Ensar Çalışkan yazdı: Afganistan’daki yönetim değişikliğinin zarar verdiği üç ülke var

"Afganistan’da yaşanan yönetim değişikliğinin zarar verdiği üç ülke var. Bu ülkeler Hindistan, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri."
  • 01.09.2021, 07:01:45
  • Güncelleme: 1 saniye önce
Ensar Çalışkan yazdı: Afganistan’daki yönetim değişikliğinin zarar verdiği üç ülke var

Yirmi yıl süren işgalin ardından ABD, Afganistan’dan 15 Ağustos 2021 tarihinde çekilmek zorunda kaldı. Afganistan halkı bütün imkansızlıklara ve yoksulluklarına rağmen Sovyetler Birliği'nden sonra ABD’yi de dize getirdi. Terlikli savaşçılar tüm üstün savaş teçhizatına sahip ABD ordusuna karşı galip geldi. Kaybedecek şeyi az olanlar her zorluğun üstesinden gelir. Afgan halkı da bunu bir kez daha kanıtladı.

ABD, 2001 yılında başlayan işgalden sonra hiçbir zaman Afganistan topraklarının bütününe hakim olamadı. Çoğu zaman Başkent Kabil’de sıkışıp kaldı. Onu destekleyenler ile kuşatılmış bir çember içerisinde yıllarca hapsoldular. ABD’nin desteklediği hükümetler Afgan halkının 20 yıldır hiçbir problemini çözmedi. Afgan halkı, yıllarca işgallerin yanı sıra yoksulluk ve imkansızlıklarla da mücadele etti. İktidara gelen klikler ilk önce ABD’ye sadakat bildirip kendi çıkarları için iktidarda kaldılar. Taliban karşıtlığı veya ırki meseleler, iktidarlar nezdinde halka hizmetten daha öncelikli kabul edildi. Bugün Afganistan’da hakimiyeti sağlayan Taliban Hareketi’ni büyüten en büyük sebeplerden biri de buydu.

Eylül 2019‘da ABD ile Taliban arasında gerçekleşen ilk görüşmenin ardından, aslında bugün yaşanan tablonun gerçekleşeceği, bölgeyi tanıyan herkesin bildiği bir gerçekti. Sonrasında ABD'nin Afganistan'dan çekilme kararı, ülkenin yönetiminde artık Taliban'ın söz sahibi olacağının üstü kapalı şekilde kabul edildiği manasına geliyordu.


Taliban Hareketi 1996’da ilk kez Afganistan’da kontrolü ele geçirdiğinde dünya, bugün olduğu gibi büyük bir şok yaşamıştı. Haksız da değillerdi. O zamanki Taliban, Afganistan’ın içerisinde yaşanan kanlı iç savaşın ardından ciddi güç kullanarak iktidarı ele geçirdi. Yılların verdiği iç savaş ile acımasız ve tavizsiz görüntü sergileyen bir yapı haline gelmişti. Örgüt refleksi ile hareket eden o zamanın Taliban Hareketi, bugün kendilerinin de kabul ettiği ve asla tekrar etmeyeceklerini taahhüt ettikleri birçok hata yapmıştı.

Geçen çeyrek asırda köprünün altından çok sular aktı. Afganistan’da Taliban bir yandan ABD işgali ile mücadele ederken diğer yandan kendi kadrolarını geliştirecek hamlelere imza attı. Yurt dışına gönderdiği binlerce öğrenci İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, Türkiye gibi ülkelerde eğitim gördü. Üst düzey yabancı dil öğrenen gençler uluslararası siyaseti ve dünyanın farklı gerçekleri ile tanıştı. Hepsi ülkelerine dönüp bugün Afganistan’ın tamamına hakim olmayı başaran kadroların içerisinde yer aldılar.

Taliban dokuz günde tüm Afganistan’ın hakimiyetini ele geçirdi. Bunu yaparken gördük ki arkada tamamı düzenli bir ordu şeklinde kontrol edilen, her ilde ve bölgede medya mensubu olan, halkın ihtiyaçlarını giderecek sosyal kurumları ile koordine edilen bir Taliban vardı. Tüm dünya, Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirirken yapacağı katliamları hayal edip elleri deklanşörde, beklerken büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Taliban, tüm batının şaşkın bakışları arasında Kabil’e girdi. Hiç kan dökmeden, hiçbir ağaca zarar vermeden barışçıl bir yöntemle başkenti aldılar.

Peki bu bölgesel dengeler açısından ne anlama geliyor? Tabii ki burada ilk ortaya çıkan sonuç, ABD’nin başarısızlığı ve bundan sonrası için vaatlerini gerçekleştirememekten kaynaklı ürettiği güvensizlik. Bu durum, ABD’nin özellikle uluslararası sahadaki partnerleri açısından adı konmammış bir krizi ifade ediyor olabilir. Bunun yanı sıra genel olarak Taliban'ın yükselişi, değişen dengelerde Çin, Rusya, Pakistan, Katar ve Türkiye'nin bölgede daha da aktifleşmesine ve bu ülkelerin bölgesel çıkarlarına hizmet ediyor. Çin-ABD geriliminde Doğu Türkistanlılar meselesi büyük önem arz ediyor. Taliban yöneticilerinin birçoğunun Doha’da olması ve buradan Afganistan’a dönmeleri, Katar’ın bundan sonraki dönemde bölgede Türkiye ile birlikte önemli roller alacağına işaret ediyor. Pakistan, sınır komşusu olması hasebiyle yıllardır dolaylı yollarla ve direkt görüşmeleri hiç koparmadığı Taliban ile Çin-Hindistan hattında bölgesel bir denge politikası olarak gelişen süreci değerlendirecektir. Afganistan’da yaşanan yönetim değişikliğinin zarar verdiği üç ülke var. Bu ülkeler Hindistan, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri. Afganistan’da yaşanan bu gelişmeler bu üç ülke için büyük bir meydan okuma ve bölgesel kayıpları anlamına geliyor. Zira biliyoruz ki Hindistan, İran ve BAE üçlüsü Taliban’ın ABD ile gerçekleştirdiği barış görüşmeleri esnasında, görüşmeleri sabote edecek çok ciddi hamleler yapmıştı. Afganistan’da birçok yerde patlayan bombalar ve etnik unsurların kışkırtılması bu üçlünün istihbarat oyunlarından bazıları idi.  Her ne kadar Taliban "hiçbir ülke ile düşmanlık gütmeyeceğiz" açıklaması yapsa da ABD ile birlikte Afganistan’a en çok tahribat veren (sadece savaş değil, siyasi, ideolojik, etnik çalkantılar göz önünde bulundurulursa) bu ülkelere karşı tutumu farklı olacaktır.

Afganistan içerisinde Taliban’ın etnik ve mezhepsel çeşitliliğe yönelik iç politikası da ülkenin geleceği açısından büyük önem arz ediyor. Hindistan, Özbekistan, İran, Çin, Pakistan ve batı ülkelerine ait istihbaratlar, Taliban’ın iç siyasette yapacağı hamleler ve muhtemel demografik değişimler karşısında hızlı refleksler sergileyebilir ve ülkede bazı dengeleri sarsabilirler.

Twitter: @ensarcaliskan