Mesut Uçakan'ın son filmi Suveyda: Başrol oyuncusu 11 yaşında bir hafız

Suveyda'nın 1930 yılları ve sonrası, sosyal ve siyasi olayların baskısı altında bunalan ve yeni kültürle eski kültür arasında sıkışıp kalmış olan yoksul Anadolu köylerindeki yaşanmış olaylardan hareketle kurgulandığı belirtiliyor.
  • 20.09.2021, 11:47:27
  • Güncelleme: 4 ay önce
Mesut Uçakan'ın son filmi Suveyda: Başrol oyuncusu 11 yaşında bir hafız

Reis Bey", "Kavanozdaki Adam", "Kelebekler Sonsuza Uçar", "Yalnız Değilsiniz", "Anka Kuşu" ve "Sevda Kuşun Kanadında" gibi önemli yapımlara imza atan usta yönetmenin 15 yıl aradan sonra vizyona giren filmi, hafız olmak isteyen 11 yaşındaki Hadim'in öğrenme aşkı, azmi, umudu, hayalleri ve Süleyman Peygamber gibi kuşdili öğrenme çabalarını konu alıyor.

Filmin hikayesi

Hadim’in dedesi Mecid Efendi Ereğiz köyünün imamıdır. Arapça ezanı okuduğu için jandarmalar tarafından yaka paça götürülür ve ardından cenazesi gelir. Bu Hadim’i derinden etkiler. Dedesi hafız olmasını istemiştir hep. O da hafız olmaya azmeder. Babası Nuri Çavuş da onun arkasındadır. Ne var ki, bu o kolay değildir. Zira Harf Devrimi’yle ülkede eski yazı ile öğrenim yasaklanmıştır ve yeni açılmış olan köy mektebinde Kur’an dersi diye bir uygulama yoktur. Oysa bu yaşlarda hafız olamazsa ileride bu çok zor olacaktır.

Nuri Çavuş, jandarmayla karşı karşıya gelmemek için Hâdim’i sabahın alacakaranlığ” mda kaçırıp, uzaktaki bir dağ köyüne götürür ve orada hıfzını yapması için, namını çok duyduğu müderrislikten bozma Tığlı Hoca’ya teslim eder. Yeni yerinde sorumlulukları ağır, çilelerle dolu yeni bir hayata adım atan Hâdim, bir yandan iyi bir hafız olmaya çalışır; bir yandan da Kur’an’da kıssası geçen Süleyman Peygamber gibi kuşdilini öğrenme tutkusuna kapılır. Öykünün başından beri beyaz bir güvercinle kurduğu muhabbet onu metafizik bir dokunuşa götürecektir.

Sosyal ve siyasal bir kargaşa atmosferinde hayatını Kuran’la örmeye çalışan ergen bir çocuğun öyküsüdür Hâdim’in öyküsü. Sonu, sürpriz bir finalle bitecektir.

Yönetmenin yorumu: "Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil"

Usta yönetmen, 1928'deki Harf Devrimi sonrası yaşananlara vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Malum 1928'de harf devrimi oluyor. Harf devriminde, bizim bin küsur yıllık hafızamız topyekun bıçak gibi kesiliyor, çıkartılıp atılıyor ve yeni ile eski nesil arasında müthiş bir uçurum ortaya çıkıyor. Harf devriminin sonucu olarak 1932'de Arapça öğrenim yasağı çerçevesinde sıkıntılar oluşturan bir uygulama karşımıza çıkıyor. Aslında Kur'an-ı Kerim yasak olmamasına rağmen, pratikteki kimi yanlış uygulamalarla yasağa dönüştürülüyor. Aynı sene ezan yasağı geliyor. Orijinali bırakılıp Türkçe okunmasına dönük bu uygulamalarla halkın gerçekten travmaya dönüşecek sıkıntıları karşımıza çıkıyor. Uygulamalar çok daha aşırı ve acımasız hallere dönüşüyor. Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil."

Başrol oyuncusu 11 yaşında bir hafız

Başrol oyuncusu, 11 yaşındaki Necip Fazıl Belge'nin gerçek hayatında, hafızlık yarışmalarında ödüller aldığına işaret eden Uçakan, şu bilgileri verdi:

"Ben bütün Türkiye'yi dolaşmayı kafama koymuştum. Kur'an kurslarını ve hafızlık kurslarını... Bir oyuncu arkadaşımız sağ olsun, 'Hocam ben (oyuncu) bulurum.' dedi ve epey arkadaş getirdi ama ben onları tip ya da oyun olarak çok doğru bulmadım. En son 2 kişide karar kıldık. Hem hafızdılar hem de aradığım vasıflara sahiplerdi ama onların oyun gücünü yakalamak adına 3 ay oyunculuk dersi verdik. Orada en iyi performansı gösteren Necip Fazıl Belge isimli kardeşimiz oldu."