BAE, Libya ve Yemen'deki savaşları kullanarak Arap dünyasının liderliğine oynuyor

Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed, Libya ve Yemen’deki iç savaşları küçük bir körfez ülkesi olan BAE’yi bölgesel bir Arap gücü olarak haline getirmek için kullanıyor.

  • 11.05.2020, 18:41:56
  • Güncelleme: 6 ay önce
BAE, Libya ve Yemen'deki savaşları kullanarak Arap dünyasının liderliğine oynuyor

Şu anda Yemen’de olanlarla ve bir yıldan az bir süre önce Libya’da ne olduğuyla ilgili ilginç bazı paralellikler var. Her iki ülkede, gerçekleşen  barış görüşmeleri sahadaki olaylar nedeniyle tersine dönmüş durumda. Ve her iki ülke için şu gerçek vurgulanmalı, bu bir teasadüf değil; barış görüşmelerinin kesilip durumun tersine dönmesinin arkasında BAE’nin Veliaht Prensi ve de fakto lideri Muhammed bin Zayed var.

İlk olarak 4 Nisan 2019’da BAE’nin arkasında olduğu savaş lordu Halife Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu, uluslarası meşruiyeti bulunan Fayaz es Serrac yönetimindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kontrolündeki Libya’nın başkenti Trablus’e ele geçirmeyi hedefleyen bir saldırı başlattı. Bu saldırıdan sadece 10 gün önce iki taraf BM Libya Özel Temsilcisi Gassam Salame’nin çağrısıyla bir toplantı yapmışlardı. Hatta Hafter, ABD Başkanı Donald Trump’la moralini yükseltebilecek  bir görüşme gerçekleştirmişti. Fakat şu anda bir yıldan fazla süren savaşa sürüklenmişken sahadaki birliklerine hava desteği sağlayan baş destekçisi BAE ile kalakalmış durumda.  

Libya’da dikkat çekici değişim

Fair Observer sitesinde Ortadoğu uzmanı Bill Law’ın kaleme aldığı yazıda UMH, yakın bir zamana kadar aralarında Rus Wagner şirketinin karışık paralı askerlerin ve devrik lider Muammer Kaddafi’den kalan birliklerin olduğu Haftar güçlerine karşı savunma hattında sınırlı bir başarı elde etmişti.

Fakat Türkiye’nin askeri desteğiyle birlikte UMH, başkent Trablus çevresinde bir yıl süren savunma pozisyonunda kaldıktan sonra dikkat çekici bir değişiklikle açık bir saldırıya geçti. Nisan ayı ortasından bu yana Hafter’e bağlı birlikler ağır yenilgiler alarak Trablus’un kuzeybatısındaki yedi kenti kaybetti. Bu kentler arasında stratejik öneme sahip arasında Sabratha, Surman, Ajaylat gibi Tunus sınırı ve Trablus arasındaki sahil kentleri var. Hafter’in bu kayıplara karşı cevabı başkente çok sayıda füze atarak halk arasında korku ve paniğe sebep olmak oldu.

ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nde Cezayirli Ramtane Lamamra’nın, Salamé’nin yerine getirilmesini veto etmesiyle barış çabası, en azından şimdilik öldü. BM Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesinden 14’ünün destek verdiği Lamamra’ya desteğine rağmen Hafter’i destekleyen BAE ve Mısır’ın arzularına cevap veren ABD, bu görevlendirmeyi veto etti.

BAE, Yemen’de elini yükseltti

Ve Yemen. 23 Nisan’da Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Husiler’in ateşkesi ihlal etmesine rağmen tek taraflı ateşkes ilan etti. Husiler ise ateşkesi en çok ihlal edenlerden biri olmalarına rağmen koalisyon güçlerini ateşkesi ihlal etmekle itham ederek bu suçlamaya karşılık verdi.

Her nasılsa, bundan sadece iki gün sonra, BAE’nin desteklediği ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi, güneydeki kentlerde, stratejik ada Socotra’yı da içeren bir özerklik ilan etti. Bu duyuru, GGK lider kadrosunun bulunduğu Abu Dabi’de yapıldı. Bu durum Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı gafil avladı.

Suudi Arabistan’da küçük kardeş olan Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Yemen’de 2015 yılında başlayan savaş durumundan çıkıp kurtulmak gibi bir zor vazifeyi yerine getirmekle görevlendirildi. Muhammed Bin Selman’ın kendisi de birkaç hafta içinde zafer kazanacağını umuyordu. Ancak 5 yıl sonra bugün Suudi Arabistan, kendisine milyarlarca dolar ve büyük bir uluslararası itibar kaybına mal olan bu pervasız maceradan çıkış yolu bulmakta çaresiz kaldı. İtibar kaybı büyük oranda gelişigüzel yapılan bombardımanlarla Yemen altyapısının büyük bir kısmının yok edilip binlerce sivilin öldürülmesi ve yaralaması; 29 milyonluk ülkenin büyük bir kısmının açlık riskiyle karşı karşıya gelmesi ve kolera gibi salgın hastalıklardan ölmesiyle geldi.

İronik bir şekilde Suudi Arabistan’la birlikte savaşa girmesine rağmen ülkenin güneyinde Suud aleyhine çalışan BAE’nin, birliklerini geçen yaz Yemen’den çıkararak kendi aşırılıklarıyla ilgili daha az bir itibar kaybına uğraması oldu. Kral Selman’ın diğer oğlu Halid bin Selman, Yemen’de uluslarası alanda meşru kabul edilen Devlet Başkanı Mansur Hadi ile Güney Geçiş Konseyi arasındaki Riyad Anlaşması’nı çok dikkatli bir şekilde hazırlamıştı. Anlaşmanın Hadi hükümetine ülkenin güneyinden çeşitli faydalar getirmesi bekleniyordu ancak kardeşi Muhammed bin Selman’dan daha acı bir ironi yaşadı.

GGK’nın 25 Nisan’da özerklik ilan etmesinin ardından; 27 Nisan’da bir Twitter’dan oldukça boş bir ümit taşıdığı şüphesiz olan bir paylaşım yapan Halid bin Selman, GGK özerklik kararını sürpriz olarak tanımladı ve “Hadi hükümetinin meşruiyetine destek veren Riyad anlaşmasının uygulanmasına geri dönülmesi” çağrısı yaptı.

Belki de BAE ve GGK, ellerini oldukça yükselterek, güneydeki valilerin anlaşmayı reddettiklerini duyurdular. Ülkenin başkenti Aden’deki limanı da içeren, güneyde oldukça esnek bir devlet yaratan ve aslında 1990 öncesi düzenlemeye bir geri dönüş olan bu oyunda, geçmişe göre belirgin bir fark olarak ipler BAE’nin eline geçti. Muhammed bin Zayed böylece Muhammed bin Selman’ın çok önünde olduğunu gösterdi. Üstelik Muhammed bin Selman’ın GGK’nın bildirisiyle daha karmaşık hale gelen ve Yemen’in kuzeyinde devam eden kazanılması zor bir savaştan Suudi Arabistan’ı çıkarması zorlaşıyordu.

Ve Libya’da, Hafter’in artık savunma pozisyona almasına rağmen BAE’nin onunla bağlarını gevşettiğine dair herhangi bir işaret bulunmuyor. ECFR’den Tarek Megerisi, Muhammed bin bin Zayed’in Hafter’e desteği için “Zayıflamıyor, aksine güçlendikçe güçleniyor” yorumunu yapıyor. Megerisi, bunu üç başlıkta açıklıyor: İlki BAE’nin Hafter’i şu anda terk etmek için çok fazla vaat vermiş olması. İkincisi, eninde sonunda  kendilerinin kazanacaklarına ve birkaç alanda hakim olacaklarına inanıyorlar. Ve son olarak Hafter’in çalışmalarında herhangi bir değişikliğin söz konusu olmaması.

BAE’nin arkasında olduğu savaş lordu Hafter, savaş alanında ağır kayıplar vermesine rağmen 27 Nisan’da “Komutan ağır bir ve sorumluluğun büyüklüğüne rağmen, insanların iradesine cevap veriyor ve yönetimi eline alıyor” diyerek kendisine destek veren güçler arasında darbe yaptığını duyurdu. Bu, Muhammed bin Zayed’in bilgisi ve onayı olmadan, büyük ihtimalle beklenmeyen bir açıklamaydı. Bu açıklama GGK’nin 25 Nisan’daki özerklik ilanıyla tuhaf bir benzerlik taşıyordu.

Hafter kendi stratejilerini uygularken Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, Yemen ve Libya'da devam eden bir savaş halinin hem daha geniş bir jeopolitik gündemin parçası olması hem de zekice kendi abartılı pozisyonunu koruması açısından daha uygun olduğuna inanıyor olabilir. Ancak yine de Körfez’in küçük emirliklerden oluşan ülkesi BAE’yi, Arap dünyasının fiili lideri olarak ortaya çıkan bölgesel bir güç merkezi haline dönüştürme hırsı güçlü.