76. BM Genel Kurulu’nda konuşan liderlerin gündeminde ne vardı?

ABD’nin New York şehrinde devam eden 76. BM Genel Kurulu’nda liderler, delegelere ülkeleriyle ilgili dünyaya vermek istedikleri mesajları paylaştılar.
  • 22.09.2021, 12:00:50
  • Güncelleme: 1 saniye önce
76. BM Genel Kurulu’nda konuşan liderlerin gündeminde ne vardı?

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani

Al Sani, uluslararası toplumu Taliban ile diyaloğu sürdürmeye ve insani yardımları Afganistan'daki siyasi süreçten ayrı tutmaya çağırdı.

Afganistan'da kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için çalışmanın ilk olarak Afgan halkının her kesiminin ve ikinci olarak da uluslararası toplumun sorumluluğu olduğunu belirten Al Sani, şunları kaydetti:

"Afganistan'daki mesele bir zafer veya yenilgi değil. Aksine dışarıdan siyasi bir sistemi dayatma sürecinin başarısızlığıdır. Niyet, sarf edilen çaba ve harcanan fonlar ne olursa olsun, bu deneyim 20 yıl sonra çökmüştür."

İRAN İLE İHTİLAFLAR KONUSUNDA "DİYALOG" ÇAĞRISI

İran'la görüş farklılıkları ve ihtilafların sadece karşılıklı saygı temelinde akılcı diyalogla çözülebileceğini söyleyen Al Sani, "Bu (diyalog), İran'la nükleer anlaşmaya geri dönüş konusunda gereklidir. Nükleer anlaşmaya geri dönmeye karşı olanlar dahil hiç kimsenin bu yaklaşıma bir alternatifi olduğunu sanmıyorum." dedi.

İSRAİL'İN FİLİSTİN'DEKİ İHLALLERİ

Filistin konusuna ve İsrail'in ihlallerine de dikkati çeken Al Sani, şöyle devam etti:

"İsrail'in Şeyh Cerrah ve Silvan mahalleleri sakinlerini sınır dışı etmesine ve son zamanlarda Mescid-i Aksa'nın yerleşimciler tarafından ihlal edilmesine, Filistin halkı, Araplar ve uluslararası toplumdan gelen öfkeli tepkiler, Filistin davasının merkeziliğini ve bunu unutturmanın bir yolu olmadığını yeniden teyit etmiştir."

Al Sani, ramazan ayında başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslümanların ve Hristiyanların kutsal mekanlarına karşı tekrarlanan saldırılar, Yahudileştirme ve yerleşim politikaları kapsamında Filistinlilerin evlerine el konulması dahil bu yıl işgal altındaki Kudüs'te birçok İsrail ihlalinin görüldüğünü ifade etti.

Katar Emiri, uluslararası toplumun, Filistin meselesine, 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması, Arap topraklarının işgaline son verilmesi ve mülteci meselesine adil bir çözüm getirilmesi üzerinden kapsamlı bir çözüm sağlama sorumluluğu olduğunu belirtti.

Al Sani "Bu ertelemenin sürmesinin sonucu olarak, Filistin meselesinin marjinalleştirilebileceğine ya da işgale son verilmesi yerine işgal altındaki nüfusun ekonomik durumunun iyileştirilmesi gibi fikirler ileri sürülerek köklü bir milli meselenin üstünün örtülebileceğine inananlar zaman zaman ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.

SURİYE KRİZİ

Suriye krizine de değinen Al Sani, "Suriye'de barışçıl bir ayaklanmayla başlayan ve savaş nedeniyle insani felakete dönüşen krizin üzerinden 10 yıl geçti." dedi.

Krizin devamının, Suriye'de, bölgede ve dünyada barış ve güvenlik için önemli riskler taşıdığını vurgulayan Al Sani, "Suriye meselesi ihmal edilmemeli, uluslararası toplum, son zamanlarda Dera ve diğer bölgelerdeki bombardıman sırasında yaptığı gibi Suriye halkının acılarına sırtını dönmemelidir." şeklinde konuştu.

Katar Emiri Al Sani ayrıca, Cenevre 1 bildirgesi ve BM'nin 2254 sayılı kararının uygulanması yoluyla Suriye krizinin bitirilmesi konusundaki çabaları iki katına çıkarma çağrısında bulundu.

 

İran Cumhurbaşkanı Reisi

Reisi, ABD yaptırımlarını bir tür savaşa benzetirken, ülkesinin başta komşular olmak üzere dünya ile geniş kapsamlı ekonomik ve siyasi iş birliği ve yakınlaşma arayışında olduğunu söyledi.

Küresel barış ve güvenliğin yalnızca adaletin sağlanmasına bağlı olduğunu ve adaletin de yalnızca dünyadaki tüm ulusların haklarının korunmasıyla sağlanabileceğini belirten Reisi, "Ulusların haklarının ihlali her şeyden önce dünya barışını ve güvenliğini tehlikeye atar." dedi.

Afganistan ve Orta Doğu bölgesindeki gelişmelerin "ABD'nin hegemonik zihniyetini ve Batı kimliğini dayatma projesinin başarısız olduğunu gösterdiğini" ifade eden Reisi, "Hegemonyanın sonucu; kan dökülmesi, istikrarsızlık ve nihayetinde de yenilgi ve kaçıştır. Bugün ABD; Irak ve Afganistan'dan çıkmadı ancak çıkarıldı. Bu işgallerin bedelini Filistin ve Suriye'den Yemen ve Afganistan'a kadar mazlum milletler, diğer taraftan da Amerikan vergi mükellefleri ödüyor." diye konuştu.

ABD'nin küresel "hegemonya düzeninin" geçerliliğini yitirdiğini söyleyen Reisi, "Bu yıl, 2 sahne tarihe geçti. İlki, 6 Ocak'ta ABD Kongresinin halk tarafından saldırıya uğraması ve ikincisi de Afgan halkının ABD uçaklarından atılmasıydı. Başkentten Kabil'e dünyaya net bir mesaj gönderildi. Artık ABD'nin hegemonya düzeninin geçerliliği yoktur." ifadelerini kullandı.

ABD yaptırımlarına işaret eden Reisi, "Bugün yaptırımlar ABD'nin uluslara karşı savaşının yeni bir yöntemidir. İran halkına yönelik yaptırımlar nükleer program ve hatta İslam Devrimi sırasında başlamadı. Bu yaptırımlar 1951'de petrol endüstrisinin millileştirilmesiyle başladı ve İran tarafından seçilen hükümete karşı Amerikalılar ve İngilizler tarafından bir askeri darbeye yol açtı. Koronavirüs salgını sürecindeki yaptırımlar ve özellikle ilaç yaptırımları ise insanlığa karşı suçtur. ABD'nin özellikle insani konulardaki yasa dışı yaptırımlarının devam etmesini kınıyor, insanlığa karşı işlenen bu organize suçun kayıt altına alınmasını talep ediyorum." şeklinde konuştu.

"NÜKLEER SİLAHLARIN SAVUNMA DOKTRİNİMİZDE VE CAYDIRICILIK POLİTİKAMIZDA YERİ YOK"

Ülkesinin nükleer programına ve nükleer anlaşmanın taraflarıyla Viyana'da yapılan görüşmelere dair de değerlendirmelerde bulunan Reisi, şöyle konuştu:

Reisi, ülke lideri Ayetullah Ali Hamaney'in nükleer silahlara ilişkin fetvasını hatırlatarak, "Nükleer silahların savunma doktrinimizde ve caydırıcılık politikamızda yeri yok ve nükleer silahların üretimini ve stoklanmasını liderin dini fetvasına göre yasak kabul ediyoruz." dedi.

AFGANİSTAN'DA KAPSAYICI HÜKÜMET VURGUSU

Konuşmasında Afganistan'daki gelişmelere de yer veren Reisi, Taliban yönetimine kapsayıcı hükümet kurma çağrısını yineleyerek, "Afganistan'da tüm etnik kökenlerin etkin katılımına sahip kapsayıcı bir hükümet ortaya çıkmadığı takdirde bu ülkede barış ve istikrar sağlanamaz ve işgalin başarısızlığa uğraması gibi vesayet sistemi de başarısızlığa mahkumdur." değerlendirmesinde bulundu.

İran'ın, kararlılıkla halkının tüm hak ve çıkarlarını savunurken, dünya ile geniş ekonomik ve siyasi iş birliği ve yakınlaşma arayışında olduğunu belirten Reisi, "Başta komşular olmak üzere tüm dünya ile etkin bir ilişki arayışındayım ve onların ellerini samimiyetle sıkıyorum." dedi.​​​​​​​

 

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae

Moon, Kuzey ve Güney Kore arasındaki diyaloğun yanı sıra Kuzey Kore-ABD diyaloğunun hızla yeniden başlatılması çağrısında bulunarak, yarımadada barışın teşviki için diyalog ve iş birliğinin gücünü görmeyi umduğunu söyledi.

Moon, "İki yıl önce burada, Kore Yarımadası'nda sorunların çözümünde; sıfır tolerans, karşılıklı güvenlik garantisi ve birlikte refahtan oluşan üç ilke ilan ettim." dedi.

"Uluslararası kamuoyunu bir kez daha Kore Yarımadası'ndaki savaşın sonu için seferber olmaya çağırıyorum, Kuzey ve Güney Kore taraflarıyla ABD ve Çin'in bir araya gelerek savaşın bittiğini ilan etmesini istiyorum." diyen Moon, tarafların bir araya gelmesiyle nükleer silahlanma konusunda da ilerleneceğini ve kalıcı barışın sağlanabileceğini vurguladı.

Ayrıca Moon, Afganistan'daki güncel gelişmelere de değinerek, "Afganistan'daki son durum, BM'nin barışı ve insan haklarını ilerletmede oynadığı önemli rolün açık bir hatırlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor." ifadesini kullandı.

 

Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro

Bolsonaro, Afganistan'ın geleceğinden endişe duyduğunu belirterek, Hristiyan Afganlara insani vize vereceklerini açıkladı.

Yasa dışı ormansızlaşma yüzde 32 azaldı

Bolsonaro, Amazonların yüz ölçümünün Batı Avrupa'ya eşit olduğunu hatırlatarak, "Yasa dışı ormansızlaşmayı ortadan kaldırmak için çabalarımızı iki katına çıkardık. Ormansızlaşma, ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 azaldı." diye konuştu.

Brezilya Devlet Başkanı, ülkesinin enerji üretiminde örnek olduğunu söyleyerek, üretilen enerjinin yüzde 83'ünün yenilenebilir kaynaklara dayandığını belirtti.

"Hristiyan Afganlara insani vize vereceğiz"

Bolsonaro, Brezilya'nın her zaman göçmen kabul ettiğini dile getirerek, ülkesine Venezuela'daki siyasi krizden kaçan 400 binden fazla Venezuelalı göçmen geldiğini aktardı.

Brezilya'nın Afgan göçmen kabul edeceğini duyuran Bolsonaro, "Afganistan'ın geleceği bizi derinden endişelendiriyor. Hristiyan Afganlara insani vize vereceğiz." ifadesini kullandı.

 

Ekvador Devlet Başkanı Lasso

"MİLYONLARCA VENEZUELALININ VATANLARINDAN AYRILMALARINA KAYITSIZ KALMADIK"

Ekvador'un göçmenlere kardeşçe kucak aştığını dile getiren Lasso, "Ne yazık ki insanlık dramı Latin Amerika ülkelerinde bizler için yeni değil. Tam da bu nedenle milyonlarca Venezuela vatandaşının anavatanlarından ayrılmalarına kayıtsız kalmadık." ifadesini kullandı.

Lasso, ülkesinde bulunan 433 bin Venezuelalı göçmene sosyal güvence ve iş imkanları sağladıklarını kaydetti.

"SERBEST TİCARET YOLUYLA BAĞLANTI KURMAMIZ BİZİM İÇİN DAHA İYİDİR"

Vatandaşların göç etmelerini engelleyecek fırsatlar sunulması gerektiğine dikkati çeken Lasso, "Ticari imkanları insanlara sağlamalıyız, bizi izole eden, kuşatan ve refah alanlarını sınırlayan uygulamaların neden olduğu zorunlu göçtense, serbest ticaret yoluyla bağlantı kurmamız bizim için daha iyidir." dedi.

 

Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernandez

"ARJANTİN, IMF İLE ZEHİRLİ VE SORUMSUZ BİR BORCA MARUZ KALDI"

Fernandez, ülkesinin önceki hükümet döneminde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yaptığı anlaşmaya dikkati çekerek, "Arjantin, IMF ile zehirli ve sorumsuz bir borca maruz kaldı. Dünyanın bu borç cinayetini anlaması için şunu söylemek istiyorum; IMF'nin Arjantin için onayladığı 57 milyar dolarlık miktar, IMF'nin salgın boyunca 85 ülkeye ödediği miktara denk geliyor." dedi.

IMF'nin Arjantin'e verdiği 44 milyar dolarlık borcu sert bir dille eleştiren Fernandez, bu paranın önceki hükümet dönemindeki yanlış ekonomik politikalar nedeniyle ülkeden çıktığını vurguladı.

Fernandez, G20 Borç Servisinin Askıya Alınması Girişimi'nin uzatılmasını "önemli" olmasının yanı sıra "geçici ve yetersiz" olarak niteledi ve "borçların hafifletilmesi ve sürdürülemez borçların yeniden yapılandırılması" gibi konuları tam olarak ele almadığını savundu.

G20 ülkelerinin borçlarının ele alınmasına yönelik yeni ortak çerçevenin alt orta gelirli ülkelere genişletilmesi talebinde bulunan Fernandez, birkaç özel kuruluşun elinde bulunan ülkelerin kredi risk notunun Uluslararası Finansal Mimari reform gündeminin bir parçası olması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

Peru Devlet Başkanı Castillo

Peru'da yeni bir sosyal uyum ve demokratik anlaşma inşa etmeye çalıştıklarını anlatarak, ülkede aşırı yoksulluğu bu şekilde ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi.

İklim değişikliğinin dünyadaki etkilerine değinen Castillo, "En çok kirleten ülkeler, üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır." ifadesini kullandı.

"HÜKÜMET OLARAK ACİL ULUSAL İKLİM DURUMU İLAN EDECEĞİZ"

Castillo, Peru'nun gezegene bağlı bir ülke olduğuna işaret ederek, "Peru, 2050'ye kadar sera gazı emisyonlarını 2030'a kıyasla yüzde 30'dan yüzde 40'a düşürme hedefini üstleniyor. Hükümet olarak acil ulusal iklim durumu ilan edeceğiz. " dedi.

Pandemiyle yüzleşmede yeni bir küresel girişimin olmasının önemini vurgulayan Castillo, "Başta en yoksul ülkeler olmak üzere herkes aşılara ulaşmalı, uluslararası iş birliğinde eksiklik var. Peru bir görev verildiğinde aktif ve dinamik olarak hazır olacaktır." şeklinde konuştu.

 

Kolombiya Devlet Başkanı Duque

Duque, ülkesinin son yıllarda hızla artan göç krizi nedeniyle büyük mücadele verdiğini belirterek, 1 milyon 200 bin Venezuelalıya "Geçici Koruma Statüsü" verildiğini açıkladı.

Düzensiz göçle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemine değinen Duque, "Zengin bir ülke olmaksızın muazzam bir maliyetle bu zorunluluğu üstleniyoruz. Kurulmuş bağış tabloları aracılığıyla, uluslararası camianın taahhütlerinin seferber edilmesi gerekiyor." ifadesini kullandı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE

Duque, Kolombiya'nın iklim değişikliğinin etkileri karşısında en çok tehdit altında olan ülkelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Sera gazı emisyonlarımızı yüzde 51 azaltma taahhüdümüzü 2030'a kadar başarmak, yenilenebilir enerjileri arttırmak ve Amazon'un korunması temel hedeflerimizdir." dedi.

Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile Kasım 2016'da yapılan barış anlaşmasının yasal olarak ilerlediğini hatırlatan Duque, eski FARC üyelerinin sivil hayata yeniden kazandırıldığını kaydetti.

Norveç'in ara buluculuğunda Venezuela hükümetiyle muhalefet arasında başlayan müzakereleri değerlendiren Duque, "Venezuela'daki krizin tek çözümü, şeffaf ve özgür seçimlerin yapılması. Bu süreç uluslararası gözlemciler denetiminde garanti edilmelidir." diye konuştu.

 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN