyhine çeviriyordu.

Bu gelişmeler üzerine Sultan 2. Mehmed, savaşın seyrini değiştirecek hamlesine başvurarak 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi emrini verdi.

Bir gece içerisinde Haliç'e indirilen donanma, 22 Nisan'da Haliç'ten ateşe başladı. Bizanslılar gördükleri karşısında büyük şaşkınlık yaşarken donanmanın Haliç'e indirilmesine inanamıyordu.

Sultan Mehmed, son büyük hücumdan önce 24 Mayıs'ta İsfendiyaroğlu Kasım Bey'i elçi olarak imparatora göndererek şehri teslim etmesini istese de anlaşma sağlanamadı.

Gemilerin Haliç'e indirilmesi ile savaşın seyri Osmanlılar lehine dönerken, Sultan 2. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taarruz için emir verdi. 29 Mayıs'ta günün ilk ışıkları ile başlayan taarruzla, surlar aşıldı.

29 Mayıs 1453'te kapıları açılan İstanbul, Sultan 2. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı birlikleri tarafından fethedildi. Hazreti Peygamber'in övgüsüne mazhar olarak "Fatih" unvanını alan Sultan 2. Mehmed, büyük bir hoşgörü ile şehri yağmalatmazken, fethin nişanesi olarak da Ayasofya'yı camiye dönüştürdü.

"ATINDAN İNİP ŞÜKÜR SECDESİ YAPTI"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İlhami Danış, "Osmanlı ordusu 29 Mayıs günü sabah namazı ile birlikte tüm surlar boyunca yoğun ve planlı bir saldırıya başladı. Top atışı ile başlayan hücum, yoğun dumanlar arasında surlara tırmanan askerlerin şehre giriş çabaları ile devam etti. Son yıkıcı darbeyi indiren bizzat Sultan II. Mehmed'in başında bulunduğu Yeniçeriler oldu. Ve nihayetinde saldırının en yoğun yaşandığı Topkapı bölgesinde top ateşi ve lağım patlaması sonucu yıkılan surlardan Osmanlı askerleri şehre girdi. Karadan ve denizden İstanbul'a giren Osmanlı ordusu Aksaray'da birleşip Ayasofya'ya doğru ilerlediler. Son saldırıyı atı üzerinde takip eden hatta surlara kadar gelip bizzat savaşı yöneten Sultan Mehmed, askerlerinin şehri ele geçirmesinden sonra atından inip şükür secdesi yaptı."

YENİ BİR İMPARATORLUĞUN DOĞUŞU

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Emecen da İstanbul'un stratejik konumu ve dini açıdan Hristiyanlar ve Müslümanlar için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Hazreti Muhammed'in hadisi ile müjdelenmiş şehir olan İstanbul'la ilgili Müslümanlarda mutlaka alınması gerektiği inancının hakim olduğunu belirten Emecen, "Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u almasıyla yeni bir imparatorluğun doğuşu gündeme geldi. Fatih, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir bakıma kurucusudur bunu da İstanbul'u fethederek yaptı. O yüzden bir dönüm noktası olan fetih, Türk tarihi bakımından büyük önem taşıyor." dedi.

Emecen, İstanbul'un fethinin Batı dünyasında korkuyla karşılık tehdit algılamasına ve yeni bir Haçlı ordusu çağrısına yol açtığını, İslam dünyasında ise Memlük idaresi hariç genel bir sevinçle karşılandığını belirtti.

ŞEHRİ YENİDEN İHYA ÇALIŞMALARI

Fatih'in şehri ihya etmek için öncelikle iskana önem verdiğini belirten Emecen, şehri nüfusça desteklemek için bir kısmının fidyelerini kendisi ödediğini, vergi muafiyetleri getirdiğini, ayrıca çeşitli kentlerden Rum, Yahudi ve Müslümanları taşıyarak iskan ettiğini aktardı.