İstanbul'da sivrisineklerin görülme sıklığı arttı

İstanbul'da sivrisineklerin görülme sıklığı artarken, sinekler çevre sakinlerinde kaşıntı ve yaralara neden oluyor.
  • 03.08.2022, 20:04:12
  • Güncelleme: 2 hafta önce
İstanbul'da sivrisineklerin görülme sıklığı arttı

İstanbul'da etkili olan sivrisinekler kaşıntı ve yaralara neden olurken, artan vakalar vatandaşları endişelendiriyor.

Avcılar Yeşilkent Mahallesi'nde dere yakındaki sokaklarda artan sivrisinekler, çevre sakinlerinde kaşıntı ve yaralara neden oluyor.

Başta "Aedes" türü olmak üzere çeşitli sivrisinek ısırmasının neden olduğu problemlerden ve yetersiz ilaçlamadan şikayetçi olan mahalle sakinleri çözüm bekliyor. Sineklerin soktuğu çocukların bacakları ve kollarında oluşan yaraları gösteren mahalle sakinleri, durumun çözümü için yetkililere seslendi.

Yeşilkent Mahallesi esnafı Muharrem Kurnaz, ilaçlama yapılmadığını ve sivrisinek ısırıklarından dolayı vücudunda yaraların olduğunu söyledi.

Sivrisineklerin kaşındırdığını dile getiren Kurnaz, "Bu konudan sadece ben değil, mahalleli, komşularımız şikayetçi. Vücudumda yaralar var, kaşıntı sürekli oluyor. Evde balkona oturduğum zaman, dükkanımda da her yer sinek dolu. Balkonda oturamıyoruz, her tarafımız kaşınıyor." dedi.

Mahallenin sürekli ilaçlanması gerektiğini belirten Kurnaz, "İlaç aracının gelmesini istiyoruz. Dükkanda sivrisinek ilacı kullanıyorum, bitti, yenisini alacağız. İki güne bir tane tüketiyoruz." ifadelerini kullandı.

Yeşilkent Mahallesi sakini İpek Uslu da mahalledeki sinek fazlalığından yatılmadığını ve çocukların ayaklarının yara içinde olduğunu söyledi.

Uslu, sinek ilaçlama aracının mahalleye çok az gelmesinden şikayetçi olduğunu anlatarak, "Çocuklar rahat yatamıyor, hep yara içindeler, enfeksiyonlular. Bütün çocukların ayakları yara içinde. Sineklere çözüm getirilmesini istiyoruz." diye konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN ETKİSİ

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Tıbbi Viroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Midilli, 2010'dan sonra Türkiye'de görülmeye başlayan "Aedes" cinsi sivrisineklerin küresel hareketlilikteki artış ve iklim değişikliklerinin etkisiyle yayılmayı sürdürdüğünü söyledi.

Bu türlerden korunmak için kapalı ortamlara girmelerini engellemek gerektiğini belirten Midilli, "Sineklik ya da çok rahatsız olunuyorsa cibinlik kullanılabilir. Açık havadaysanız sinek kovucularla korunabilirsiniz." önerisinde bulundu.

Prof. Dr. Midilli, Türkiye'de bu yıl henüz "Aedes" ve "Culex" türlerinin taşıdığı hastalıkların bulaştığı kimse bulunmadığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Sivrisinekler özellikle Aedes cinsi, Afrika, Hindistan, Uzakdoğu ve Güney Amerika’da yaygın olan bazı hastalıkları kan emdikleri kişilere bulaştırıyor. Şimdilik bu hastalıklardan Batı Nil ateşi dışındakileri bizim bölgemizde endemik değil. Ancak bu hastalıkları bulaştırabilen sivrisineklerin ülkemizde yerleşik hale gelmiş olması gelecek açısından bir tehdit oluşturuyor. Bu tropika/subtropikal bölgelerdeki hastalıklar bizde de endemik hale gelebilir. Bunlar zaman içerisinde bizde de yerli vakaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Zaten var olanları Batı Nil Ateşi'ni bulaştırıyorlar. Nitekim önceki yıllarda İstanbul dahil olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Batı Nil ateşi vakaları ve buna bağlı ölümler oldu. Şu an akut bir tehlike yok. Sadece sivrisinek çok fazla. Bu Aedes'ler özellikle çok saldırgan sinekler ve gündüz saatlerinde de saldırıyorlar. O nedenle rahatsızlık daha da belirgin hale geliyor."

Kendilerine sinek ısırığı ve yol açtığı hastalıklar nedeniyle başvuranlar olmadığını aktaran Midilli, "Bizim yapabileceğimiz şey sivrisineklerin üreme yerleri olan küçük su birikintilerinin oluşmasını engellemek. Özellikle Aedes'lerin. Bunlar saksı diplerinde, su birikintilerinde çoğalabiliyorlar. İnsana yakın yerlere de yerleşiyorlar. Öyle bir problemleri var. Hayvanlar için bırakılan su kaplarındaki suları da her gün yenileyelim. Onun dışında sivrisineklerle kurumsal olarak yapılacak mücadele ayrı bir konu." diye konuştu.

Prof. Dr. Kenan Midilli, şu anda Türkiye'de bu sivrisineklerin yol açtığı hastalıkların saptandığı akut bir vaka olmadığını söyledi.

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül İyison da küçük su birikintilerini tercih eden Aedes türü sivrisineklerin yayılmasını önlemek için toplumsal bilinçlendirmenin önemli olduğunu ifade etti.

İyison, "İyi uçuş kabiliyetine sahip olmadıkları için çevremizde bu sivrisineklerden birkaç tane gördüğümüzde üreme alanlarının çok yakınımızda olduğu sonucu çıkarılabilir ve o su birikintisi bulunup ortadan kaldırılabilir." dedi.

Coğrafi konumu itibarıyla İstanbul'un deniz ve havayolu ulaşımında geçiş noktası olması, turizm açısından tercih edilmesi, göçmen kuşların seyahat güzergahında bulunması ve küresel iklim değişikliği gibi nedenlerin sivrisineklerin taşınmasını ve yayılmasını bu bölgede kolaylaştırdığını anlatan İyison, şunları kaydetti:

"Özellikle Aedes cinsi sivrisineklerin, iklim şartlarına uyum sağlaması, bazı bitki türlerinin kıtalararası seyahatle ithalatı ve araba lastiklerinin kontrolsüzlüğü, bu tür sivrisineklerin İstanbul'da kolayca yayılmasını sağlayacaktır. Bunların ayrıca takip edilmesi ve izlenmesi önemlidir. Açık ve kapalı alanlarda su birikintileri, su kanalları, ızgaralar, kuyular ile bidon, çeşme, depo, dere, havuz, inşaat ve asansör boşluğundaki su birikintileri, fosseptik, saksı, sazlık, araba lastikleri, su sarnıçları ve küvet gibi alanlar bu türlerin yayıldığı bölgelerdir."

  • Kaynak: AA