Orta Doğu

Gazze'de hamile kadınlar: Kıtlığın silinmeyen izleri

Gazze'de 2025 yılında yaşanan büyük kıtlık, ateşkes sonrası dönemde bile hamile kadınların ve doğacak bebeklerin sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.

Abone Ol

Gazze'de yaşayan binlerce hamile kadın, 2025 yılındaki kıtlığın ardından bugün hala derin tıbbi ve insani sorunlarla mücadele ediyor. Beslenme şartlarındaki kısmi iyileşme, anne karnındaki bebeklerin taşıdığı riskleri ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Ümmü Diyab'ın çadırındaki sessiz çığlık

Beş aylık hamile olan Ümmü Diyab, kuzeyden göç etmek zorunda kaldığı derme çatma bir çadırda yaşıyor. Soğuk ve açlığın pençesinde geçen günlerinde, iki yaşındaki çocuğuyla birlikte hayatta kalmaya çalışıyor. Tıbbi yardım almak için saatlerce hastane kuyruklarında bekleyen genç anne, çoğu zaman ilaç ve vitamin bulamadan çadırına geri dönüyor.

Yıkık evlerde tutunmaya çalışan hayatlar

Zeytun mahallesinde yaşayan İsra Kasım ise yedi aylık hamileliğinde sık sık baygınlık geçiriyor. Evinin pencereleri olmayan bir bölümünde yaşayan İsra, sadece açlığını bastıracak kadar gıda bulabiliyor. En büyük korkusu ise bebeğinin erken doğması veya sağlıksız dünyaya gelmesi.

Tıbbi veriler: Bebek sağlığı alarm veriyor

Gazze'deki doktorlar, hamilelik sürecinde temel vitamin ve minerallerin eksikliğinin kalıcı hasarlara yol açtığını belirtiyor. BM ve yerel sağlık kuruluşları, özellikle demir ve folik asit eksikliğinin sinir sistemi bozukluklarına neden olduğunu raporluyor.

Bebek sağlığı ve doğum verilerindeki değişim:

Kriter Savaş öncesi ortalama Şubat 2026 verileri
Ortalama doğum ağırlığı 3.5 kg 2.5 kg
Gelişim bozukluğu oranı Düşük Yüksek
Erken doğum riski Normal Çok yüksek
Temel tıbbi malzemeye erişim %90+ %20'den az

Uzmanlardan "engelli nesil" uyarısı

Dr. Suhayl Ebu Mustafa, anne adaylarının vücudunda vitamin ve protein depolarının tamamen tükendiğini vurguluyor. Bu durum, bebeklerin hayati organlarının gelişimini doğrudan engelliyor. Ayrıca patlayıcı maddelerden yayılan kimyasal atıkların da bebeklerde genetik hasar riskini artırdığı ifade ediliyor.

Doktor Ziyad el-Mısri, hastanelerin yetersiz imkanlara rağmen prematüre bebekleri hayatta tutmaya çalıştığını söylüyor. Mevcut iyileşme belirtilerinin henüz yeterli seviyede olmadığını, sürecin çok yavaş ilerlediğini ekliyor.

Orta Doğu Haber