Avrupa

Filistinli mağdurların avukatından UCM Başsavcısı Han'a "çifte standart" eleştirisi

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde Filistinli mağdurları savunan hukuk ekibinin üyesi Triestino Mariniello, UCM Başsavcısı Karim Han’ı, İsrail’in savaş suçları söz konusu olduğunda "çifte standart uyguladığı" için eleştirdi.

Abone Ol

Liverpool John Moores Üniversitesi Hukuk Profesörü Mariniello, Opinio Juris sitesinde yayımlanan makalesinde, Başsavcı Han'ın, Filistin konusunda uzun süredir sessiz kalmasına dikkati çekti.

Mariniello, Han'ın Ukrayna'da süren savaşta somut vakaları tespit etmesinin sadece bir yıl sürdüğüne ve göreve başlamasından bu yana geçen 2,5 yıl içinde Filistin topraklarındaki ihlallerle ilgili soruşturmada tutuklama veya celp emri talebinde bulunmadığına işaret ederek Han'ı "çifte standart uygulamakla" suçladı.

Hiçbir UCM savcısının işgal edilen Filistin topraklarını ziyaret etmediğini belirten Mariniello, 2022'de Savcılık Ofisince Filistin'e fon verilmediğini, 2023'te ise aktif soruşturmalar arasında en düşük bütçenin Filistin soruşturmasına ayrıldığını hatırlattı.

Ukrayna'da farklı, Gazze'de farklı uygulanan "çifte standart"

Mariniello, Han'ın Filistin ve Ukrayna hakkındaki soruşturmalara yaklaşım biçimi arasında "keskin bir tezat" bulunduğunu belirterek savcının Ukrayna-Rusya Savaşı başlamasının ardından Ukrayna'ya çok sayıda ziyaret gerçekleştirdiğini, basın toplantılarına katıldığını, UCM'nin bölgede en büyük saha ofisini açtığını, 42 müfettiş görevlendirdiğini, kanıt toplamak için çevrim içi bir portal oluşturduğunu ve çeşitli ülkelerden "eşi benzeri görülmemiş" miktarlarda fon topladığını anımsattı.

Han'ın, 2022'de Ukrayna'da savaş başladıktan kısa süre sonra caydırıcı etkisi olan bir dizi önleyici tedbirlerin ilkini yayınladığına işaret eden Mariniello, buna karşılık Haziran 2021'den bu yana Filistin soruşturmasıyla ilgili herhangi bir güncelleme yapılmadığı veya önleyici bir adım atılmadığına değindi.

Mariniello, Han'ın 7 Ekim'de Hamas'ın saldırılarından etkilenen İsrailliler ve avukatlarının görüşme taleplerine hızla yanıt verip birden fazla kez bir araya gelmiş olmasına rağmen Filistinlilerin taleplerini geri çevirmesinin "kafa karıştırıcı" olduğunu belirterek "Savcının bilerek veya bilmeyerek mağdurlara uyruk veya etnik kökene göre ayrımcılık yaptığı izlenimi ortaya çıkabilir." değerlendirmesinde bulundu.

UCM, İsrail'i doğrudan hedef alan soruşturma açmaktan kaçınıyor

Han'ın 29 Ekim'de Mısır'a yaptığı ziyaret sırasında yerinden edilen Filistinlilerle görüşmediğini aktaran Mariniello, Han’ın ayrıca 2 Aralık'ta İsrail'in bombalamalarında yaralanan ve aile üyelerini kaybedenler dahil onlarca Filistinliyi dinlemeye yalnızca 10 dakikasını ayırdığını ve işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşim yerleri ve kontrol noktalarını ziyaret etmeyi reddettiğini belirtti.

Mariniello, ayrıca, Han'ın Filistin hakkındaki soruşturmaların da devlet dışı aktörlere yönelik açıldığına dikkati çekerek soruşturmaların doğrudan İsrail'i suçlamadığına işaret etti.

Han'ın işgal altındaki Doğu Kudüs dahil, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde Roma Tüzüğü uyarınca uluslararası suç sayılabilecek belgelenmiş kanıtları gözden kaçırdığını kaydeden Mariniello, bunlar arasında İsrail ordusu ve koruması altında hareket eden silahlı yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen yaygın ve sistematik infazlar, sivillerin zorla yerinden edilmesi, işkence ve kötü muamele ile keyfi gözaltılar olduğunu aktardı.

Mariniello, Han'ı İsrailli yerleşimci şiddeti ve İsrailli yetkililerin ilişkisine değinmeyi reddettiği için eleştirerek "Savcının yerleşimci şiddeti ile yerleşimlerin yasa dışılığı arasında açık bir bağlantı kurmaması da hayal kırıklığı yaratıyor." değerlendirmesini yaptı.

"Filistin'deki durum, güçlü devletler işin içine girdiğinde uluslararası ceza adaletinin asimetrik kaldığını doğruluyor"

Gazze'de güvenli yer bulunmamasına işaret eden Mariniello, "Savcının Filistinlilere yönelik toplu katliamlara ve sivillerin evlerinin yıkılmasına ilişkin neden sessiz kaldığını anlamakta zorluk çekiyoruz. Siviller özellikle güney Gazze'de gidecekleri güvenli bir yer bulunmazken Gazze sakinlerinin zorla yerinden edilmesiyle ilgili neden herhangi bir şey söylemediği açık değil." ifadelerini kullandı.

"Filistin'deki durum, güçlü devletler işin içine girdiğinde uluslararası ceza adaletinin asimetrik kaldığını doğruluyor." değerlendirmesinde bulunan Mariniello, Han'ın İsrail'in uluslararası insancıl hukuka uyum sağlamayı amaçladığı yönündeki açıklamasını da eleştirdi.

Mariniello, uluslararası toplumun Gazze'de bir soykırıma tanıklık ettiği bu dönemde Han'ın eylemlerinin "hayati önem" taşıdığını kaydederek UCM'ye tüm mağdurların adalete eşit erişimini sağlama ile davaları bağımsız ve tarafsız şekilde yürütme çağrısı yaptı.

UCM'nin görevini yerine getirmek yerine ABD ile samimi ilişkisinin devamını tercih etmesinin tarafsız ve bağımsız kurum imajını zedelemeye devam edeceği uyarısında bulunan Mariniello, şunları kaydetti:

"Güçlü devletlerin baskısına boyun eğmek, şimdiye kadar Irak, Afganistan ve Filistin gibi uluslararası suç iddialarının en geniş çapta belgelendiği bazı vakalarda kimseyi sorumlu tutmayı başaramayan bir kurum için daha fazla meşruiyet kaybına yol açacaktır. Her geçen gün şiddetlenen bir soykırımla karşı karşıya kaldığımız bir dönemde bu tür çifte standartlara devam etmek, UCM'nin güvenilirliği açısından başarısızlık anlamına gelecektir."