Lübnan siyasetinin geleceği soru işareti

Lübnan'da geçen haftalarda gerçekleştirilen genel seçimlerde, hiçbir grubun siyasi çoğunluğu elde edememesi, ülke yönetimin geleceği adına soru işaretleri getiriyor.
  • 06.06.2022, 13:01:34
  • Güncelleme: 2 ay önce
Lübnan siyasetinin geleceği soru işareti

Lübnan'daki siyasi tablo ufukta bir yönetim boşluğuna işaret ediyor. Meclisin yeni üyelerinin seçilmesiyle Necip Mikati liderliğindeki hükümet otomatik olarak geçici hükümete dönüştü. Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın görev süresi ise 31 Ekim 2022'de sona eriyor.

Lübnan'ın bugüne kadarki tecrübelerinden, hükümet kurma süreçlerinin aylarca sürdüğü biliniyor. Son durumda yeni Meclisin işini daha da zorlaştıran ise Şii ve Hristiyan müttefiklerin Mecliste çoğunluğu kaybetmesi ve bağımsız milletvekillerinin güçlenmesi oldu.

Ülkede 15 Mayıs'ta yapılan genel seçim sonuçlarına göre İran destekli Hizbullah ve Cumhurbaşkanı Avn'ın partisi Hristiyan Özgür Yurtsever Hareketi'nin başını çektiği ittifak, 128 sandalyeli Mecliste çoğunluğu yitirdi.

İran ve Suriye'deki Beşşar Esed rejimine yakın bloku oluşturan Hizbullah, Şii Emel Hareketi ve Özgür Yurtsever Hareketi'nin diğer müttefikleriyle sahip olduğu milletvekili sayısı 71'den 60'a düştü.

Mecliste hiçbir siyasi partinin çoğunluk sağlayamaması, hükümetin kuruluşunu daha da zora sokacağa benziyor.

ANAYASAL BOŞLUK

Lübnan Anayasası'nın 53. maddesi, başbakanın cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngörüyor. Bu ise Meclisteki parti gruplarının kendi adaylarını sunmak üzere Cumhurbaşkanı Avn'la yaptığı görüşmelerin ardından gerçekleşiyor.

Cumhurbaşkanı Avn, parti gruplarıyla yapılacak görüşmelere dair şu ana kadar bir takvim açıklamadı. Bu takvimin ilerleyen haftalarda duyurulması öngörülse de böyle durumlarda her zaman gündeme gelen anayasal bir boşluk söz konusu. Cumhurbaşkanının bu istişareleri belli bir süre içinde gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmuyor. Bu da sürenin uzaması ve başbakanlık koltuğunun boş kalması anlamına geliyor.

BAŞBAKANLIK İÇİN ÖNE ÇIKAN İSİMLER

Lübnan'daki farklı dinleri ve mezhepleri karşı karşıya getiren iç savaşın 1990'da sona ermesinin ardından yapılan Taif Anlaşması'na göre, cumhurbaşkanı Hristiyan Marunilerden, başbakan Sünni Müslümanlardan ve meclis başkanı Şiilerden seçiliyor.

Halihazırdaki Başbakan Necib Mikati'nin farklı siyasi gruplarla ilişkilerinin iyi olması, hiçbirine yönelik provokatif bir söylemde bulunmaması ve aynı zamanda Arap ülkeleriyle kurduğu ilişkiler onu başbakanlığa aday olabilecek isimler arasında öne çıkarıyor.

Lübnanlı siyasi analist ve yazarlar, Mikati'nin muhtemel adaylar arasında en şanslı isim olduğunu savunuyor. Mikati'nin yanı sıra Hizbullah ile Emel Hareketi'nin anlaşması durumunda Nevaf Selam'ın da adaylar arasına girebileceği öngörülüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Adalet Divanı Hakimi olan Selam'in ismi Saad el-Hariri hükümetinin 2019'da gösterilerin ardından istifa etmesiyle de gündeme gelmiş ancak Hizbullah ve müttefikleri buna karşı çıkmıştı.

Bunların yanı sıra düşük ihtimalle de olsa ekonomist Amir Bisat ve Sünni milletvekili Abdurrahman el-Bizri'nin de aday gösterilebileceği ifade ediliyor.

HÜKÜMETİN KURULAMAMASI KORKUSU

Muhtemel adaylarla ilgili yorumlara karşın siyasi güçlerin Sünni bir isim üzerinde anlaşamaması ve doğal olarak geçici hükümetin, yeni cumhurbaşkanının seçilmesine kadar görevde kalması da muhtemel bir senaryo.

Siyasi analist Ali Hamade ise Mikati hükümetinin göreve devam etmesinin mümkün olmadığı görüşünde. AA muhabirine konuşan Hamade, "Seçilmiş yeni bir Meclis var, Meclisin bileşenlerinde değişimler var. Bu nedenle yeni dengeler üzerine geçici hükümetin devam etmesi mümkün değil." dedi.

Bir diğer analist Kasım Kasir de geçici hükümetin göreve devam etmesinin, hem iç hem de dış riskler taşıdığına ve uygun bir seçenek olmadığına dikkati çekti.

Kasir, "Hükümetin ciddi bir işi var. Cumhurbaşkanının görev süresi dolduktan sonra ülkeyi bu hükümet yönetecek. Hristiyan Lübnan Ketaib, Lübnan Güçleri ve Değişim Güçleri partileri ulusal bir hükümet kurulması konusunda anlaşamazsa 8 Mart Koalisyonu (Hizbullah, Şii Emel Hareketi ve Hristiyan Özgür Yurtseverler Hareketi Partisi) tek başına kurabilir." diye konuştu.

Analist Tevfik Şuman ise Lübnan siyasetinin, ülkeyi çöküşe götüren eski yol haritasından kurtulması gerektiğini savunuyor. Şuman, "Bizim, siyasi ya da teknokrat olması fark etmez, sadece ülkeyi çöküşten kurtaracak olağanüstü bir hükümete ihtiyacımız var." dedi.

HARİRİ SAHNE DIŞINDA

Lübnan'da seçimler sonrası oluşan yeni dönemde eski başbakanlardan Hariri sahne dışında kaldı. Zira, her zaman hükümeti kuracak adaylar arasında adı öne çıkan Müktakbel Hareketi'nin lideri Hariri, ocak ayında siyasi hayatını askıya aldığını ve seçimlere katılmayacağını açıklamıştı.

Hariri'nin yeniden siyaset sahnesine dönmesi yakın zamanda pek muhtemel görünmüyor. Çünkü Hariri'nin, Cumhurbaşkanı Avn, koltuğunu bırakmadan yeniden siyasete dönmeyeceği öngörülüyor.

Şu durumda, yeni hükümetin kurulması için henüz şartların olgunlaşmadığı aşikar. Lübnanlılar hükümetlerin hızla kurulmamasına, hatta bu sürecin aylar almasına alışkın. Ancak artık toplumun her kesimini derinden etkileyen ekonomik kriz, siyasilerin "işi ağırdan alma" lüksünü ellerinden almış gibi görünüyor.

LÜBNAN'DAKİ EKONOMİK KRİZ

Lübnan özellikle 2019'dan bu yana ciddi bir ekonomik krizle mücadele ediyor. Merkez Bankasındaki dolar likidite sorunu ve döviz rezervlerinin erimesi, ülkede başka ciddi krizlerin de patlak vermesine yol açtı.

Lübnan hükümeti, Aralık 2021'de yolsuzluk, mali kaynakların kötü kullanılması ve likidite sorunu nedeniyle finansal sistemdeki kaybın 66 milyar dolar olduğunu açıklamıştı.

BM Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu da 7 Nisan'da Lübnan halkının yüzde 74'ünün yoksulluk sınırında yaşadığını, işsizlik oranının da yüzde 44'e yükseldiğini bildirmişti.